Güzelyurt Mahallesinde 2015 yılında 170 dönümlük alana yapılan Atatürk Kent Parkı, şehrin stresinden, kargaşasından uzaklaşıp rahat nefes almak isteyen Manisalılar için adeta bir dinlenme merkezi. Yürüyüş alanları, piknik imkanı, çocuklar için oyun sahaları sunan park, içinden geçen deresiye, deresindeki ördeğiyle, yemyeşil çimleriyle, ağaçlarıyla Manisalılar tarafından büyük rağbet gören bir yer.
Parkın yapıldığı günleri ve açılışını hatırlıyorum. Her ayrıntı düşünülmüştü ancak bir şey unutulmuştu: Mescit. İçindeki bir kafeteryanın müşterileri için yaptığı mescidi saymazsak, parkın mescidi bulunmuyordu ve çok yakın mesafede cami de yoktu. O zamanlar acizane, “Kent Parkın Mescidi Neden Yok?” şeklinde bir yazı kaleme almıştım. Bu yazıdan mıdır, yoksa gelen tepkilerden midir bilinmez, Kent Parkın giriş kapısına bir erkek bir kadın olmak üzere ahşaptan iki kulübe koyuldu. Kulübelerin başına da abdest almak için bir çeşme yapıldı. Yıllardır bu iki küçük kulübede namaz kılınıyor.
Son zamanlarda yaptığım gözlemlerde, bu kulübelerin yetersiz olduğunu mütalaa ettim. Kulübelerin içinde 3-4 kişi namaz kılabiliyor. Toplu organizasyonları düşündüğümüz zaman, bu kulübelerin yetersiz kaldığı aşikârdır. Geçenlerde mescidin önünde bekleyen bir kalabalığı görünce, daha geniş ve ferah mescit ihtiyacının olduğunu düşündüm.
Kent parkın yoğunluğuna yakışır bir şekilde, yeterli sayıda şadırvanı bulunan mescit yapılamaz mı?
Kentlerin gelişimi, sadece yeni sosyal alanlar inşa etmekle değil; var olan alanların değişen ve büyüyen ihtiyaçlara göre güncellenmesiyle mümkündür. Atatürk Kent Parkı’nın yoğunluğuna ve Manisa’ya yakışacak, parkın doğal mimarisini bozmayacak, estetik, temiz ve yeterli kapasitede bir mescit ile şadırvan projesinin hayata geçirilmesi, alanı kullanan tüm vatandaşlar için önemli bir kamu hizmeti olacaktır.
Sağlıcakla kalın.