Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Güvenpark’ta yaptığı konuşmanın ardından Anıtkabir’e yürüyüşe geçti. Özel, “Biz seçilmiş CHP’yiz, iktidar yürüyüşümüzden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Özel’in çağrısıyla Güvenpark’ta CHP bayramlaşma programı gerçekleştirildi. Programın yapıldığı alanda iki saat önceden yoğun kalabalık oluştu.

CHP’nin eski Genel Başkanı Murat Karayalçın ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da Özgür Özel’e destek vermek üzere Güvenpark’a geldi.

Alandaki kalabalık “Özgür gelecek, özgür Türkiye” sloganları attı.

Özgür Özel, konuşmasında kurultay çağrısını yineleyerek, “Genel başkanlık için ön seçim istiyorum. Yüzde 85’in altında oy alırsam aday olmayacağım” dedi.

Konuşma sırasında elektrik kesintisi yaşandı. Arızanın giderilmesinin ardından konuşmasına devam eden Özel, “Beklediğimizi yaptılar, elektriği kestiler. Jeneratör devrede. Bizim sesimizi asla kesemeyecekler” ifadelerini kullandı.

Özel ayrıca, “Diplomasız Erdoğan, mazbatasız genel başkan istemektedir” dedi.

Özel saat 13.50’de Güvenpark’a geldi ve yoğun kalabalık nedeniyle ilerlemekte güçlük çekti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da alana gelerek kalabalığı selamladı.

Yavaş’ın konuşması sırasında bazı sloganlar atılırken, Yavaş konuşmasında “Birlikte hareket etmezsek yarınları da kaybederiz” ifadelerini kullandı.

Yavaş, "Çağrımı bir kez daha tekrarlıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi en kısa sürede kurultaya gitmelidir" ifadesini kullandı.

Yavaş, şunları söyledi:

“İnsanların umudunu tüketen bir konumda bulunmaktansa, siyaseti bırakırım. İnsanların umudunu yeşertmemiz gerekir. Önemli olan bu toplumun geleceğidir. CHP sıradan bir parti değildir, bu ülkenin kurucu iradesidir. CHP’yi zayıflatmaya yönelik her girişim, yalnızca partiyi hedef almamaktadır. Türkiye’nin birikimini ve Cumhuriyet’in değerlerini hedef almaktadır”

Mansur Yavaş'ın konuşmasının ardından CHP'nin seçilmiş lideri Özgür Özel konuşmasına başladı.

Özel'in konuşması sırasında "Kurultay" sloganları atıldı.

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Partimiz kurulduğu günden beri, tarih boyunca, Sivas Kongresi’nden bugüne çok zor günler geçirdi. Mallarına el kondu, partinin kapısı kapatıldı, partinin Genel Başkanları hapse atıldı, il başkanları suikaste uğradı ve şehit edildi. Bu partiye her kötülük yapıldı ama hiç kimsenin gücü Cumhuriyet Halk Partisi’ne yetmedi. Tarihte ilk kez Cumhurbaşkanlığında bir partinin Genel Başkanı otururken, 24 yıl boyunca her seçimi kazanmışken, iktidar olacağı için bir güç, devleti elinde tutan kötücül bir akıl; Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar umuduna, Türkiye’de seçimle iktidarı değiştirme umuduna yani Cumhuriyet’in en büyük kazanımı olan sandığa müdahale etmekte, Türkiye’nin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına seçilen Genel Başkanı değiştirip atama yapmaya kalkmaktadır, kayyım getirmektedir. Değerli arkadaşlar, keşke birilerinin söylediği gibi bu mesele, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç meselesi olsa. Keşke bu mesele, parti içi bir tartışma olsa. Meseleyi doğru görelim, doğru şekilde ortaya koyalım. Bu mesele, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç meselesi değildir; Özgür Özel - Kemal Kılıçdaroğlu meselesi değildir. Bu mesele Recep Tayyip Erdoğan’la milletin meselesidir.

Değerli arkadaşlar, meydan alabileceğini aldı, doldu, taştı. Yollar taştı, sesimizin gidemeyeceği mesafelere ulaştı. Bugün daha güçlü bir otobüsümüz yok. Bir telsiz mikrofonumuz yok. Bir binamız yok. Paramız yok. Ama başkalarında olmayan bir şey var. Siz varsınız, siz varsınız, siz varsınız. Bir tarafta size rağmen polisle, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kanunsuz emirleriyle polisle ele geçirilen bina var. O binanın önünde AK Parti’den destekle, TGRT’den kampanyayla, önünde A Haber’in, TGRT’nin canlı yayın yaptığı, Türkiye’nin dört bir yanından parayla, gündüz tarlada çalışacak olanları dahi ‘Yevmiyeni verelim, yemeğini verelim, paranı verelim’ diye taşımayla göstermelik bir cılız kalabalıkla meşruiyet arayışı var. Bir tarafta milletin ta kendisi var. O yüzden mukayese kabul etmez, kıyas kabul etmez. Bir tarafta ele geçirilmiş binalar, bir tarafta partisine, ülkesine sahip çıkan milyonlar var. O yüzden şunu herkes bilsin. Biz, ben değil; sadece biz değil, biz hepimiz Cumhuriyet Halk Partisi’ni 47 yıl sonra iktidar yapanlarız, birinci parti yapanlarız. Biz Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurulduğu günden beri ilk kez yenen kadrolarız. Biz kaybeden, kaybetmeye alışkın CHP değil; kazanan CHP’yiz. Biz atanmış değiliz, biz seçilmiş CHP’yiz.

