Baybatur’u TEK kılan demokrasi mi? Sevgili Murat Yalçın; Daha yazının başında, tek liste gerçeğinin kimilerine göre anti demokratikliğin bir göstergesi olduğunu belirtiyor ve bunun bir “detay” olduğunu söylüyorsun. Tek aday ve tek liste ile seçime giri
Baybatur’u TEK kılan demokrasi mi?
Sevgili Murat Yalçın; Daha yazının başında, tek liste gerçeğinin kimilerine göre anti demokratikliğin bir göstergesi olduğunu belirtiyor ve bunun bir “detay” olduğunu söylüyorsun. Tek aday ve tek liste ile seçime girilmesi bir “detay” mıdır? Murat Baybatur ve ekibinin çalışmalarını ne kadar takdir ettiğimi biliyorsun. Bununla ilgili yazılarım da var. Ancak karşı liste için sabırsızlıkla çalışanlar olduğunu kendin söylüyorsun ve bunları dışarıdan destekleyenleri maalesef “yalakalık” la itham ediyorsun. Sence de karşıt görüşlüler de açıkça kongrede yer alabilseler, şeklen bile olsa yönetime talip olsalar Murat Baybatur’un başarısı gölgelenir miydi, yoksa katmerlenir miydi? Oysa senin de belirttiğin gibi Bülent Arınç’ın “güçlü onayı” suların durulmasını sağladı. Daha mı demokratik oldu? Dursun Ali Yıldız, Hayrullah Solmaz, Abdurrahim Arslan, Ramiz Şiyak, Mustafa Uyumaz gibi isimleri bir araya getirmek yalnızca Baybatur’un çabalarıyla mı oldu, yoksa daha toparlayıcı “onay”ı da dikkate almak gerekiyor mu? Hayrullah Solmaz, İl Genel Meclisi Başkanlığı’na tek aday olarak girmedi fena mı oldu? Son derece demokratik bir şekilde seçimi kazandı. Saydığımız isimlerin çoğu çeşitli mevkilerde AK Parti’ye hizmet etmiş kişilerdir. Ters tarafta gibi görülen bu isimleri, üstelik siyasi hizmet tatminine de ulaştıktan sonra bir çatı altında tutmak sanıldığı kadar da zor olmasa gerek. Sadece soruyorum, sorular doğruları aramanın en iyi yoludur. Cüneyt Kamal’ın “olgun duruşunu” takdir etmemiz kadar neden listede olmamasını da sorgulamamız gerekmez mi? Hazır kongredeyken Bülent Kar’ın neden unutulduğunu yetkili ağızlara sormak ve bunu kamuoyuyla paylaşmak doğru olmaz mıydı? Öte yandan Sayın Arınç’ın anlattığı namaz anekdotunun “espri”den öte anlamları yok muydu? Üstelik bizzat kendisi bu anekdottan Sayın Tanrıverdi’nin de kıssadan hisse çıkarması gerektiğini söylemişken? ** Sevgili Murat Yalçın; “TEK” olmak demokraside övünülesi bir şey değildir. Demokrasi “çeşitlilik” tir, “farklılıklar” dır, hatta yeri geldiğinde başarıyı getirecek “çatışmalar” dır. Süleyman Demirel, partisinin başında 30 yıl kaldı. Çankaya’ya doğru yola çıktığında, partisinin de tükeniş yolculuğu başladı. Alparslan Türkeş, Milliyetçi Hareket’in önderliğine 28 yılını verdi, öldüğünde hareket pusulasını kaybetti. Özal, Erbakan, Ecevit…örnekleri çoğaltabiliriz. Bu biraz da bizdeki siyaset yapma argümanıdır.Tercih edilen ve heves edilen bir yöntemdir. Yanlıştır! Yanlış olan Murat Baybatur’un tek aday olarak seçime girmesi ve kazanması değildir. Daha ilk başkan olduğunda yazdım, doğru tercihtir ve hak etmiştir. Şimdi de hak etmiştir. Kendisine, partisine hizmet yolunda başarılar diliyorum. Yanlış olan böyle seçilmenin demokratik açıdan övülesi görülmesidir. Kanımca senin bir gazeteci olarak ve AK Partililerin siyasetçi olarak böyle bir yanlışa düşmemeleri gerekir. Birlik güzeldir ama karşıt görüşlüleri “bazıları” olarak anıp geçmek ve onları destekleyenleri “yalaka” sıfatıyla anmak bana pek doğru gelmedi. Bertrand Russell “İktidar” eserinde iktidarda sürekliliğin insanlara vazgeçilmezlik egosunu aşılayabileceğini söyler. Manisa’nın en çok okunan ve en kaliteli sitesinde, bence kentin en önemli kalemlerinin başında geliyorsun. Amacım yazına dostça dokundurmalar yaparak, son AK Parti kongresiyle ilgili görüşlerimi aktarmaktı. Albert Einstein’ın sana daha önce söylediğim bir sözünü değerli siyasetçilerimize de belirtmek istiyorum. “Başarılı olmayı değil, değerli olmayı hedefleyin. Değerli olmayı hedeflerseniz başarı kendiliğinden gelir.” Bence Murat Baybatur ve ekibi seçmenleri gözünde değerlidir ve daha da değerli olacaktır. Demokratik bazı (senin deyiminle) “detayları” atlamazlarsa daha da değerli olacaklardır.