Manisa, Şehir Hastanesi’ne sahip olduğu için çok şanslı. Hastanenin nasıl bir hayati öneme sahip olduğunu özellikle pandemide görmüş ve yaşamıştık. Sırf o dönemde bile belki birçok kişinin hayatta kalmasına vesile olundu.

AK Parti döneminde yapılan en güzel, en isabetli işlerden biri. Bazı eksikleri, yap-işlet-devret modeli vs. tartışılabilir. Ama hiçbir sebep bu dev hizmetin faydalarının önüne geçemez, geçmemeli.

Tam da bu çerçevede düşünerek bir soruna dikkat çekmek istiyorum. Hastaneye her gün binlerce kişi gidiyor. Genelde birçok kişi memnun ayrılıyor. Çünkü fiziki kapasite büyük ve hasta trafiği çabuk ilerliyor. Ancak bazı bölümlerle ilgili zaman zaman okuyucularımızdan ve vatandaşlardan şikâyetler alıyoruz.

Mesela röntgen bölümünde son günlerde sıra sorunu var. Vatandaşlar, uzun süre sıra gelmediğini iddia ediyor. Hatta sırada 200-300 kişinin olduğunu söyleyenler var. Bu da saatlerce orada beklemek demek.

Benim edindiğim bilgiye göre hastanede 4 adet röntgen cihazı var. Bu cihazlardan biri acil serviste ve çalışmıyor. Diğer üçü ilgili bölümde ve faal. Ancak yetmiyor. Zaten yetmediğini, oluşan uzun hasta sırası ve yoğunluktan anlıyoruz.

Eski Devlet Hastanesinde bile 6-7 röntgen cihazı mevcuttu. Koskoca Şehir Hastanesinde 3 röntgen cihazıyla hasta kabulü sağlamak imkânsız. Böyle güzel bir yatırımın, eksik röntgen cihazları nedeniyle eleştiri veya tepkiye maruz kalması kabul edilemez bir durum.

Peki bu imkânı sağlayacak olan, vatandaşları bu mağduriyetten kurtaracak olan kurum hangisi?

Manisa Şehir Hastanesi 30 Ekim 2018 tarihinde hizmete açıldı. Hastane, YDA Group iştiraki olan ATM Sağlık Manisa Yatırım ve İşletme A.Ş. tarafından yapılmıştı. Hastanenin işletmesi de hâlen aynı grup tarafından yürütülüyor. Manisa Şehir Hastanesi toplam 235 milyon avro yatırım değerine sahip. Bu rakamdan yola çıkarsak şu cümleyi söylemek abes kaçmaz herhâlde: Bu hastaneye bu röntgen sırası yakışmıyor.

Ne yapılabilir?

Manisa Valiliği, İl Sağlık Müdürlüğü, milletvekilleri ve aklınıza gelen ilgili herkes, YDA şirketine bu yoğunluğun, bu mağduriyetin nedenini sormalı. Belki de soruyorlardır. Ama sorun devam ediyor. Bunun çözüm yolu belli: cihaz sayısı artırılacak. Çünkü böyle dev bir hastanede sadece üç röntgen cihazıyla her gün yüzlerce kişiye hizmet verebilmek mümkün değil.

Ben vatandaşa tercüman oldum, gereğinin yapılacağından şüphem yok.

Manisa şanslı çünkü…

Manisa şanslı; çünkü sadece Şehir Hastanesi değil, Merkez Efendi Devlet Hastanesi de oldukça değerli bir yatırım. Manisa’da bir değil, iki dev hastane var. CBÜ Tıp Fakültesi Hastanesi de hayati öneme sahip.

Çevre illere baktığımızda çoğunda böyle imkânlar yok. Örneğin Muğla, Uşak, Aydın bizim kadar şanslı değil. Şehrin bu yatırımlara kavuşmasında Manisa milletvekillerinin Ankara’daki girişimleri ve o dönem Manisa’da belediye başkanı olan ve yer tahsisi yapan Bülent Kar’ın da katkısı var. Hiçbir şey tesadüfen olmuyor.

Sonuca baktığınızda, faydalandığımız imkânlar bir vizyonun ve emeğin sonucudur. Bu vesileyle katkısı olan herkesi burada hatırlamak ve hatırlatmak da vefanın bir gereği.

Ama bu değerli yatırımları ayakta tutmak ve geliştirmek, en az yapmak kadar önemli. Ufak tefek eksikler, hastanelerde yapılan onca güzel işi gölgelememeli. Hastanelerde sorun yaşanan, yoğunluğun olduğu bölümler ile eksik cihaz ve ekipmanlarla ilgili durum bellidir. Birkaç rötuşla çözüleceğini düşünüyorum.

Bu durumda siyasi iradenin Manisa’daki sağlık sektörünün eksiklerine odaklanması, idarecilere yardımcı olması hem vatandaşların hem de zor şartlarda çalışan sağlık personelinin faydasına olacaktır.

ABD’li turistin şaşkınlığı

Ülkemizde son yıllarda özellikle sağlık sektöründeki iyileşme, sadece bizim değil yabancıların da ilgisini çekiyor. Özellikle yurt dışında yaşayan Türkler, ülkelerine her geldiklerinde bu değişimi daha net görüyor.

Örneğin kız kardeşim MR çekimi için Almanya’dan Türkiye’ye gelmek zorunda kalmıştı. Bunun ben de şaşkınlığını yaşamıştım. Nedenini sorduğumda 8 ay sonrasına gün verildiğini ifade etmişti.

Eksikler yok mu? Var. Ama ben bardağın dolu tarafından bakınca sağlık sektöründe yapılan işleri takdirle izliyorum.

Geçtiğimiz hafta bir habere denk geldim. Haberin kahramanı ABD’li bir turist. Bir sabah otelinde müthiş bir kulak ağrısıyla uyanınca hemen en yakındaki özel hastaneye gidiyor. Tabii muayenenin ardından tüm tetkikler, tahliller yapılıyor. Sağlığına kavuşmak için sadece 1,36 dolar (yaklaşık 60 lira) ödeme yapıyor.

ABD’li hasta, şaşkınlığını ve memnuniyetini anlatmak için bir video çekip yayınlıyor ve şunları söylüyor:

“Burada doktorlar çok dürüst. Bilmiyorlarsa da hemen bilen bir doktora yönlendiriyorlar. Bütün tetkik ve tahlillerim aynı çatı altında yapıldı ve hepsi ücretsizdi. Hatta bana bir tercüman bile verdiler. Hemen doktoru gördüm. Faturam ne kadardı biliyor musunuz? 1 dolar 36 cent. ABD’de bu işlem için 2 bin dolar ödüyorum. Estetik falan gibi özel müdahaleler de değil üstelik. Ayrıca bizim ülkemizde bu harcama için muafiyet de yok.

Burada daha önce de bel, omurga, kemik tedavileri gördüm. Cebimden çıkan en yüksek tutar 250 dolardı. Burada vatandaşlar genel olarak sağlıklı. Sokaklarda tekerlekli sandalye ve yürüteç kuyrukları görmüyorsunuz. İnsanların ilaçlarla uyuşturulduğunu da göremezsiniz. Çünkü Türkiye ‘tedaviyi’ değil, ‘önlemeyi’ seçmiş. Amerika ise farklı bir yolu tercih etmiş.

ABD’de her yıl 150 bin insan, doğru reçete edilmemiş ilaçlar yüzünden ölüyor. Doz aşımından ya da sokakta satılan uyuşturuculardan bahsetmiyorum. Yasal yazılan ilaçlar yüzünden hayatlarını kaybediyorlar. Bu, sokakta uyuşturucudan ölenlerin sayısından fazla. Dünyadaki reçetelerin yüzde 70’inden fazlası ABD’de yazılıyor. İlaç kullanmak ABD’de o kadar normalleşti ki artık kimse bunu sorgulamıyor. İş modeli bu: İnsanları hasta tut, ömür boyu para ödemelerini sağla!”

ABD’li bir vatandaştan bunu duymak herhâlde bundan 30-40 yıl önce mümkün olmazdı. Gördüğünü söylemiş ve güzel özetlemiş. Bu tespit, ülkemizin sağlık sektöründe katettiği aşamayı göstermesi açısından gurur verici.

İnşallah daha da iyi olur.