Bazen günde 2-3 kez arıyorlar. Defalarca engelledim; her defasında başka bir 0850’li numarayla arıyorlar. Bu nasıl bir rahatlıktır? Adamlar aradıklarında, dolandırıcı olduklarını resmen itiraf etmek dışında, dolandırıcılık adına her şeyi yapıyorlar.
Biriyle kafa buldum. “Bakalım işin sonu nereye gidecek?” diye konuşmayı uzattıkça uzattım. “Ev internetinizin süresi sona erecek, yenileyelim,” diyor. Türk Telekom’dan, tarifeden, indirimden bahsediyor. Konuştuğum kişi bir kadın çalışandı. Bir erkek çalışan da aradı, ona farklı "tarife" uyguladım; onu da anlatacağım…
Kadın anlattıkça anlatıyor. Beni ikna ettiğini sandıkça umutlanıyor; çünkü işin sonu kredi kartı ile ödeme aşamasına geldi mi onlar adına hedefe ulaşılmış olunuyor. Yani karşısındakinin parasını alıp dolandırmış oluyorlar.
Halbuki bende ev interneti yok, verdiği tarife bilgileri tamamen yalan. “Bir saniye, en son ay kullanım bilgilerinize bakayım,” diyor; “Sizi bekletiyorum,” diyor. Bir şeyler uyduruyor. Hepsi yalan ama kendinden emin. Çünkü hedefi; nazikçe, teknik ifadeler kullanarak kredi kartından parayı çekmek.
En sonunda dayanamadım ve kıza, “Kaç yaşındasın?” diye sordum. Şaşırdı ama dolandıracağı kişiyi köprüye kadar getirmiş, iş bozulmasın diye “Yaşım 23,” dedi. “Seni kullanmalarına izin verme,” dedim. “Yazık, insanları dolandırma, kimsenin ahını alma, aracı olma; bu işi bırak, uzaklaş bu dolandırıcılardan,” dedim. Kız büyük şaşkınlık yaşadı; çünkü tam da kredi kartı ödemesi yapılacaktı. “Beyefendi biz dolandırıcı değiliz,” falan dedi ama sesi soluğu kesildi. “Bak, senin sesini kullanıp insanların parasını çalıyorlar, hırsızlık yapıyorlar,” dedim. Ve "düt düt düt..." Telefon kapandı!
Bu yaşta böyle bir dolandırıcılık işinde rol alan genç bir kız… İnsan üzülüyor.
Bir başka gün yine çaldı telefonum: 850’li bir numara. Bu kez arayan (sözde) erkek operatör… Ev internetinizin süresi sona eriyor falan diye mevzuya girince başladı bizim muhabbet. Bayağı bir uğraştırdım. "Şu tarife ne kadar, bu tarife ne kadar?" diye pazarlık yapıyoruz, fiyat düşüyor falan… Öyle bir firma temsilcisi ki pazarlık yapabiliyorsunuz! İnanır mısınız; kurumsal tarifeyi sırf benim hatırıma delip bayağı bir indirim yaptı. Verdiği dakikalar, gigabaytlar (GB) göz yaşartacak kadar boldu. "Bol keseden atma" deyimi herhalde tam bu mevzuya uyardı.
Tam beni ikna etmişken bir şoka uğradı. İşim vardı ve artık ona ve sözde patronuna, hayatında belki de ilk kez duyacağı küfürleri art arda, seri bir şekilde sıralama zamanı gelmişti. Neye uğradığını şaşırdı. Hak etmişti…
Ancak herkes durumun farkında değil. Yaşlısı var, bilmeyeni var, inanıp ikna olanı var. Günde belki yüzlerce, binlerce kişi aranıyor. Yüzde 10’unu kandırsalar, her kandırdıklarından 500 TL alsalar… Dolandırıcılıktan bu yüzden vazgeçmiyorlar.
