Aşk olsun sana Deniz aşk olsun! Sen ki, bu ülkenin en duyarlı, en naif zamanlarında yaşadın. Mustafa Kemal dedin, bağımsızlık dedin… Amerikan emperyalizmine esir olmayalım dedin. Filistin’in mücadelesini savundun, yaşıyorsak bu vatanda, kardeşçe yaşay

Aşk olsun sana Deniz aşk olsun!

Sen ki, bu ülkenin en duyarlı, en naif zamanlarında yaşadın.

Mustafa Kemal dedin, bağımsızlık dedin…

Amerikan emperyalizmine esir olmayalım dedin.

Filistin’in mücadelesini savundun, yaşıyorsak bu vatanda, kardeşçe yaşayalım dedin.

Devrimler geriye götürülüyor, engel olalım dedin.

Haksızlıklara karşı çıktın…

Eşitlik dedin, özgürlük dedin…

Vatan için yaşayalım, öleceksek ayağımızı bastığımız toprak için ölelim dedin.

Öldün!

**

Yaşasaydın oysa…

Akillerden olurdun bugün!

Yurtdışından falan gelişini alkışlarla karşılardık.

Yeni nesle seni daha iyi anlatırdık, şarkılarla filmlerle filan…

Hıdırellez pikniklerinde resimlerini asardık ağaç gövdelerine.

Yusuf’u, Hüseyin’i anlatırdın bize…

Nasıl marjinal olduklarını, barıştan ne kadar uzak olduklarını anlatırdın!

Şiirler yazardın, neo-devrim üzerine,

Filmler çekerdin…

Araya gözyaşı döktüren dizeler sıkıştırılmış, solcu şairleri yad eden senaryolar yazardın.

İmza günlerine katılırdın, Yeni Ortadoğu üzerine yazdığın kitapları imzaladığın…

Çözümden, süreçten, açılımdan bahsederdin televizyon programlarında…

Meşhur olurdun vesselam!

Yazdığın önünde, konuştuğun arkanda olurdu!

Siyasete davet ederlerdi, reddederdin…

Siyaset üstü bir akil olarak bize yol gösterirdin.

Atatürk’ün yaptıklarının nasıl yanlış anlaşıldığını, ülkemizin aslında ne kadar müreffeh olduğunu ve yakın gelecekte nasıl bir dünya liderliğine soyunacağını ballandıra ballandıra anlatırdın!

Yaptığının iktidarı övmek değil, demokrasiyi ülkeye yerleştirmeye bir hizmet olduğunu o soğukkanlı, dingin halinle tane tane nakşederdin küçük beyinlerimize…

Eylem yapan öğrencileri kıyasıya eleştirirdin, barışa nifak soktukları için,

Taksim’e 1 Mayıs için gelmek isteyenleri alabildiğine hırpalardın, yeni meydanlar önerirdin onlara, ülkenin daha mühim meselelerine eğilmemizi öğütlerdin!

Ortadoğu’nun haritasının değiştiği günümüzde, neo-barış havarisi olurdun hepimize!

**

Ama öldün!

Ama öldün be gülüm!

Tam Bağımsızlık diye bağırarak soktun boynunu darağacının ilmeğine…

Seni Hıdırıllezin piknik günlerinde anıyor bugün bir avuç insan.

Baharın gelişinde, Deniz’in gidişini anıyorlar…

Oysa yaşasaydın bugün, bir Baskın Oran olamasan da,

Bir Cengiz Çandar olurdun elbet!

Ve yeni yetme gençlere,

Okutmazdın hala Can Yücel’in şiirini:

“En uzun koşuysa elbet Türkiye’de de Devrim,

O, onun en güzel yüz metresini koştu

En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...

En hızlısıydı hepimizin,

En önce göğüsledi ipi...

Acıyorsam sana anam avradım olsun,  

Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!”