​6 Şubat depreminin 3. yılındayız. O korkunç depremin geride bıraktığı maddi ve manevi yıkımı; can ve mal kayıplarının sebep olduğu travmayı kelimelerle anlatmak ne mümkün...
​On binlerce vatandaşımızı depremde yıkılan çürük binaların enkazında yitirmek öyle acı bir duygu ki... Japonya'da veya Rusya'da 8-9 şiddetindeki depremlerde can kaybı olmuyor. Demek ki deprem değil; çürük binalar, beton tabutlar öldürüyor.
​6 Şubat depreminde; yeni yapılmış albenili, çok katlı binaların yerle bir olduğunu görmek gerçekten inanılmazdı. Alt katları dükkan, fırın veya kafe olan yüksek katlı binaların kolonlarının kesilmesi ne kadar büyük bir yanlış ve sorumsuzluksa; bunları denetlemesi gerekenlerin görevlerini yapmamaları da o kadar hatalıdır.
​Zemin etüdü yapılırken bataklık, dere yatağı ve yumuşak zemine izin verenler kadar; demirden ve çimentodan çalan müteahhitler, mimarlar, mühendisler ve inşaat ustaları... Yani inşaatları yaptıran, denetleyip takip etmesi gereken bütün birimlerin hepsi deprem yıkımından sorumludur.
​6 Şubat depreminde on binlerce kişiye mezar olan o binalar, pahalı daireler aslında birer beton tabutmuş. Milyonlarca Türk lirasına "ev" diye satılan lüks daireler, binlerce vatandaşımıza mezar oldu.
​27 Ekim gecesi, Balıkesir merkezli, birkaç saniye süren bir deprem olmuştu. O birkaç saniyede aklımdan binlerce şey geçti... "Deprem çantası, cenin pozisyonu, otur, çömel, kapan..." Hepsi hikâye. İnsan o anda bunların hiçbirini düşünemiyor, hiçbir şey yapamıyor.
​Allah korusun, bina yıkılırsa kim çanta arayacak, insan nasıl kurtulacak? Allah'a yalvarmaktan başka yapacak hiçbir şey yok. Eğer oturduğunuz bina depreme dayanıklı, sağlam inşa edilmişse sorun yok; ama bina betondan bir tabutsa kurtuluş şansı çok az.
​O yüzden artık önceliklerimiz rant, çok para kazanmak veya eksik malzemeli inşaatlar değil; vicdan, ahlak ve dürüstlük olmalıdır. İnşaatlar dâhil bütün işlerimizde kalite ve sağlamlık ön planda tutulmalıdır.
​Lütfen bir inşaata başladığınız zaman; enkaz altında "Sesimi duyan var mı?" diye bağıra bağıra can verenlerin sesine kulak verin. Dozerle hafriyat kazarken; eksik malzemeli binaların enkazında yitip giden bebek, çocuk, genç, yaşlı on binlerce vatandaşımızın feryadını, sesini duyun...
​Öyle sağlam binalar inşa edin ki olası bir depremde kimse "Sesimi duyan var mı?" diye bağırmak zorunda kalmasın.