Herkes şunu adı gibi bilsin ki AK Parti asla demokratik bir seçimi bundan sonra kazanamayacağını biliyor, asla kazanamayacağını biliyor. Bu aziz milletin onları istemediğini biliyor. Bu yüzden Türk milletinin iradesine karşı savaş açmış olanlar, AK Parti’nin kara düzenini savunanlardır. Geçen sene 19 Mart günü 15,5 milyon kişinin oy verdiği, 25 milyon kişinin imza verdiği Cumhurbaşkanı adayımız gözaltına alınıp tutuklandığında buna ‘Bir darbe’ demiştim ve bir yıldır hep birlikte 19 Mart darbesine direndik, direnmeye devam ediyoruz. Herkes şunu bilsin ki saldırı altında olan Cumhuriyet Halk Partisi değildir. Milletin iktidarı değiştirme kararı saldırı altındadır. Tüm demokratik sistem saldırı altındadır. İktidarı değiştirmek isteyen tüm siyasi partiler, onların seçmenleri saldırı altındadır. İşte bu yüzden bu meseleyi Cumhuriyet Halk Partisi’nin meselesi görmeyen, o atanma siyasetine direnen ve Cumhuriyet Halk Partisi ile dayanışma gösteren tüm siyasi partiler tarihin en doğru yerinde durmaktadırlar.

Değerli arkadaşlar beklediğimizi yaptılar, elektriği kestiler. Jeneratör devrede. Bizim sesimizi asla kesemeyecekler. ‘Bunlar niye başımıza geliyor?’ derseniz; bu saldırılar, bu sabotajlar, bu yargı darbesi, bu görülmedik işler… Bir tek şey istenmiyor, bir tek şey isteniyor. Burada Türkiye’de iktidara yürüyen bir Cumhuriyet Halk Partisi değil; iktidarla yürüyen bir Cumhuriyet Halk Partisi istiyorlar. Size andolsun ki, yemin ederim ki iktidar yürüyüşünden asla vazgeçmeyeceğim, asla. Türkiye’de müesses nizam kendi siyaset kurgusunu bozmak istemiyor. O yüzden değişmeyen aktörleri, siyasetçileri millete dayatıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki değişimi, gençleşmeyi, kadınların önünün açılmasını, her yaştan kadroların genciyle, tecrübesiyle, birbirini ezmeyen, birbirine güç veren anlayışla yaptıkları siyasetini hazmedemiyorlar. Biz bu müesses nizamın çarkına iki yerde çomak soktuk. Birincisi, ‘Bu düzende Türkiye’de seçimle Genel Başkan değişmez. Atatürk kalksa gelse bu delege düzeniyle Genel Başkanı değiştiremez’ denilen yerde, Atatürk’ün kendini değil; fikrini, mücadelesini, onun azmini sahiplenenler Cumhuriyet Halk Partisi'nde kurultayı kazandılar. İkincisi, ‘AK Parti yenilemez, 13 sefer seçim oldu hep Tayyip Erdoğan kazandı. AK Parti yenilmezdir’ diyenlere karşı, Cumhuriyet Halk Partisi hep birlikte, bütün demokratlarla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi’ni yendik ve müesses nizamın tekerine çomak soktuk.

