“Herkes Everest’e tırmanamayabilir ama herkesin tırmanabileceği bir Everest’i vardır” diyor Nasuh Mahruki. ** Tarih: 17 Mayıs 1995 Yer: Everest’in zirvesi Saat: 10.20 Nasuh Mahruki 27. yaş gününe 4 gün kala dünyanın çatısındaydı. Yerel adıyla Chomolu
“Herkes Everest’e tırmanamayabilir ama herkesin tırmanabileceği bir Everest’i vardır” diyor Nasuh Mahruki.
**
Tarih: 17 Mayıs 1995
Yer: Everest’in zirvesi
Saat: 10.20
Nasuh Mahruki 27. yaş gününe 4 gün kala dünyanın çatısındaydı. Yerel adıyla Chomolungma (Ana Tanrıça) dağının doruk noktasından İlk Türk ve Müslüman dağcı olmanın gururuyla bakıyordu dünyaya.
**
“Dünyanın Ana Tanrıça’sının zirvesinde bir yalnız adam, bütün yalınlığı, çıplaklığı ve kırılganlığıyla gözyaşlarını gizleme ihtiyacı duymadan kendini bıraktı.”
**
Daha önce Asya’nın 7000 metrenin üzerindeki en yüksek beş dağına tırmanarak “Kar Leoparı” unvanını alan Mahruki için Everest’in zirvesi bir son değil yeni bir başlangıçtı aslında.
Bu başarısının hemen ardından 1,5 yıl içinde yeryüzünün diğer altı kıtasının en yüksek zirvelerine de tırmanarak “Yedi Zirveler” projesini tamamlayan dünyadaki 44. dağcı ve en genci oldu.
“En iyi olmaktansa ilk olmak daha değerlidir” diyor, “en’ler eninde sonunda aşılır ve gün gelir yeni bir en ortaya çıkar; oysa ilkler sonsuza dek sahibine ait kalırlar.”
Nasuh Mahruki, adını dağcılık tarihine altın harflerle yazdırmış bir kişidir.
“Everest’te İlk Türk” kitabı Mahruki’nin Everest’in zirvesine varış öyküsünü anlatıyor. Hayranlıkla okunan bir kitap…
“Kendi Everest’inize Tırmanın” ise kişinin yaşamında olabileceğinin en iyisi olması için yol gösterici bilgiler içeren bir eser.
İkisini de okumanızı öneririm.
**
Günümüzde Nasuh Mahruki ismi Everest dışında başka bir sözcükle de özdeşleşmiş durumda: AKUT.
AKUT, Türkiye’de en çok tanınan ve en çok güvenilen sivil toplum kuruluşlarının başında yer alıyor.
1500’e yakın gönüllüsüyle Türkiye’nin 30 ayrı biriminde örgütlenmiş olan AKUT; depremler başta olmak üzere doğal afetlerde, dağ arama kurtarmalarında ve halkın bilinçlendirilmesinde tamamen gönüllü olarak insanların yardımına koşuyor.
Yakın zamanda da kentimizde AKUT ekibi faaliyetlerine başladı ve oluşumunu tamamlama sürecinde.
Haberlerimizde okumuşsunuzdur, Manisa Belediyesi ve Belediye Başkanımız Cengiz Ergün, deprem bölgesinde olan kentimizde gerçekleştirilen bu oluşum için verdiği destek sözünü tuttu ve Laleli’de Saruhan Otel’in arka tarafında atıl durumdaki bir binayı AKUT Manisa’nın kullanımına verdi. Tamamen gönüllülük esasına dayalı çalışan böylesi bir yardım kuruluşunun yerel kurumlardan destek alması çok önemli. Bu anlamda belediye başkanımızın duyarlılığı ve katkısı teşekküre ve övgüye değerdir.
Şimdi Manisa’daki AKUT gönüllüleri binalarının inşaat çalışmalarını tamamlamak için hummalı bir çalışma içindeler.
**
İnci Holding’in bir etkinliği için Manisa’ya gelen AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Nasuh Mahruki, Anemon Otel’deki konferansın ardından AKUT binasının inşaatını yerinde ziyaret etti ve incelemelerde bulundu.
Manisa Belediyesi’ne teşekkürlerini sunan Mahruki, yerel anlamda herkesin desteğinin önemli olduğunu vurguladı ki, bu bizim için çok önemli bir mesajdır.
Olası bir doğal afette ilk yardımımıza koşacaklardan olan AKUT’un kentimizde sağlam temeller üzerinde yükselebilmesi için hepimizin desteğine ihtiyacı var. Öğrendiğimize göre kum, çimento, tuğla gibi ihtiyaçlarını çeşitli firmaların desteğiyle elde etmişler ve deyim yerindeyse ‘kendi evlerini kendileri yapıyorlar.’
Belediye Başkanımızın desteğinin halk tabanına da yayılması en büyük dileğimiz.
**
Nasuh Mahruki’nin Anemon Otel’de anlattıklarının bir bölümünü ben de dinledim. Son derece sakin, kendinden emin ve egolarından arınmış bir duruşu olduğunu gözlemledim.
Böyle olması da aslında son derece doğal… Görece olarak rahat bir yaşam süren bir gencin, kendini hayallerinin peşinde “dağlara vurması” pek öyle egoyla, kendini beğenmişlikle açıklanacak şeyler değil. Çok güzel bir tespiti var Mahruki’nin: “Dağcılık dünyadaki seyircisi olmayan tek spor dalıdır. Zirveye varırsınız ve sizi orada alkışlayacak kimse yoktur!”
Üstelik bir izleyicinin sorusunu yanıtlarken dediği gibi, her hedefin arkasından her zaman diğeri gelir. 16 yıldır sürdürülen ve hayat kurtarmayı amaçlayan bir hedef ise hiçbir maddi değerle ölçülemeyecek bir erdemdir sanırım.
Everest’in zirvesinden Spil’in yamacına kadar uzanan ve karşılıksız yardımseverliği eksen alan bir oluşumun kentimizde de amacına ulaşması en büyük dileğimiz olmalıdır.
**
Nasuh Mahruki, “Kendi Everest’inize Tırmanın” kitabında Bernard Shaw’dan bir alıntı yapıyor. Bernard Shaw insanları üçe ayırmış:
*bir şeyleri gerçekleştirenler,
*gerçekleşen şeyleri seyredenler,
*gerçekleşen şeylere hayret edenler.
Biz seyreden veya sonradan hayret eden olmayalım. Gerçekleştirelim veya gerçekleştirenlere omuz verelim…