Fotoğraf tutkum sayesinde, her geçen gün yepyeni mekânlar keşfetme ve farklı insanların hayat hikâyelerine dokunma imkânı buluyorum. Bu kez tanıklık ettiğim, tam 15 yıllık sarsılmaz bir dostluk... Hepimizin yakından bildiği, medyadaki haberlerden ve belgesellerden hayranlıkla takip ettiği Adem Amca ile Yaren Leylek’in hikâyesi bu.
Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Leylek Köyü’nde buldum Adem Amca’yı. Birlikte huzurlu bir göl turuna çıktık ve o küpeşteye otururken ben de ona Yaren Leylek ile olan hikâyesini sordum. Bu yıl, dostunun 15. kez aynı sadakatle dönüşünü izlemek Adem Amca’yı tarifsiz bir mutluluğa boğmuş. Yarım asrı geride bırakan ömrüne ve 72 yaşına gelmiş olmasına rağmen, göle ve Yaren Leylek’e olan sevgisi, heyecanı ilk günkü gibi taze. Onu elleriyle, taze tuttuğu balıklarla beslediğine gözlerimle şahit oldum ve bu eşsiz anı fotoğrafladım.
Sosyal medya ve haber kanalları yıllardır hep "Yaren"den bahsediyor. Uğruna belgeseller çekilen, kitaplar yazılan, filmlere konu olan sembol bir kuş o... Baharda göçten gelmesinin birkaç gün gecikmesi bile koca bir ülkenin gündemine oturmaya yetiyor.
Aslına bakarsanız, bu tam 15 yıllık bir sabır ve sadakat öyküsü. Bir yaban leyleğinin, her bahar hiçbir adresi şaşırmadan Balıkçı Adem Amca’nın teknesine süzülüp konması, aralarında kurulan o görünmez ama sarsılmaz duygusal bağ akıllara durgunluk veriyor. Adem Amca; balıkçı teknesinde bir annenin evladını, bir aşığın yolunu gözlediği sevdalısını beklediği gibi bekliyor Yaren’i. Acaba gelemeyecek mi korkusu, hatta küçük bir gecikme endişesi bile onun yüreğini sızlatmaya yetiyor.
İşin içinde fotoğraf olunca, bu mucizevi olay benim de uzun zamandır dikkatimi çekiyordu. Çünkü bu güzel dostluk, bir fotoğraf sanatçısının vizörü ve paylaşımlarıyla tüm Türkiye’nin kalbine dokunmuştu. Yaren Leylek ile Adem Amca’yı dünyaya tanıtan, bu hikâyeyi hepimizin hayatına sokan isim Yaban Hayatı Fotoğrafçısı Alper Tüydeş’tir.
Peki, Yaren Leylek’in bu kadar popüler olmasının, bunca insanı peşinden sürüklemesinin sırrı nedir? El cevap: Vefa. Şimdilerde sadece İstanbul’da bir semt adı olarak kalan, insanoğlunda mumla arayıp da bulamadığımız o saf vefanın, bir leyleğin kanatlarında yeniden gün yüzüne çıkması...
Çatırtıyla yıkılan yuvalar, çıkarlar uğruna unutulan dostluklar, kolayca terk edilen sevgililer... Sudan sebeplerle altüst olan aile hayatları... Dünya malını, üç günlük mülkü paylaşamayan akrabaların, kardeşlerin miras kavgaları... İncir çekirdeğini doldurmayacak meselelerle biten arkadaşlıklar, küsüşmeler... Yıllarca aynı evi, aynı ekmeği paylaşan ama araya biraz mesafe girince birbirini unutuveren dostlar; aynı cephede sabahlara kadar nöbet tutup canını birbirine emanet eden ama askerlik bitince bir daha aranmayan silah arkadaşları...
Bu hüzünlü misalleri çoğaltmak, hayatın içinden yüzlerce örnek vermek mümkün. Ama sözü fazla da uzatmaya gerek yok. Kısacası "vefa" dediğimiz ve günümüzde adeta nesli tükenmiş bir duygunun insanda değil de bir göçmen kuşta vücut bulması, hepimizin içine ufacık da olsa bir umut ışığı düşürdü.
İyi ki yollarınız kesişmiş Yaren Leylek ile... Ve iyi ki seni, o kocaman yüreğini tanımışım Adem Amca.
Sağlıcakla kalın…