Şimdi buradan açıkça ifade ediyoruz. Kimse bu milleti de bu devleti de küçük görmesin. Bu milleti emir eli sanmasın. Bu devleti partisinin, düzeninin sanmasın. Bu millet de bu devlet de Türkiye’nin kurucu partisine sahip çıktı, bundan sonra da çıkacaktır. Bugün burada partimize yapılan 21 Mayıs darbesinden sonra, 24 Mayıs günü partiye yapılan vicdansız saldırıdan sonra ‘Bugün buraya gelenler tarihin doğru tarafında duruyorlar’ demek kifayetsizdir. ‘Bugün bu meydana gelenler tarihte yerini alacak’ demek kifayetsizdir. Bugün bu meydan tarihi yazmaya gelmiştir. Türkiye’nin dört bir yanından toplama bir kitleye, parti emekçilerini zorlayarak bahçeye indirmeye rağmen bu meydanın küsuratı bile orada yoktur, bu meydan tarihin ta kendisidir. Buradan açıkça söylüyorum, açıkça söylüyorum. Diplomasız Erdoğan, mazbatasız Genel Başkan istemektedir. Buna izin vermeyeceğiz. Mahkemenin, Tayyip Erdoğan’ın kurduğu yargı kollarının talimatıyla, dünya hukuk tarihinde olmayan, Türkiye siyasi tarihine bir kara leke olarak kazınan butlan kararı kimseye Genel Başkanlık meşruiyeti vermez. Yargının butlan kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ne mazbatasız bir Genel Başkan olmaz, yakışmaz, oturamaz. Buradan bir kez daha dilimizde tüy bitene kadar söyledik. Son nefesime kadar da söyleyeceğim. Gerçekten bu ülkeyi seven, bu iktidarı değiştirme umuduna gönül veren hiç kimsenin bir gün dahi partinin kurultayını geciktirmeye hakkı yoktur. Derhal kurultay yapılmalıdır. Buradan açıkça sesleniyorum, hangi delege ile istiyorsanız, son delege ile, önceki delege ile, daha önceki delege ile. Hangi delege ile istiyorsanız derhal bir kurultay yapın, partiyi seçilmiş bir Genel Başkana kavuşturun. Cumhuriyet Halk Partisi atama kabul etmez.

Bütün il başkanlarımız hoş gelmişler. Seçilmiş ilçe başkanları, seçilmiş il başkanları, belediye başkanları, üyeler kimse butlan istemiyor, bir atanmışı istemiyor. Türkiye’nin demokrasisinin teminatı bu partidir, derhal kurultayını istiyor. Buradan sizin huzurunuzda söylüyorum. Benim bu partiyi nasıl yöneteceğimi taahhüt ettiğim kırmızı kitapta, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanının ve Cumhurbaşkanı adayının tüm üyelerimizin oyuyla seçilmesi gerektiğini söylemiştik. Geçen sene 23 Mart’ta ilk sözümüzü tuttuk, Cumhurbaşkanı adayını ön seçimle belirledik. Hiçbir bahaneye sığmadan şimdi bir kez daha söylüyorum. Ben her delegeyle yarışa varım. Ancak kurultay tarihini ilan edin. Kurultay olmadan 15 gün önce Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerine sandık koyalım, 2 milyon üyeyi çağıralım. Genel Başkanlığın kim olacağına 2 milyon Cumhuriyet Halk Partili karar versin. O sandıktan kim çıkarsa resmi kurultaya o kişinin Genel Başkan adaylığında gidelim. Yani hem kurultaydan korkuyorum ama gerçek bir enerji için bütün üyelerle birlikte Genel Başkanlık için ön seçim istiyorum. Sözüm sözdür. Manisa’da, 2015 ön seçiminde yüzde 84 oy alarak tüm zamanların ön seçim rekorunu kırmıştım. Eğer bu ön seçimde yüzde 85’in altında oy alırsam göreve talip olmayacağım.

Burada tarihi bir fırsat var. Bu kaostan, bu türbülanstan Cumhuriyet Halk Partisi yıpranarak değil; güçlenerek, şaha kalkarak, iktidara koşarak gidebilir. Bunun için aklıselimin harekete geçmesi lazım. Bakın Parti Meclisi toplanacak, çoğunluk sizde yok. Vicdan hakim, partililik hakim. Toplayamıyorsunuz, vazgeçiyorsunuz. Parti’nin önünün, partinin bayramlaşmasının kalabalık olabilmesi için yapılanları hep birlikte gördük. Tekrar etmek istemiyorum. Utanıyorum, kahroluyorum. TGRT’deki tipler; hatırlayın ki hepimize, hepinize vakti geldiğinde her hakareti yapan, her haysiyet suikastını yapan TGRT’deki tipler, butlana vasi atanmışlar. Partiye TGRT’den basın danışmanı atamışlar. Adamın sadece ve sadece bir tek amacı var; Cumhuriyet Halk Partisi’ni yıpratmak için günde iki - üç kere her türlü rezaleti göze alıyor. Partiyi yerin dibine sokacak iftiralar atıyor. Cumhuriyet Halk Partisi bunları hak etmiyor. Bunu size yaptırmayacağım. Ömrü boyunca CHP’ye sövmüş, parti düşmanı bir anlayışı; Cumhuriyet Halk Partisi’ne her kötülüğü yapmış bir anlayışı partinin koridorlarına sokmak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baba evine sokmak, canlı yayında TGRT’ye teşekkür etmek dünyanın en, en, en ayıp işidir. Şöyle söylüyor, güya bu partinin milletvekili yaptığı birisi TGRT’ye canlı yayında diyor ki ‘Bütün süreç boyunca katkılarınız unutulamaz, iyi ki varsınız.’ Bu sözü söyleyen nasıl Cumhuriyet Halk Partili olabilir?

Değerli arkadaşlar bütün belediye başkanlarımıza hep birlikte itibar suikasti yapanların ağzını kendi söylemi yapanlar bu partiyi yönetemez. Geçen sene ön seçimde sandık başına ben de gittim, Genel Başkanım da gitti, Mansur Başkanım da gitti, önceki Genel Başkan da gitti. O gün Ekrem Başkan’a oy verirken TGRT, ‘Hırsızlara sahip çıkıyorsunuz’ diyordu. Şimdi sırf parti içi iktidar için TGRT’nin sözlerini benimseyip nasıl belediye başkanlarımızı partiden atmaya, disipline vermeye kalkarsınız? Yazıklar olsun. Biraz önce burada Mansur Başkanımızı dinlediniz. Mansur Başkan bizimle birlikte doğru yerde durmuyor, tarihi doğru yerinde, bizimle birlikte demokrasi tarihimizi yazıyor, demokrasi tarihimizi. Bundan önce Mansur Başkan’la ilgili zaman zaman sosyal medyada gerçek olmayan kabartmalar yapılıyor. Gerçek olmayan kışkırtmalar yapılıyor. Buradan açıkça ilan ediyorum. Mansur Başkan bugüne kadar ne yaptı, ne adım attı, ne açıklama yaptıysa bilgim dahilindedir. Bundan sonra da ne yapacaksak birlikte yapacağız.

CHP’de iki ayrı bayramlaşma... Özel ve Kılıçdaroğlu aynı saatte vatandaşlarla buluşacak
CHP’de iki ayrı bayramlaşma... Özel ve Kılıçdaroğlu aynı saatte vatandaşlarla buluşacak
İçeriği Görüntüle

Genel Merkezimize 24 Mayıs’ta yapılan saldırı ve ona verilen refleks tarihi bir milattır. O tarihten öncesi vardır, sonrası da olacaktır. O tarihten önce hataya düşenler vardır, eyvallah. O tarihten önce hata yapıp butlandan sonra, saldırıdan sonra doğru yerde olanların hepsi buradadır, başımızın üstündedir. Tarihin en büyük kucaklaşmasına, kenetlenmesi ihtiyaç var. Bunun için buradayız. Bize bina değil, yürek lazım. Burada mısınız? Genel Merkezden Meclis’e doğru yaptığımız yürüyüşle, köhneleşmiş bir anlayışı geride bıraktık. O yürüyüşle AK Parti’nin kara düzenini geride bıraktık. O yürüyüşle AK Parti’nin kara düzeninden medet umanları geride bıraktık. Ve hedefimizi Gazi’nin kurduğu Meclis yaptık. Hedef iktidardır. İktidar, iktidar, iktidar. Artık saflar netleşmektedir. Otokratlar bir tarafta, demokratlar bir taraftadır. Ben demokrasiye sahip çıkan, dayanışma gösteren tüm sendikalara, tüm meslek kuruluşlarına, tüm sivil toplum kuruluşu örgütlerine ve tüm siyasi partilere yürekten teşekkür ediyorum. Vakit birleşe birleşe kazanma ve vakit Türkiye’yi iktidara taşıma vaktidir.

Değerli arkadaşlar, bu cendereden bu partiyi çıkarmak için hukuki mücadele, siyasi mücadele ve canımızı, bedenimizi ortaya koyarak fiziki mücadeleye var mısınız? Bakın öyle bir yerdeyiz ki… Ya biz duracağız, teslim olacağız, onlar kazanacak, Türkiye kaybedecek. Ya da bir kez daha hep birlikte çekinmeden, korkmadan teslim olmadan biz kazanacağız. Var mısınız? Şimdi size soruyorum. Tarihi bir yürüyüşü başlatıyoruz. Var mısınız? Buradan bir adım geri adım atmadan hep birlikte yürümeye var mısınız? Bu iktidar yürüyüşünde teslim olmamaya var mısınız? Ben size iktidar için mücadele vadediyorum, var mısınız? O zaman bu yürüyüşe, bu iktidar yürüyüşüne bu meydandan başlayarak tarihe geçmeye değil, tarih yazmaya hazır mısınız? Birlikte, benimle birlikte Anıtkabir’e yürümeye var mısınız? Hep beraber yürüyecek miyiz? Bu adım Türkiye’nin iktidar yürüyüşünün ilk adımıdır. Yürüyelim arkadaşlar. Peşimden gelin, Anıtkabir’e yürüyoruz. Beni, partisini, ülkesini seven arkamdan gelsin. Yürüyelim arkadaşlar.”

Kaynak: Haber Merkezi