Toplumsal gelişimin en önemli dinamiği eğitim ve öğretim faaliyetleridir. Eğitim öğretim faaliyetlerinin merkezinde ise öğretmenler bulunmaktadır. Bu nedenle dünyadaki gelişmiş ülkelere baktığımız zaman milli gelirlerinden çok önemli bir payı eğitim hizm
Toplumsal gelişimin en önemli dinamiği eğitim ve öğretim faaliyetleridir. Eğitim öğretim faaliyetlerinin merkezinde ise öğretmenler bulunmaktadır. Bu nedenle dünyadaki gelişmiş ülkelere baktığımız zaman milli gelirlerinden çok önemli bir payı eğitim hizmetlerine ayırdıklarını görmekteyiz.
Eğitime yapılan yatırım insana yapılan yatırımdır. Çünkü bu durum iş gücünün kalitesini ve verimliliğini arttıracak ve kalkınmaya büyük bir ivme kazandıracaktır.
Başta da değindiğim gibi bütün bu faaliyetlerin merkezinde öğretmenler vardır. Yani siz ne kadar okul yapıp onu en ileri teknolojilerle de donatsanız öğretmensiz bir adım yol almazsınız.
Burada öğretmenlik şöyle kutsal böyle özverili bir meslek duygusallığına girmeden bir tespitte bulunmaya çalışacağım. Sonuçta öğretmenlik de bir meslek ve gelir getiren bir iştir. Profesyonelce yapıldığı, uzun bir eğitim süreci gerektirdiği için hakkının teslim edilmesi gerekir.
Bu noktadan hareketle biraz yine verilere bakmak gerekiyor.
Ülkemizde öğretmenlerin maaşları OECD ülkeleri ortalamasının oldukça altında. 2007 OECD raporuna göre öğretmenlerin bir ders saati için aldıkları ücret baz alındığında Türkiye, Macaristan hariç bütün ülkelerin altında yer almaktadır. 23 dolar başlangıç ücreti ile Almanya liste başı iken ülkemizde bu rakam 10 dolardır.
Göreve başlama ile en üst derecede alınan maaşlar arasındaki farka baktığımızda ise İrlanda’da % 88, Portekiz’de % 157, İskoçya’da % 60, Almanya’da % 30 ülkemizde ise %19,5 tir. OECD ortalaması ise %65 tir.
Ülkelere göre satın alma gücü paritesi göz önüne alındığında ülkemizde öğretmen maaşlarının oldukça düşük olduğunu da görüyoruz. Burada Almanya 40 bin dolarla zirvede. Danimarka, Hollanda, İspanya, İskoçya 30 bin doların üzerinde. Ülkemizde ise bu rakam 17 bin dolardır. OECD ortalaması ise 28 bin dolardır.
Maaş, refah seviyesi, milli gelire göre ortalamalar vs böyle iken acaba çalışma şartları ve öğretmen başına düşen öğrenci sayıları nasıl acaba. Bir de ona bakalım.
Türkiye öğretmen başına düşen öğrenci sayısı bakımından en yüksek ülkelerden biridir. Bu durum hiç şüphe yok ki çalışma düzenin ağırlaşmasını ve daha çok öğrencinin başarısından sorumlu olunmasını beraberinde getirmektedir. İlkokul düzeyinde OECD ortalaması 17 öğrenci iken bu rakam bizde 26’dır.
Öğretmenlerin ders saati ve çalışma saatlerine gelince. Burada öncelikle şuna açıklık getirmek gerekir. Öğretmenlerin girdikleri ders saati, okulda geçirdikleri saat ve resmi olarak çalıştıkları saatler birbirinden farklıdır. Bu nedenle haftada 15 saat derse giren bir öğretmen haftada 15 saat çalışıyor demek büyük bir yanlıştır. Çünkü ders dışı eğitim faaliyetleri, derse hazırlanma, sınav hazırlama, okuma, planlama, veli görüşmeleri, rehberlik hizmetleri, kurullar, komisyonlar, toplantılar, nöbetler ve burada sayamayacağım onlarca başka faaliyet bu bahsedilen saatin dışındadır.
OECD üye ülkelerde yıllık ilköğretimde resmi ders verme saati ortalaması 1688 saattir. Bizde ise bu 1808 saattir.
Sonuç: Sanırım daha fazla istatistik bilgiye gerek yok. Durum ortada. Öğretmenlere verilen maaşı onların haftada girdikleri ders saatine indirgemek buzdağının sadece görünen kısmına paha biçmektir.