Bu kafa! Manisasporlu futbolcuların hayati maç öncesinde yaptıkları antrenman boykotundan şunu anladım. Ümit Özat’a büyük haksızlık etmişim. 32 günde takımın içine edip, takımı bu hale getiren kişinin sanki sadece tek sorumlusunun Ümit Özat olduğunu ya

Bu kafa!

Manisasporlu futbolcuların hayati maç öncesinde yaptıkları antrenman boykotundan şunu anladım. Ümit Özat’a büyük haksızlık etmişim. 32 günde takımın içine edip, takımı bu hale getiren kişinin sanki sadece tek sorumlusunun Ümit Özat olduğunu yazarak, ben de gerçekleri unutmuşum. Hele bir de Kayseri maçıyla başlayan kurtuluş savaşının, Mersin karşısında alınan galibiyetle taçlanmasının ardından, boşuna çıkarmışım hırsımı Ümit Özat’tan.

Manisaspor’un bu hallere gelmesinin, bu sıkıntılarının bir tek nedeni var.

O da bu kafa!

Zaten Ümit Özat’ı da bu takımın başına getiren bu kafa değil mi?

32 gün takımın şeker gibi erimesini seyreden bu kafa değil mi?

Ligin en az transferini yapan, en az para harcayan takımını ligin zirvesine ortak eden hocasına sahip çıkmayan bu kafa değil mi?

Sezona başlamayı düşündüğü hocasıyla sezon öncesi yollarını ayıran, sonra da aynı hocanın tavsiyelerini dinleyerek takımı Reha Erginer’e teslim eden bu kafa değil mi?

Para işine girmek istemiyorum. Parayı da sevmiyorum zaten. Ama Manisaspor ile ilgili para konusuna girince her kafadan ses çıkıyor. Bir kez para mevzusuna daldım, onda da sevgili Selami Delan’dan sitemkar telefon aldım. Manisaspor’un para ile sorunu olmadığını söylemiş, futbolcuların alacaklarının olmadığını belirtmişti.

Ama nedense ya bu futbolcular benim gibi hesaptan anlamıyor, ya da bu hesaplarda bir yanlışlık var. Biz parasız pulsuz dediğimiz zaman, bana yok öyle bir şey demişlerdi. Şimdi 26 haftadır maç başlarını alamayan futbolcuların boykotu başladı. Hem de hayati maçın öncesinde. Hem de Avrupa arenasından morali bozuk dönen, yönetimsel sorunlar yaşayan, Q7 sarsıntısı geçiren adı büyük olsa da sorunları daha büyük olduğu için umudumuzun olduğu Beşiktaş maçı öncesi.

Morali yerine gelen, yeniden dirilen bir takımın böylesine bir maç öncesi, böylesine bir sıkıntısı olması pazartesi öncesinde işin tuzu biberi oldu.

Şimdi her zaman ki gibi denebilir. Her takımın maddi problemleri var. Her takımın futbolcuları parasız, pulsuz oynuyor. Hatta bu kulüpte kimsenin alacağı da kalmamıştır dersin.

Ama menajerin futbolcunun sıkıntısını dinlemiş, teknik direktörün profesyonel futbolculara, amatörce seslenip, ‘Şu köprüyü bir geçelim, sorunlar halledilir’ mesajını vermiş. Sadece senden bir adım bekliyorlar. O adım için sana geliyorlar. Artık senle ne konuşuyorlarsa, sinirleri alınmış, yatışmış, hamura dönmüş futbolcularla bir görüşüyorsun, sonrasında da futbolcular arabalarına binip tesisleri terk ediyorlar…

Peki nasıl olacak bu işler? Bu atmosferde söylemesi kolay olsa da, hayata geçmesi zor görünen dört galibiyet nasıl alınacak?

En önemlisi bu kafayla daha ne kadar devam edilecek?