Ordu’nun Aybastı ilçesinde İstiklal, Hürriyet, Cumhuriyet, İnönü caddelerinin isimleri Belediye Meclisi kararıyla değiştirildi. Gerekçe: “Halk alışamadı”!! * Benim de alışamadığım o kadar çok şey var ki… * Alışamadım her gün aynı haberleri izlem
Ordu’nun Aybastı ilçesinde İstiklal, Hürriyet, Cumhuriyet, İnönü caddelerinin isimleri Belediye Meclisi kararıyla değiştirildi.
Gerekçe: “Halk alışamadı”!!
*
Benim de alışamadığım o kadar çok şey var ki…
*
Alışamadım her gün aynı haberleri izlemeye…
Her gün aynı günü yaşamaya alışamadım…
Maskeli yaşamlara alışamadım.
*
Alışamadım kavgaya gürültüye, anlamsız patırtılara…
İnsanların birbirini anlamamakta ısrar etmesine alışamadım.
*
Çağlar değişirken yüzyıllar öncesine takılıp kalmaya alışamadım…
*
Teknolojiye alışamadım örneğin, mektup yazmayı özledim, mektup almayı…
Klavyeli yaşamlara alışamadım…
*
Başkalarının istediği hayatı yaşamaya…
Zorunluluklara, rutinlere, günü doldurma çabalarına alışamadım.
*
Sığ kafasının farkında bile olmayan insanlarla yaşamaya alışamadım.
*
Her gün Spil’in eteğinde uyanmaya alışamadım…
*
Gülmeyen yüzlere, birbirini hor gören bakışlara, dedikoducu yakınmalara alışamadım…
*
Söylediğim her alışılmadık sözün, yazdığım her itiraz kokan yazının, ağız dolusu öfkeyle, düşüncesiz iç boşalmalarıyla karşılık görmesine alışamadım…
*
Patronuna, karısına, çocuğuna, annesine, kendisine yol vermeyen şoföre kusamadığı öfkesini klavyeye oturup ona buna saldırarak kusan güruha alışamadım…
*
Kendi doğrusunu her doğrunun üstünde gören…
Eleştiriye değil, karşıt görüşe bile tahammülü olmayan dogmatik kafalı insanlarla aynı havayı solumaya alışamadım…
*
Her gün servis duraklarında somurtan yüzler görmeye…
O yüzleri somurtan asgari ücret fetişisti patronların kentimi mesken tutmasına alışamadım…
*
Sanayi sitemin adının “Kenan Evren” olmasına…
Okullarımın yarısının adını ilimde görev yapan valilerden almasına…
Yusuf Atılgan isminin kentimde yaşatılmamasına…
Üniversite kampüsünü tapulu malı sananlara…
Üniversite öğrencisini dağ başında yerleşkeye mahkum eden zihniyete…
Sinemasız, kitabevsiz, neredeyse tiyatrosuz, çiğ köfte kokan bir kentte yaşamaya alışamadım…
*
Ne demek istediğimi anlamaya çalışmadan bu yazının altına iler tutar yanı olmayan yorumlar beyan eden ‘kültürlü’ okurlara...
Yazılanı değil, yazanı merak eden ‘entelektüel’ birikim sahibi insanlara yazı yazmaya alışamadım…
*
Alışmasam da, alışamasam da, biliyorum ki bu kentin havasını solumaya devam edeceğim…
Çünkü biliyorum ki, bu kentten gittiğimde, Kavafis’in şiiri de peşimden gelecek, ısrarla ve inatla…
“Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünü de.”
*
Alışamamak bu kenti sevmemek değildir, bu da böyle biline…