Futbol açısından son derece enteresan bir sezonu geride bıraktık. Şike, tape, ceza, adliye, tahliye, süper final vs derken sezon bitti. Galatasaray şampiyon oldu ve kupa sayısını 18’e çıkardı ve ezeli rakibi Fenerbahçe’yi yakaladı. Ülkemizde bundan daha

Futbol açısından son derece enteresan bir sezonu geride bıraktık. Şike, tape, ceza, adliye, tahliye, süper final vs derken sezon bitti.

Galatasaray şampiyon oldu ve kupa sayısını 18’e çıkardı ve ezeli rakibi Fenerbahçe’yi yakaladı. Ülkemizde bundan daha doğal ve akışında seyreden ne var Allah aşkına?

1959 yılından beri ülkemizde değişen şeyleri sıralasak ansiklopedi olurdu. Ama değişmeyen tek şey şampiyonlukları paylaşan takım sayımız!

Trabzonspor ve Bursaspor mucizelerini saymazsak ülkemizde başka herhangi bir takımın şampiyon olma olasılığı hayalden öte bir şey değildir.

Durum böyle iken bu kadar şiddet, kavga, nefret, öfke ve tahammülsüzlük var. Ya şampiyonluğa oynayan takım sayımız on olsaydı ne olurdu siz düşünün?

Futbol maçlarında 2500-3000 polis görevlendiriliyor ama olaylara engel olunamıyor. Biber gazı, cop şu durumda işe yaramıyor. O zaman tanklarla sağlardık herhalde can güvenliğini. 

Allahtan ki Avrupa’nın önde gelen liglerindeki gibi bir şampiyonluk yarışı yok. Ya Almanya gibi Fransa gibi şampiyonun sürekli değiştiği bir lig olsaydı bizimki ne yapardık acaba?

Yazımı fazla istatistiğe boğmak istemiyorum ama birkaç veriyi de paylaşmak istiyorum burada…

Avrupa’nın önde gelen beş büyük ligi malum: İngiltere, İspanya, Almanya, İtalya ve Fransa’dır.  Buralardaki duruma bir bakalım…

İngiltere’de şampiyon olan takım sayısı 23, Almanya’da 31, İtalya’da 16, Fransa’da 18 ve İspanya’da ise 10 dur. Bu takımlar Avrupa kupalarında ülkeleri adına 100 den fazla kupa kazanmışlardır. 

Ülkemizde şampiyon olmuş takım sayısı 5’tir. Avrupa’da kazanılmış kupa sayısı ise malum 2 adettir ( Galatasaray’ın UEFA ve Süper Kupa’sı ).

Avrupa’nın, başkentinden şampiyon takım çıkaramamış tek ülkesiyiz. Bu bile başlı başına bir futbol hikâyesi konusu olur ya onu da sonra yazarım.  

Aslında durum o kadar net o kadar açık ve o kadar acı ki. Bunu görmek için futbol bilmeye ve futboldan anlamaya bile gerek yok.

“Üç Büyükler !” üzerine kurulu ( Beşiktaşlılar kızmasın ama bana göre bu iki büyük üzerine kuruludur) bu düzen değişmedikçe futbolumuzun da ilerlemesi mümkün değildir.

Sadece şu son sezonda yaşadığımız  “şike”  süreci bile bize göstermiştir ki ülkemizde futbol düzeni onları korumak ve kollamak üzere kurulmuştur. Bu sürecin aynısını Galatasaray da geçirse fark eden bir şey olmazdı. 

Tük futbolunu düzenleyen mali, idari ve hukuki yapı bir an önce gözden geçirilip daha adil ve rekabetçi bir hale getirilmedikçe ne başka şampiyonlar görebiliriz ne de bu kaosu çözebiliriz...