‘Suç işleyen ÖZGÜRLÜK’te ben yokum..! Dün İzmir’de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin bir eylemi oldu. Manisa’dan Cemiyet Başkanımız Ertuğrul Aytaç’ın da katıldığı bu eylemde, meslektaşlarım kalemlerini kırdı. Daha önce de Türkiye’nin büyük şehirleri ve

‘Suç işleyen ÖZGÜRLÜK’te ben yokum..!

Dün İzmir’de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin bir eylemi oldu. Manisa’dan Cemiyet Başkanımız Ertuğrul Aytaç’ın da katıldığı bu eylemde, meslektaşlarım kalemlerini kırdı. Daha önce de Türkiye’nin büyük şehirleri ve çeşitli illerinde benzer eylemler düzenlendi. Ne için yapıldı bunlar? Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan birkaç gazeteci için. Değerli üstatlarım, meslektaşlarım da bu tutuklamalardan hükümeti sorumlu tuttu. Tıpkı, “Bunlar analarını da satar” diyen, sonra çark eden Oktay Ekşi’nin yaptığı gibi, aslında onlar da hükümete bastırılmış öfkelerini dile getirmeye çalıştılar. Ne dediler bu eylemlerde? “Cezaevinde gazeteci istemiyoruz” Bunu kim ister ki? Ben de cezaevinde gazeteci görmek istemiyorum. Ben de cezaevlerinde asker görmek istemiyorum. Ben cezaevlerinde KİMSEYİ görmek istemiyorum. …ama nafile! Burada toplum düzeni söz konusu. Suç işlendiyse, tutuklama gerektiriyorsa ve de suçu sabit görülen olursa cezasını çeker. *** Meslektaşlarım “Cezaevinde gazeteci istemiyoruz” derken ne demek istediler? “Basın özgürlüğü” derken savunmaya çalıştıkları neydi merak ediyorum?   “Gazeteci özgürdür. Sınırsız özgürlüğe sahiptir. Dilediğini yazar ama suç olmaz bu. Baskı, şantaj yapar, kalemini silahı gibi kullanır ama suç olmaz. Hakaret eder, halkı kin ve düşmanlığa sevk eder ama suç olmaz. Terör örgütüyle kol kola verir, Kürtçülüğü fitiller ama suç olmaz. Say say bitmez suçlara karışır ama o özgürdür. Basın özgürlüğü var bu ülkede..!” mi demek istediler. Yoksa gerçekten tarafsız, objektif şekilde halkın haber alma hakkını mı savundular.? Fotoğrafa geniş açıdan bakınca aslında neyi savundukları apaçık ortada. Ergenekon’u savunan, hükümet karşıtı bir kısım çevrelerle birlikte, omuz omuza yürüyüşlerine tüm Türkiye şahit oldu. Bir bölümü belki de neden orada bulunduğunu bile anlamadan… Bir bölümü belki de safiyane basın özgürlüğü için oradaydı. Ama neden azınlıkta kaldı bu tepkiler? Bu ülkede habercilik yapan binlerce gazeteci neden sokağa çıkmadı? Onlar basın özgürlüğünden yana değil miydiler? *** Elbette BASIN kurumu özgür olmalı. Elbette fikrini ve düşüncesini yazmalı gazeteciler, yazarlar... Elbette bütün eleştirileri ifade edebilmeli. Ama bu işin kuralına uyarak olmalı... Kanun, yasa, kural tanımayan bir BASIN kurumunda, suç işleyen ÖZGÜRLÜK’te ben yokum! Benim ‘Basın Özgürlüğü’ ile ilgili bir sıkıntım yok. Tıpkı sokağa çıkmayan binlerce gazeteci gibi! Kimseye hakaret etmeden, kişilik haklarını taciz etmeden, suç örgütlerini savunmadan dilediğimi ÖZGÜRCE yazabiliyorum. Yazılan her haber, işlenen her konu kamu yararı gözetildiği sürece değer bulur. Ben de bunu yapıyorum.   *** Millet saf değil. Saf olduğunu düşünenler saf saf dökülmeye devam edecek. Dilerim son tutuklanan gazeteciler suçsuzdur. Dilerim suçsuzlukları anlaşılır, biran önce serbest kalırlar. Bu işi takip edecek kurum yargı. Yapılan eylemler bir anlamda yargıyı da etkilemeye yöneliyor. En doğru olanı, sabırla yargının kararını beklemek. Başka çare de yok zaten. *** Yazmadan edemeyeceğim… Manisa’da da gazeteciler adına protesto düzenlendi. Katılımın nasıl olacağı aslında önceden belliydi. Aktif çalışan tek bir gazeteci, iki köşe yazarı ve sol örgütler… Ve orada eylemi takip eden 10’dan fazla meslektaşım. “Takip” diyorum özellikle. Çünkü onlar eylem için değil, işleri gereği orada bulundular. “Acaba nerde dursam” diyerek arada kalan birkaç arkadaşım da dikkatimi çekti. Önceden siyasi bir yönü olmadığı vurgulanan eylemde bir tek parti bayrakları eksikti. Örgütlerin yönetim kadroları, sokağa çıkmak için bir bahane daha bulmuş gibiydi. Soğuk havanın da etkisiyle sessiz, cılız kaldı eylem. Bunun üstüne çok şey demek isterdim ama yazım da cılızlaşacak. Basın çalışanlarının suçlarla, sokak eylemleriyle değil, saygınlıklarıyla anıldığı, itibarını güçlendirdiği günleri görmek dileğiyle…