Her 0850’li numarayı engellediğimde başka bir numarayla arıyorlar. Israr ediyorlar, vazgeçmiyorlar. Demek ki çok rahat bir şekilde farklı 0850’li numaralar alıp devreye sokarak dolandırmaya devam edebiliyorlar. Bu çok garip bir durum değil mi? Çevremde, sağımda solumda, iş yerinde; kısacası herkes bu aramalardan muzdarip.
“Buna kim dur diyecek?” sorusuna cevap ararken 0850’li numaralarla ilgili bir araştırma yaptım. Maalesef gevşeklik burada başlıyor. Edindiğim bilgi şu: 0850’li numaralar, Türkiye’de yasal telekom operatörleri tarafından işletmelere tahsis edilen, "kurumsal telefon numarası" statüsündeki hatlar olarak tanımlanıyor. Bu numaraların tahsisi ve kullanımı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından düzenlenip denetleniyor. Yani eğer ortada bir suç zinciri varsa, işe önce bu numaraları veren firmalardan başlamak gerekiyor. Bu kadar basit olmamalı. Çünkü dolandırıcıya ilk kolaylık, dolaylı yoldan burada sağlanıyor.
Bu arada, 0850’li numaraların sadece dev firmaların kullanabildiği özel numaralar olduğu düşüncesi yanlış. Burada da biraz "önüne gelen bu numarayı alabiliyor" durumu var. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, hatta bireysel girişimciler bile müşteri iletişimi için 0850’li hatlar kullanabiliyormuş. Türkiye’de kim bilir günde kaç kişi, hatta şu an ben bu yazıyı kaleme aldığım anlarda bile, dolandırılıyordur.
Herkes şikâyetçi ama dolandırıcı yeni numara alıp yoluna devam ediyor. İşin en vahim tarafı şu: Adamlar; T.C. kimlik numaranızdan anne-baba adınıza, ikametgâhınızdan diğer tüm gerekli bilgilerinize kadar her şeye sahipler. Bu ne kadar tehlikeli bir durum! Milyonlarca kişinin kimlik bilgileri elden ele dolaşıyor.
Hakkını yemeyelim; dolandırıcılık faaliyetlerine karşı gerçekten çok başarılı operasyonlar ve çalışmalar da yapıldı. Verilen cezalar ciddi oranda artırıldı. Benim bu yazıda asıl dikkat çekmek istediğim mevzu da bu: Onca caydırıcı önleme ve tedbire rağmen bu rahatlık niye? Telefon dolandırıcılığının başka örnekleri de var ve yüzlerce kişi aynı anda yapılan operasyonlarla yakalandı, çok sayıda çete çökertildi.
Neticede şu sorunun cevabını merak ediyorum: “0850’li dolandırıcılara kim dur diyecek?” Bunların dolandırıcı olduğunu ben biliyorum, sen biliyorsun, o biliyor; herkes biliyor. Savcısı da hakimi de bakanı da milletvekili de biliyor. Yani herkes bildiği halde bu adamlar sürekli farklı 0850’li numaraları kimden satın alıyor, bu işi nasıl bu kadar uzun süredir sürdürebiliyorlar?
Belli ki bir kanuni boşluk var. Belli ki bu dolandırıcıların korkmasını, çekinmesini veya vazgeçmesini sağlayacak caydırıcı bir engel yok. Belli ki bu 0850’li numaraları ellerini kollarını sallaya sallaya alıp dolandırıcılık yapıyorlar. İyi de kardeşim; her şey bu kadar ortadayken, bir dolandırıcı şebekesi karşısında nasıl bu kadar çaresiz kalıyoruz? Bu suçu 0850’li hatlar üzerinden işliyorlar ve biz bunu bir türlü engelleyemiyoruz.
Velhasıl, ben bu işe akıl sır erdiremedim. Bu adamlar bu kadar yüzsüz, sistem de bu kadar gevşek olduğu sürece dolandırılmak kaderimiz olacak gibi görünüyor…