CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin açılan davanın "mutlak butlan" ile sonuçlanması, birçoğumuza ilk kez karşılaşılan bir durumu test etme imkânı sağladı. Ben en azından mesleğim gereği ilk kez böyle bir şeyle karşılaşıyorum.
Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmaları, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralması verilmiş bir mahkeme kararını özetliyor. Ancak uygulamaya nasıl geçilecek, karar nasıl pratiğe dökülecek, CHP'liler Kılıçdaroğlu'nu ne kadar kabul edecek; burası tam bir muamma.
Bu süreç, yeniden bir kurultay kararı alınıp Özgür Özel'in yeniden genel başkan seçilmesiyle sonuçlanır; bunu tahmin etmek çok güç değil. Türkiye genelinde CHP teşkilatlarının genel olarak nasıl bir tavır ortaya koyduğu ortada. Özgür Özel'in 2023'teki genel kuruldan bu yana gücünü daha da pekiştirdiğini düşünüyorum. Tabii bu, Özgür Özel'in hiç hata yapmadığı anlamına gelmiyor. Hatta bu durum, hatalardan arınmak için bir fırsattır belki de. Özgür Özel'in yakınındaki sorunlu kişilerden kurtulabilmesi için belki de ona verilmiş bir şans... Ne kadar değerlendirecek, göreceğiz.
Benim asıl dikkatimi çeken, "mutlak butlan" kararının verildiği akşam CHP Genel Merkezinde olanlar... Kalabalık, genel merkeze girip Kemal Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafını duvardan aşağı indirip parçalıyor, üzerinde tepiniyor. Parti önünde toplanan kalabalık "Hain Kemal!" diye sloganlar atıyor. Türkiye genelinde CHP teşkilatları önünde toplanan partililer, bu sloganla ortalığı inletiyor:
"Hain Kemal!"
Bu kişi, son genel seçimde muhalefetin cumhurbaşkanı adayı değil miydi? Eğer hainse demek ki 2023 genel seçimlerinde halk, onu seçmeyerek doğru karar vermiş. Bu olan bitenden çıkabilecek en manidar sonuç bu.
2023 genel seçimleri öncesini hatırlayın; "Kemal Kılıçdaroğlu'na oy vermeyeceğim" diyenler, fanatik muhalif kitleler tarafından neredeyse hain ilan ediliyordu. Şimdi durum tam tersi. Bu seçimde Kemal Kılıçdaroğlu'na yaklaşık 25 milyon insan oy verdi. Şimdi bunca insan bir haine mi oy verdi?
Bu, CHP'nin bir iç meselesi de değildir. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu sadece CHP'nin değil; muhalif düşünen, mevcut iktidara oy vermek istemeyenlerin cumhurbaşkanı adayıydı. Yani milyonlarca insanın oy verdiği bir kişiydi. Aynı durumun bundan sonra bir başka adayın başına gelmeyeceği ne malum?
Şu ana kadar olanlardan herkes kendince bir sonuç çıkaracaktır elbette. Ama asıl bundan sonrası için iyi düşünmek gerekiyor. CHP'nin şu anki mevcut cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, an itibarıyla tutuklu. Bu durumda CHP kimi aday yapar bilmiyoruz. Fakat aday olanların başına gelenlere baktığımızda, özellikle muhalif seçmenin kandırıldığını düşünüyorum.
2002 ve 2007 genel seçimlerinde Deniz Baykal CHP Genel Başkanıydı, adaydı ve yenildi. Sonrası malum; partide esamesi okunmuyor. 2011 genel seçimlerinde CHP'nin başında Kılıçdaroğlu vardı, sonucu biliyorsunuz. 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminde Ekmeleddin İhsanoğlu muhalefetin adayıydı. 2018'de Muharrem İnce, 2023'te Kemal Kılıçdaroğlu... Sonuç hep aynı.
Ancak bir sonuca daha dikkatinizi çekmek isterim: Muhalefetin adayı olup kaybeden liderler hep aynı kaderi paylaştı. Hepsinin başına neredeyse gelmeyen kalmadı. Her seçimden sonra kimi hain, kimi beceriksiz ilan edildi; bazıları linç edildi... Şimdi bundan sonra kim aday olacaksa, kim aday yapılacaksa baştan eğer hainse "hain" densin ve aday yapılmasın. Ya da kim aday oluyorsa herkes sonuna kadar arkasında dursun.
Sadece Kemal Kılıçdaroğlu konusunda bile seçmen çıkıp CHP'ye, "Yahu kardeşim, siz bizimle kafa mı buluyorsunuz?" diye sorsa haklı. Eğer hainse neden her seferinde seçtiniz? Bu adam 13 yıl CHP'nin genel başkanlık koltuğunda nasıl durabildi? Son genel seçimde neden cumhurbaşkanı adayı yapıldı? Aynı soruları, geçmişte Tayyip Erdoğan'ın karşısına rakip olarak çıkarılan diğer adaylar için de sorabiliriz.
Son bir soru: Ekrem İmamoğlu'na herkes %100 güveniyor mu? Diyelim ki aday yapıldı ve seçilemedi; neler söylenebileceğini ben şimdiden tahmin edebiliyorum.
Bu sürecin oyun kurucusu Özgür Özel.
Özgür Özel mutlak butlandan güçlenerek çıkarsa, cumhurbaşkanı adayı olur. İstemese bile aday olmaya mecbur kalabilir. Bu da Özgür Özel için "ya tamam ya devam" anlamı taşıyacak.
Kazanamazsa tarih olur ama kazanırsa tarih yazar.
Bu ihtimal ortadayken hemşehrimiz Özgür Özel'in neden aday aradığını, neden başka isimler için mücadele verdiğini anlamakta güçlük çekiyorum.
Özgür Özel neden olmasın. Özel'in İmamoğlu, Mansur Yavaş'tan bir eksiği yok. Hatta hitabeti hepsinden iyi.
E o zaman başkalarının günahlarını omuzlamak niye?