Bir okur, yani iyi bir okur, Yusuf Atılgan’la tanışmadıysa, Anayurt Oteli’ni, hele ki Aylak Adam’ı okumadıysa, o, eksik bir okurdur. Edebiyatın en büyük hazlarından yoksun kalmış bir okurdur. Hele ki bu okur, Yusuf Atılgan’ın hemşehrisi, yani Manisalıysa,

Bir okur, yani iyi bir okur, Yusuf Atılgan’la tanışmadıysa, Anayurt Oteli’ni, hele ki Aylak Adam’ı okumadıysa, o, eksik bir okurdur. Edebiyatın en büyük hazlarından yoksun kalmış bir okurdur. Hele ki bu okur, Yusuf Atılgan’ın hemşehrisi, yani Manisalıysa, bu eksikliği affedilmezdir.

Kimi romanlar sizi öylesine çarpar ve kalbinize saplanır ki, hayatınızdan dünyaya kadar her şeyi sorgular ve yeni yollar, yeni yönler aramanıza sebep olur. Son satırı okuduğunuzda, hemen dönüp baştan bir daha okumak istersiniz. Kaçırdığınız hiçbir ayrıntı olmamasını istersiniz. Sözcüklerin bu kadar ustaca kullanılıp duyguların bu kadar yalın anlatılmasına şaşar ve eseri ve yazarı hayatınızın parçası yaparsınız, arkadaşınız, kalıcı konuğunuz, yol göstericiniz olur. Sonra hayıflanırsınız; bu yazarın bu kadar az eser vermesi sizi kedere taşır. Üzülürsünüz, kalbinize çarpılan, yaşamınızın ta içine süzülen, arayışınıza ortak olan bu yalın anlatımın, gerçekliğin sarsıcı dışavurumunun yalnızca birkaç kitapta kalmış olmasını kabul etmek istemezsiniz. Üstelik sizinle aynı kentte yaşamış, aynı havayı solumuş bu yazın ustasıyla aynı zamanda yaşamadığınıza kızarsınız içten içe.

Yusuf Atılgan, 1921’ de Manisa’da doğmuş, 1989’da İstanbul’da ölmüştür. 1946’dan 1976’ya değin tam 30 yıl Manisa’nın Hacırahmanlı köyünde yaşamış ve çitçilik yapmıştır. En büyük iki eserini de – Aylak Adam(1959) ve Anayurt Oteli(1973) -  bu köyde yazmıştır.

Bireyin yalnızlığını, topluma yabancılaşmasını, iç sıkıntılarını Türk edebiyatında ondan daha iyi anlatan bir yazar bulmak çok güçtür. Anlattıkları ve anlatım tarzıyla bir başka ‘ göz önünde tutulmayan’, değeri öldükten sonra anlaşılan yazar Oğuz Atay’a ‘yol açıcı’ olmuştur. Oğuz Atay, başyapıtı ‘Tutunamayanlar’ ı ,  yayınlandığında Manisa’da yaşayan Yusuf Atılgan’ a göndermiş ve onun beğenisine sunmuştur. Zaten romanlarını okuduğumuzda görürüz ki, Oğuz Atay, Yusuf Atılgan’dan birçok yönden etkilenmiştir; öyle ki, tutunamayanlar kavramının çarpıcı bir çözümlemesini tutamak adı altında Aylak Adam’da görürüz.

Yusuf Atılgan, bireyin yaşama ve topluma yabancılaşmasını, iç sıkıntılarını ‘Aylak Adam’da şehirli, ‘Anayurt Oteli’nde kasabalı bir adamın özelinde anlatır. Aynı gözlem, aynı açı, ölümünün engellediği ve bitiremediği ‘Canistan’ romanında da köydeki bir adamın hayatından serilir göz önüne. Ne yazık ki şehirden köye uzanan bu üçlemeyi bitiremeden ve yazdığı diğer eserleri- öyküler, şiirler, çeviriler- çoğaltamadan bir kalp sektesiyle aramızdan ayrıldı.

