Milli takımımız bugün çıktığı kader maçında maalesef Paraguay'a 1-0 mağlup olup kupaya veda etti. Çok üzüldük. Avustralya maçını da 2-0 kaybetmiştik. Milli takımımız daha iyi oynayabilirdi. Daha sonuç odaklı, daha farklı bir taktik uygulayabilirdi. Bunların hepsine, bu tarz eleştirilere tamam. Elbette eleştireceğiz. Ancak bu pırıl pırıl çocuklara "Allah cezanızı versin" demek ne demek yahu!
Ahmet Çakar denen sözde spor yorumcusu, maçın hemen ardından milli takım oyuncularına ve teknik ekibe: “Allah sizin cezanızı versin! 85 milyonun tüm zevkinin içine ettiniz” diyor. Sen kimsin, kimin adına bu belayı okuyorsun? Bu çocukların hepsi ana baba evladı. Nasıl ağzın varıyor bunu demeye, nasıl bir yaratıksın sen?
Futbolun içinde kazanmak da var kaybetmek de... Kötü oynamak da var iyi oynamak da... İki maçta 62 şut çekmiş milli takımımız; top girmemiş kaleye. Bazen olmuyor. Ben demiyorum milli takım muhteşem oynadı, ama maçı kaybetti diye nasıl böyle bir ifade kullanırsın? Bu hakkı nasıl kendinde görebiliyorsun? Senin gibiler yüzünden Türk futbolu bu halde... İşiniz gücünüz moral bozmak. Bir tane adamakıllı yorumun yok, bir kez yol göstermişliğin yok. Kaç yaşına gelmişsin, yaptığına bak!
Tek tek milli takım oyuncularına bakın; hepsi kendi takımlarında gayet başarılılar. İki maç kaybettiler diye hangisi bu bedduayı hak edebilir? Nasıl bir spor yorumculuğudur bu, nasıl bir bakış açısı? Yorumun devamında, “Ne münasebet, ben sizinle gurur duymuyorum. Hatta gıcık kapıyorum ve tiksiniyorum demek zorundayım” diyebilecek kadar iğrençleşiyor Ahmet Çakar! Asıl Türk futbolu sen ve senin gibilerden tiksiniyor...
Arda Real Madrid, Hakan Çalhanoğlu Inter, Kenan Yıldız Juventus'ta geçen sezonu gayet güzel bir şekilde tamamladılar. Bu çocuklar ülkemizin tanıtımına büyük katkı sağlıyor. Bir kez, iki kez kötü oynadılar diye "Allah cezanızı versin" mi diyeceğiz? Diğer futbolcularımız da tek tek çok değerliler. Uzaylılar değil; bu jenerasyon, bu futbolcular eleme gruplarından çıkarak Dünya Kupası'na gitti.
Her iki maçta da tüm futbolcular elinden geleni yaptı. Paraguay maçı bittiğinde futbolcularımızın neredeyse tamamı kahrından ağlıyordu. Kim ister kaybetmeyi? Hiçbirimiz onlar kadar üzülemeyiz. Ancak Ahmet Çakar ve onun gibi sözde spor yazarları en ufak bir yenilgide hakaret ve bela okuyacak kadar iğrençleşir, başarıda da göklere çıkarırlar bu çocukları... Yani her iki duyguları da sahte aslında.
Milli takımımızın oyunundan şikayetçi olmak, memnun olmamak ayrı bir şey; buradan bir hakaret sonucu çıkartmak apayrı bir şey. Türk futbolunu Ahmet Çakar ve onun gibiler yorumladığı sürece vay halimize... Belki de bize verilmiş en büyük ceza, bu ve bunun gibilerin varlığıdır.
Ben bu çocuklarla sadece başarılarında değil, zor günlerinde de gurur duyanlardanım. Bir futbol izleyicisi olarak futbolcularımızın elinden geleni yaptığını gördüm.
Allah kimin cezasını verir bilmiyorum ama bizim çocukların yolu hep açık olsun...