“Manisalı Gençler” denince, kamuoyunun aklına, Manisa’nın sporda, eğitimde, kültürel hayatta başarılı olmuş gençleri gelmiyor. “Manisalı Gençler” dendiğinde… Henüz oy kullanma yaşına bile gelmeden kendini sanık sandalyesinde bulmuş… Hayatla ve dünyayla
“Manisalı Gençler” denince, kamuoyunun aklına, Manisa’nın sporda, eğitimde, kültürel hayatta başarılı olmuş gençleri gelmiyor.
“Manisalı Gençler” dendiğinde…
Henüz oy kullanma yaşına bile gelmeden kendini sanık sandalyesinde bulmuş…
Hayatla ve dünyayla ilgili en umut dolu oldukları yıllarda eziyete uğramış…
Bedenleri ve ruhları işkenceden geçirilmiş…
En güzel zamanlarını mahkeme salonlarında ve hapishanelerde kaybetmiş…
Daha yolun başında hayalleri öldürülüp gelecekleri karartılmış gençler geliyor aklımıza.
*
Ansızın evlerinden alındılar.
Günlerce sorgulandılar, işkence gördüler.
Aileleriyle görüştürülmediler.
Akranları üniversiteye gidip eğitim görürken onlar ‘paralı eğitime hayır’ yazısı nedeniyle cezaevine tıkıldılar.
*
Bir yürek sızısıdır “Manisalı Gençler”…
Bu kentte yaşayan herkes tanır onları.
Kiminin okul arkadaşı, kiminin akrabası, kiminin komşusudur.
Bu 16 ‘genci’ şahsen tanımasak da, elbet tanıyan birileri vardır çevremizde, çektikleri acının sızısı yüreğimizdedir.
Onların bedenlerine ve ruhlarına yapılan eziyet bu kentin sisli havasına karışmıştır.
*
Onlar şimdi otuzlu yaşlarındalar…
Geçen 16 yılda her biri kendi hayatlarını kurmaya çalıştılar.
Tutunmaya çalıştılar bir ucundan hayata.
Onların hemşehrisi Manisalı Yusuf Atılgan “Aylak Adam” romanında ‘hayata tutunmayı anlatır’:
“Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde gider gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insanlar yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır…”
Onları tutamaksız bıraktılar, korkuluksuz bir köprüye attılar.
Ona rağmen tutunmayı, ayakta kalabilmeyi başardılar.
Geçmişin acıları gölge gibi takip etse de kendilerini, yaşamın bir ucuna tutunabildikleri gibi, uğradıkları insanlık dışı muamelenin hukuk yoluyla hesabını da sordular.
Başardılar…
*
Önce AİHM yapılan haksızlığı tescil etti, şimdi de Danıştay’ın onayıyla İçişleri Bakanlığı tazminata mahkum edildi.
Yıllar bedenlerini iyileştirdi elbet ama onlar dışında kimse, hiç birimiz ruhlarında açılan tahribatın derinliğini bilemez.
Onları 16 yaşında yaşlandıran yaraları hiç birimiz göremeyiz. Görmeye, akıl yürütmeye, hüküm vermeye çalışmayalım, anlamaya çalışalım…
Gençliklerini zaten 16 yıl önce kaybetmişlerdi, bugün otuzlu yaşlarındayken bizim için hala ‘Manisalı Gençler’ onlar…
*
Dileyelim ki, kazandıkları hukuk zaferi benzer felaketleri önlesin ve yalnız Manisalı değil tüm ülkenin gençleri, mahkeme salonlarıyla cezaevlerinde hayatlarından çalınanlarla değil, hayata kattıklarıyla anılsın…