Bazı insanlar ölünce her şey biter. Ama çok az insana nasip olan bir şey var: Öldükten sonra da amel defterleri açık kalır sanki. Fiziken yoklardır ama var gibidirler.
Onları unutmak mümkün olmaz.
Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı'nın yanı sıra TOBB Başkan Vekilliği görevlerinde bulunan Bülent Koşmaz, 20 Haziran 2014 tarihinde hayata veda etmişti. Bir insan, bir adam her ölüm yıl dönümünde biraz daha özlenir mi, biraz daha aranır mı? Ve boşluğu hiç mi dolmaz?
Bunu söylerken şehrin genel yapısını kastediyorum.
Ticaret ve Sanayi Odası çok güçlü bir odaydı. Bu odayı ve OSB’yi yıllarca başarıyla yönetmek kolay değildi. Bülent Koşmaz, bu görevi yürütürken şehrin danışılan, saygı duyulan bir otoritesiydi. Bir oda başkanı ancak bu kadar etkin, bu kadar seviyeli, bu kadar vizyon sahibi olabilirdi.
Tam bir örnek kişilikti.
Belki onun da hataları vardı. Hepimizin var. Ama artıları, sevapları ve bu şehir için yaptıkları, hatalarından çok daha fazlaydı.
Peki yeri neden dolmuyor? Ya da onun gibiler neden yok denecek kadar azaldı?
Çünkü liyakat artık birinci önceliğimiz değil. Çünkü liyakatli, yeterli ve vizyon sahibi insanlar artık yok. Ya da varlar ama etkin rol alamıyorlar. Kenara çekilmişler. Çünkü koltuk mücadelesi ölüm kalım savaşına dönmüş.
O savaşı kazanabilmek için elinizdeki kalem, bilgi birikiminiz, eğitim seviyeniz, bakış açınız ve tecrübeniz para etmiyor. Belki de sadece ayak oyunlarını iyi bilmeniz yeterli bir özellik olabiliyor.
Değerli insanları tenzih ederek söylüyorum; bu durum maalesef başta kendi mesleğim olmak üzere siyasette, odalarda, sivil toplum kuruluşlarında ve en alt kademelerde bile genel geçer bir kurala dönüşmüş.
Yazık…
İşte o yüzden Bülent Koşmaz gibi isimler, hayata veda ettikten 12 yıl sonra bile hatırlanıyor, unutulmuyor.
Özleniyor…
Bülent Koşmaz Sağlık ve Sosyal Eğitim Vakfı, onun adını yaşatıyor. Anlamlı etkinlikler ve hayır işleri gerçekleştiriyor. Bülent Koşmaz’ın ismi yaşamaya devam ediyor.
Düşünsenize, kaç kişi öldükten sonra bu kadar hatırlanır?
Ne şanslı adam, değil mi?
Halbuki o bu şansı kendi dişiyle tırnağıyla, asaletiyle sağladı.
Ve duruşuyla…
Müthiş bir başarı hikâyesi yazdı.
Hani “Duruşun yeter güzel adam” dedim ya…
Manşette kullandığım bu fotoğraftaki duruşunu kastetmedim elbette.
Onun hayata, insanlara ve olaylara karşı duruşuna duyduğum hayranlığı ifade ettim.
Hatasıyla, sevabıyla aramızdan ayrılalı tam 12 yıl olmuş.
Bu dünyadan böyle geçmek, ardında böyle bir iz bırakmak kaç kişiye nasip olur?
Bu vesileyle ve tüm içtenliğimle, “Mekânın cennet olsun” diyorum…
