Erbakan Hoca'nın vefat haberini duyduğum ilk anda içim burkuldu. Üzüntüyle birlikte, şaşkınlık ve karmaşık duygular kapladı zihnimi. Bu duyguyu daha çocuk yaşlarda merhum Özal'ın ölümünde yaşamıştım. Ve askerdeyken büyük sanatçı merhum Barış Manço'nun

Erbakan Hoca'nın vefat haberini duyduğum ilk anda içim burkuldu.

Üzüntüyle birlikte, şaşkınlık ve karmaşık duygular kapladı zihnimi.
Bu duyguyu daha çocuk yaşlarda merhum Özal'ın ölümünde yaşamıştım.
Ve askerdeyken büyük sanatçı merhum Barış Manço'nun ölümünde...
Televizyon kanallarında Erbakan'ın vefatıyla ilgili "son dakika"ları izledikçe, "Savunan Adam" kitabı geldi aklıma.
Ve sonra kitapta anlatılanlar...
Türkiye'nin en genç doçenti olmasından, sanayi alanındaki girişimciliğine...
Odalar Birliği Genel Sekreterliği'ndeki başarıları ve sonra siyasette tek başına bir mücadele...
Meclis'e bağımsız milletvekili olarak girmesinin ardından, başlayan "Milli Görüş" hareketi...
Bir yanda, kurduğu siyasi partiler, kapatma davaları, yargılamalar, diğer yanda hükümetteyken başlattığı ağır sanayi hamlesi...
 
Siyasi arenada pek de etkin olmayan dindarları, 1970 yılında kurduğu Milli Nizam Partisi'nde biraraya getiren Erbakan, kendiliğinden oluşan "Milli Görüş" hareketiyle Türk siyasetine farklı bir boyut kazandırmış, Türkiye'nin geleceğine yön veren ve gündemdeki en önemli isimlerden birisi haline gelmişti.
 
Neydi bu Milli Görüş?
 
"Milli Görüş adı üstünde milletimizin kendi görüşüdür. Kaba kuvvet değil, Hakk'ı üstün tutan bir zihniyetin temsili; insanlık tarihinin en büyük devletleri olan Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin yönetim misyonu..." olarak tanımlıyor Sayın Erbakan. Ve sonra ekliyor; "İşte, Sultan Fatih. Ne solcu idi ne liberaldi ne ortanın sağı idi ve ne de sağın ortasıydı. Milli Görüşçü idi." diyor.
 
Öne sürdüğü fikirler, savunduğu düşünceler doğal olarak karşısında yer alan kesimleri rahatsız etmiştir. Ancak 40 yılı aşkın süren bir mücadelenin bugün aslında hedefine ulaştığını görmek çok zor olmasa gerek.
70'lerde ektiği tohumlar bugün devleti en üst kademlerinde.  Yani Erbakan yok, bundan sonra da hiç olmayacak ama misyon devam ediyor...
Gelenekçiler-Yenilikçiler, Milli Görüş gömleği çıkarma tartışmaları yaşanmış olsa da, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yardımcısı Bülent Arınç, Refah Partisi'nde siyasete adım atan Türkiye Partisi'nin kurucusu Abdüllatif Şener, son dönemde HAS Parti'yi kurarak yolunu ayıran Numan Kurtulmuş da o sözünü ettiğim koca çınarlardan... Erbakan'ın sabit, değişmeyen duruşunun aksine daha ılımlı bir çizgide, laik çevreleri çok da rahatsız etmeden hatta bazılarını içine alarak muhafazakar-demokrat bir yolda son 8 yıldır devlet yönetiminde söz sahibiler. Ufak, detay denebilecek bazı konularda Erbakan'la ayrı düşseler de aslında bugün Erbakan'ın Milli Görüş çizgisinde pek de sapmış olmadıklarını anlıyoruz.
“Bu da nasıl oluyor?” diyenlere açıklayayım.
Milli Görüş kaba kuvveti değil, Hakk'ı üstün tutuyor, adaleti, eşitliği, milli kalkınmayı temel alıyor.
Bugünkü muhafazakar iktidar zaten adına “Adalet ve Kalkınma" diyor.  
Milli Görüş Osmanlı misyonunu benimsiyor, AK Parti'nin politikaları da bu yönde.
Başbakan Erdoğan'ın ABD'ye rağmen İran'la yakınlaşması, bölge ülkeleriyle sıcak ilişkileri, terörist İsrail'e yönelik sert tutumu, Otadoğu’da giderek artan saygınlığı vs...
Bunlar bir anlamda Osmanlı gibi, AK Parti'li Türkiye'nin bölgesinde hakimiyetini giderek arttırması Milli Görüş'le bire bir örtüşüyor.
AK Parti ve Saadet Partili'ler anlattıklarıma kısmen karşı çıksalar da, sol çevreler tepki gösterseler de bu bir realite.
Bu arada önemli bir detay daha var. Ne demişti Erbakan Hoca?
Fatih Sultan Mehmet ne solcu idi, ne liberaldi, ne ortanın sağı idi ve ne de sağın ortasıydı."
Bugün AK Parti'ye baktığımızda tablo ne?
Kuruluşundan itibaren sadece muhafazakarları değil, liberal ve sosyalist bazı isimleri de bünyesine aldı.
Eski CHP'li Sayın Ertuğrul Günay bugün AK Parti'de bir bakan.
CHP'den katılan milletvekilleri, belediye başkanları...
Manisa'ya bakıyoruz, AK Parti'nin Merkez İlçe Başkanı Berk Mersinli de CHP'de Gençlik Kolları başkanlığı yapmış bir isim.
 
Görüldüğü gibi sağı, solu, liberali bir çatıda buluşmuş. Adı Milli Görüş olmasa da gittiği yol farklı değil.
Erbakan'ın Milli Görüş hareketinin bugün başarıya ulaştığına dair örnekleri sıraladım.
Katılan katılır, katılmayan okur geçer...
12 Haziran 2011 seçimlerinde AK Parti'nin yeniden tek başına iktidarı söz konusu. Anketler öyle diyor. Bu başarının temelinde yine merhum Erbakan'ın bir izleri olacak.
 Türkiye siyasetine damgasını vurmuş olan, ülkemizin büyümesinde, gelişmesinde, kalkınmasında büyük pay sahibi olan Sayın Erbakan'ın vefatı, sadece yol arkadaşlarını değil eminim tüm kesimler tarafından büyük üzüntüyle karşılanmıştır.
Millet; Rahmetli Özal, merhum Bülent Ecevit gibi, Erbakan'ın da ardından gözyaşı dökmüştür.
Vefatına kadar mücadelesinden yılmayan, "Savunan Adam" Erbakan Hoca'ya Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun.