“Tükenir elbet gökte yıldız, denizde kum tükenir Bu vatan bu topraklar cömert Kutsal bir ateşim ki ben sönmez İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez” Halim Yağcıoğlu böyle diyor ünlü şiirinin başında. Tükenmez elbet Mustafa Kemal’ler, tükenmez amma… B

“Tükenir elbet gökte yıldız, denizde kum tükenir
Bu vatan bu topraklar cömert
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez”

Halim Yağcıoğlu böyle diyor ünlü şiirinin başında.

Tükenmez elbet Mustafa Kemal’ler, tükenmez amma…

Bunun için Mustafa Kemal’in dehasında vücut bulan bağımsızlık ruhunun, tüm toplumu sarıp sarmalayan özgürlük inadının ve haksızlıklara direniş ateşinin de tükenmemesi gerekiyor.

**

Mustafa Kemal’lerin tükenmemesi için…

Atatürk’ün Milli Mücadele için Samsun’a ayak bastığı günlerde, İstanbul Sultanahmet Mitingi’nde 100.000 kişiye, kürsüde ağlayarak ve ağlatarak bağımsızlık yemini ettiren Halide Edip’lerin de tükenmemesi gerekiyor.

O Halide Edip ki; Kurtuluş Savaşı’nda “Halide Onbaşı” olarak yer almış, İstiklal Madalyası almaya hak kazanmıştır.

O Halide Edip ki; İzmir’in kurtarılıp savaşın bittiği günlerde Mustafa Kemal’e “Paşam savaş sonunda bitti” dediğinde, “Asıl savaş şimdi başlıyor Halide Onbaşı, kendi içimizdeki savaş!” yanıtını alarak Mustafa Kemal’in ileri görüşlü dehasına kurtuluş gününde bile tanık olan kişidir…

**

Mustafa Kemal’lerin tükenmemesi için…

Bandırma Vapuru’ndaki subayların, erbaşların sahip olduğu bağımsızlık bilincinin de tükenmemesi gerekiyor.

Yıllarca Bandırma Vapuru’nun “taka”ya benzetilerek, pusulasız ve acemi kaptanla gidildiğinin anlatıldığı “hamaset” edebiyatına isyan ederek, ölmeden önce yazdığı mektupta “Vapurun pusulası da, hızölçeri de tamamdı, ben de acemi değildim.” demek zorunda kalan Kaptan İsmail Hakkı’nın alçak gönüllü kahramanlığının da tükenmemesi gerekiyor…

**

Mustafa Kemal’lerin tükenmemesi için…

Cesur ve bilinçli Fatma’ların tükenmemesi gerekiyor…

Bursa’nın işgalden kurtarılması için savaşan Fatma Seher’in…

Tarsuslu Kara Fatma’nın…

Fransızlara karşı mücadele eden Yirik Fatma’nın…

**

Gördes’li Makbule’yi unutmamak gerekiyor.

Arkadaşlarına cesaret aşılayan, kocasıyla omuz omuza mücadele veren, bu topraklar için şehit düşen Makbule…

Ve daha bir sürü kadın kahraman…

Tayyar Rahmiye, Süreyya Sülün ve diğerleri…

Şerife Bacı deyince aklımıza mantıcı-gözlemeci değil, İnebolu’dan Kastamonu’ya cephane taşırken, kucağındaki çocuğunu ve mermileri koruma uğruna donarak şehit düşen Şerife Bacı gelmelidir.

**

Mustafa Kemal’lerin tükenmemesi için…

Hasan Tahsin kadar vatansever, Maraşlı Şahin Bey kadar zeki, Yörük Ali Efe kadar cesur, Sütçü İmam kadar aydın olmak gerekir!

Her şeyin ötesinde, bu kahramanları bilmek, tanımak gerekir!

**

Mustafa Kemal’i İstanbul Hükümeti’nin emriyle tutuklaması gerekirken, onun yanına gidip karşısına dikilerek ve topuklarını birbirine vurup selam çakarak “Ben ve bütün kolordum emrinizdeyiz Paşam!” diyen Kazım Karabekir’i unutmamak gerekir 19 Mayıs’ı coşkuyla kutlarken…

Mondros’u imzalama ızdırabına mahkum edilmiş Rauf Orbay’ın Milli Mücadele’deki katkısını unutmamak gerekir.

Milli Mücadele’ye ve Cumhuriyet’e katkıları yazmakla bitmeyecek olan İsmet İnönü’nün uluslararası alandaki bağımsızlıkçı duruşunu anlatmak gerekir 19 Mayıslarda…

O İsmet İnönü ki; Lozan’ın her aşamasında yeni Türk Devleti’nin her alanda eşit muamele görmesi için çabalamış, daha görüşmelerin başladığı gün konferans salonunda, her ülkenin temsilcisine ayrılan koltukların yanında kendisine küçük bir koltuk ayrıldığını görünce “Neden böyle?” diye tepkisini koymuş ve “Size aynı boyutta koltuk bulamadık” gibi çocukça bir yanıt alınca “Peki, bulduğunuzda gelirim o zaman!” deyip salonu terk edip gitmiş bir liderdir!..

**

Ali Fuat’ların, Refet’lerin, Cevat Abbas’ların da bilinmesi ve yeniden yetiştirilmesi gerekir.

Uğur Mumcu’ların, Abdi İpekçi’lerin, Asteğmen Öğretmen Kubilay’ların tükenmemesi gerekir.

**

Demem o ki…

Bu yıl her seneden daha coşkulu kutlanan 19 Mayıs, “Gençlik Haftası” gibi bir “Belirli Gün ve Haftalar” programına hapsedilmemeli, 19 Mayıs’ın milli bir uyanışın başlangıcı olduğu ve onun da başında Mustafa Kemal’in bulunduğu gerçeği hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir.

Eğer 19 Mayıs’la Atatürk’ü özdeşleştirme gerçeğinden ayrılmazsak, bu günü “Dünya İstatistik Günü” ya da “Sosyal Güvenlik Haftası” gibi haftalar sıradanlığına düşürmeyiz.

İşte o zaman her 19 Mayıs’ta “Mustafa Kemal’ler Tükenmez!” diye haykırabiliriz.