Manisaspor küme düştü.  Oysa ligin ilk yarısını 24 puanla 10. sırada tamamlamıştı. Oysa ilk devre sona erdiğinde Samsun ve Karabük’ün sadece 12 puanları vardı.  Antep, Ordu, Bursa, Antalya, Sivas ise puan sıralamasında Manisa’nın altında yer almaktaydı

Manisaspor küme düştü.  Oysa ligin ilk yarısını 24 puanla 10. sırada tamamlamıştı. Oysa ilk devre sona erdiğinde Samsun ve Karabük’ün sadece 12 puanları vardı.  Antep, Ordu, Bursa, Antalya, Sivas ise puan sıralamasında Manisa’nın altında yer almaktaydılar.  Denilebilir ki “Ne var bunda? Takımlar çıkar da düşer de. Bunda şaşıracak ne var?” Elbette şaşılacak bir şey yok. Ama şaşılacak şey şu ki; bu duruma ne şaşıran var ne de bu durumu içine sindiremeyen. Ne kahreden var ne de bu durumun sorumluluğunu kendinde arayan.  Tabiri caizse “ŞEHİRDE TIK YOK”.  Zaten bu takım Süper Lige çıktığında da şehirde tık yoktu.  Takımımızın Süper Lige çıktığı seneyi hatırlayın ( 2008/2009 sezonu ). Baştan sona ligi lider götürmüş ve şampiyon olarak çıkmıştı. Sondan bir önceki haftada evinde oynadığı maçta Diyarbakırspor’u ağırlamış ve maç 1-1 bitmişti. Çünkü beraberlik takımımıza yetiyordu. Oysa o gün taktik gereği kontrollü oynayan takım yuhalanmıştı. Ben de tribünde birkaç kişiyle tartışmış; “ bir maçta da iyi futbol görmeyin ne olacak, bu takım şampiyon oluyor” demiştim.   O gün bu takımın bu şehre fazla olduğunu anladım. Üzgünüm ki hala aynı kanaatteyim.  5 TL ye bilet 50 TL ye kombine satılmasına rağmen tribünleri doldurmayan çiğdemci seyirciye bu lig zaten fazlaydı.  En kritik maç olan Gaziantepspor maçını bile 5 bin kişiye oynamış takım.  Yani gemi çoktan terk edilmiş batışı ise TV den seyrediliyordu.  Ayrıca, bu seyirci Manisaspor Süper Lige çıktığında şehrin sokaklarını karnaval yerine mi çevirdi ki düştüğünde yas tutsun? … Takımın düşmesinde büyük sorumluluğu olan yönetim, teknik kadro(lar) ve futbolcular bu yazının konusu olmadığı için onlara değinmiyorum.  Zaten bunların üçü de gelip geçicidir, kalıcı olan ise taraftarlardır. İşte tam burada bir tespit daha yapmak gerekir. Manisa’da eksik olan taraftarın varlığıdır. Tribünleri dolduranların çoğunluğu seyircidir. Bu ikisi arasındaki fark ise gece ile gündüz kadar açıktır. Seyirci için; sürekli galibiyet, daima başarı, bol gol, iyi futbol, pahalı transfer… bunun yanında beleş bilet, ucuz kombine, güneşli hava, kapalı tribün vardır. Taraftar için ise renkler önemlidir galibiyet değil. Başarı bekler ama gelmeyince küsmez, küfretmez. Maç seçmez, tribün ayırmaz, hava durumuna bakmaz, beleşe yönelmez. Seyirci iyi gün dostudur. Taraftar düştüğün gün bile maça gelip seni alkışla uğurlayandır.  Sözün özü; üzücü olan Manisaspor’un küme düşmesi değildir. Buna yürekten üzülen ama gerçekten üzülen Manisalıların azlığıdır.  Not: Her şart ve koşulda takımını destekleyen Tarzanların hakkını da teslim etmek gerekir. Dileğim sayılarının artmasıdır.    Yaşar Fahri CAN