Üç beş çapulcu... Özal bizi böyle kandırmıştı. Yaklaşık 30 yıl önce terör eylemleri başladığında, Özal “üç beş çapulcunun marifeti” demişti. Kanmıştık! ** Daha kimlere kanmadık ki? Özal’dan sonra gelen tüm siyasi liderlere kandık. Terörü bit
Üç beş çapulcu... Özal bizi böyle kandırmıştı. Yaklaşık 30 yıl önce terör eylemleri başladığında, Özal “üç beş çapulcunun marifeti” demişti. Kanmıştık! ** Daha kimlere kanmadık ki? Özal’dan sonra gelen tüm siyasi liderlere kandık. Terörü bitireceğiz dediler, inandık. Teröristbaşını yakaladık, terör bitmiştir artık, dediler, saf saf inandık. ** Yalnız siyasilere mi? Gazetelerde köşe tutup sözüm ona analiz yapanlara, Kuzey Irak’ta havaalanı ihaleleri alıp televizyonda Pentagon sözcüsü gibi konuşan siyasi yorumculara da inandık. ** Barzani’ye inandık, Talabani’ye inandık. “Ne zaman başımız sıkışsa Türkiye’ye başvururuz” deyip Türkiye’yi yücelten açıklamalar yaptıkları zamandan “Bir Kürt kedisi bile vermeyiz!” dedikleri zamana gelişlerini izledik hep beraber! Hala inanıyoruz. Kandil bombalanırken sanıyoruz ki onlar bizimle iş birliğindeler. Oysa yaralanan teröristler onların hastanelerinde tedavi ediliyor. Örgütün tüm ihtiyaçları onların denetiminde karşılanıyor. ** Barzani’ye bu işi teklif eden, yani Kuzey Irak’ta terör örgütünü konuşlandırmasını, desteklemesini, palazlandırmasını öneren Hafız Esad’a da inandık yıllarca... Şimdiki Esad’ın babası Barzani’yle pazarlıklar yaparken, Talabani’yle gizlice görüşürken, terör örgütüne her türlü desteği verirken biz Suriye’yi dost ülke sanıyorduk. Öyle sanmamız isteniyordu. ** Uluslar arası kamuoyuna “Türkiye’nin yanındayız” açıklamaları yapıp el altından terörü destekleyen, silah satan, siyaset satan Avrupa ülkelerine de inandık yıllarca. Yüzümüze gülüp arkamızdan bir yığın dolap çevirseler de biz yaptıklarını bilsek de bilmek istemedik, bize söylenene inandık hep. İnandırıldık. ** Örgütün liderini bize teslim ettiklerinde de önce kendi yakaladığımıza inandık. ABD’nin bize teslim ettiği gizlenmedi, çünkü böylece ABD’nin ne kadar bizim yanımızda olduğuna inanmamız sağlanacaktı! ** Açılım laflarına inandık. Reformlar yapılacak, hem terör bitecek hem demokratikleşecektik. Saf saf inandık! ** Saflar karşılıklı bu kadar keskinleşirken bile hala saf saf inanıyoruz bazı şeylere... Sorunu öylesine Türk usulü karmaşıklaştırdık ki, neresinden tutsanız bir düğümle karşılaşıyorsunuz. Her düğüm yeni bir düğümü getiriyor beraberinde. Düğümler çözüldükçe paradoksal bir şekilde daha çok büyüyor sorunlar yumağı. Her seferinde ‘sözün bittiği yere’ varıyoruz ve her sözün sonunda yeniden eski cümlelere sarılıyoruz. Bunun böyle gitmeyeceğini, sorunun böyle bitmeyeceğini göremiyoruz... Hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar bekliyoruz. Üç beş çapulcunun başımıza ördüğü çoraptan kafamızı çıkaramıyoruz. ** Ne dediler hep? “Terörle bir yere varılmaz!” Görüyoruz hep beraber nereden nereye varıldığını!