Bireyin yabancılaşma sorunu ikibinli yıllara yirminci yüzyıldan miras kalan bir sorundur. Yusuf Atılgan, bireyin yalnızlığını, ümitsizliğini, topluma uyumsuzluğunu, yalnız olaylar kurgusuyla değil, karakterler ve anlatım biçimiyle de öylesine yansıtır ki, gündelik hayatınızda o karakterlerle karşılaşacağınız duygusu uyandırır.

Anayurt Oteli’ni okuduktan sonra artık; girdiğiniz otelde, Zeberced’i arar gözleriniz, ya da Manisa Garının yakınlarında Anayurt Oteli’ni hayal edersiniz. İnsanın her gün aynı şeyi yapıp birbirinin tıpatıp aynı şeyleri yaşayarak nasıl bir yerden bir yere savrulduğuna tanık olursunuz, umutsuzluğu ve ümitsiz bir aşkı yaşarsınız sözcüklerin deryasında.

 

Aylak Adam’ı okursunuz: Ayrıntıları ustaca kullanır, çoğaltır, sayfalarda görüntülendirir. Sinemaya giden insan tipinin genel ruh halini biliyorsunuzdur artık, ya da bir tatlıcıda oturup hayatınızın kadınının camın önünden geçeceğini, geçtiğini, geçme olasılığının dayanılmaz çekiciliğini hissedersiniz.

“İnsanları genelde yalan söylediklerinde dinlemeyi severim, olmak istedikleri ama olamadıkları insanı anlatırlar.” cümlesi kazınır beyninize ve insanları daha iyi tanıdığınızı sanırsınız.  

“Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez.” cümlelerini okuduğunuzda kendinizi görür veya kendinizle yüzleşirsiniz.

Romanın ortalarında artık Aylak Adam B.’nin (kahramanını yalnızca B. ile ifade ediyor) beynine ve kalbine girmişsinizdir ve onun peşinden gidersiniz, olaylara yön vermek istersiniz, sizin istediğiniz gibi gerçekleşmesini umarsınız, sanki Yusuf Atılgan’ın masasındasınız, o yazıyor ve siz ona ‘şöyle yaz’ ‘şunu yaz’ ‘şu olsun’ diyorsunuz, emin olun kitabı okurken kendinizi bu şekilde yakalayabilirsiniz. Romanı öyle çarpıcı bir sonla bitiriyor ki…..

 

Yusuf Atılgan’ı okuyunca okur olarak birçok yönden tamamlandığımı hissettim.

Ve onu ilk okuduğum ve tanıdığımdan beri isyan ediyorum! İsyanım bir edebiyat tutkunu ve Manisalı oluşumdan kaynaklanıyor.

Hak ettiği ilgiyi ülke çapında da görmediğini düşündüğüm bu yazarı, bu büyük değeri, Manisa nasıl olur da sahiplenmez? Manisa’dan onlarca edebiyatçı çıkmış ta benim mi haberim yok! Sokaklarımızı, kültür merkezlerimizi( kaç tane sanki?), üniversitemizi, meydanlarımızı, bulvarlarımızı, okullarımızı bu topraktan yetişmiş çok daha değerli aydınlarımızın isimleriyle taçlandırmışız da benim mi gözüme perde inmiş? Bırakın onun ismini birçok yerde yaşatmayı, kaç Manisalı Yusuf Atılgan’dan haberdar? Kaç Manisalı okur, Yusuf Atılgan’ın eserlerini okumuş, özümsemiş? Daha ötesi, onun adını bile duymayan yığınla Manisalı okur olduğuna eminim. O zaman tanıtmalı, okutmalı, yaymalıyız. Manisalı okurlar yapmalı bunu; Celal Bayar Üniversitesi yapmalı, Manisa Belediyesi  Kültür Merkezi yapmalı, Manisa Birlik Barış Alanı  sakinleri yapmalı, Mimar Sinan Bulvarı  yaşayanları, Şehitler İlköğretim Okulu öğretmenleri-öğrencileri, Hacırahmanlı köylüleri yapmalı…

Yusuf Atılgan, Manisa’da çiftçilik yaparken yerelden evrensele uzanmış, ülke çapında bir edebiyatçıdır.

YUSUF ATILGAN MANİSA’DIR…

 Aylak Adam

Anayurt Oteli

 

Yapı Kredi Yayınları