STK’LARDAN TEPKİ!

Manisa’da faaliyet gösteren 53 sivil toplum kuruluşu son günlerde gündemden düşmeyen hizmet hareketi üzerindeki iddialara tepki gösterdi.

STK’LARDAN TEPKİ!

Sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle birlikte Saruhan Otel’de basın toplantısı düzenleyen Manisa Demokrasi ve Hukuk Platformu Temsilcisi Kadir Çelik, hizmet hareketiyle beraber, bütün cemaatlere karşı bir savaş dilinin kullanılmasından üzüntü duyduklarını ifade etti.

Sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle birlikte Saruhan Otel’de basın toplantısı düzenleyen Manisa Demokrasi ve Hukuk Platformu Temsilcisi Kadir Çelik, son zamanlarda, hizmet hareketiyle beraber, bütün cemaatlere karşı bir savaş dilinin kullanılması üzüntü verici olduğunu söyledi. Bu dilin onur kırıcı ve yaralayıcı olduğunu dile getiren Çelik, “Bu anlamda MİT’in 15 Ocak 2014 tarihli talimatıyla bütün cemaatlerin izlenmesi gerektiğini basından okuyor ve üzülüyoruz. Savaş dilinin argümanları olan ‘Örgüt, Paralel devlet, in, kara propagandacılar, virüs, hainler, İsrail uşağı, dış güdümlü örgüt, maşa, ajan’ söylemlerden sonra ‘haşhaşiler’ benzetmesi, bunu söyleyenlerin, hezeyanlarında geldikleri noktayı göstermektedir. Milletimizin gönülden desteklediği Hizmet Hareketi’ni, uyuşturucu müptelası katillerden ve edep yoksunu ahlaksızlardan oluşmuş, bir terör örgütüyle aynı kefeye koymak, tek kelimeyle insafsızlıktır.” dedi.

Çelik, yakın tarihte Türkiye’de on binlerce insanın kanına giren terör örgütleri için bile kullanılmayan bu ifadelerin, gönüllüler hareketine karşı kullanılması; bununla beraber, bu anlamda MİT’in emriyle bütün cemaatlerin takip edilmesi, vicdan sahibi bütün insanları derinden yaraladığını kaydetti.

Çelik, “Ülkemizin ve insanımızın içinden geçtiği zor bir süreci birlikte yaşıyoruz. Bu zor zamanlarda ülkemizin ve insanımızın kaybetmemesi adına, Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında yaşayan her ferdin daha sakin, farklılıklara daha saygılı, hiç kimseyi ötekileştirmeden, birlik ve beraberliğimize katkı sağlayacak şekilde davranmasını ve bu konuda gayret göstermesini arzu ediyoruz.” diye konuştu.

Rüşvet ve yolsuzluk gibi konuların toplumda çok konuşulduğunu ve insanları yaraladığını gözlediklerini ifade eden Çelik, “Bununla beraber hepimizin en önemli güvencesi olan hukuk sistemimizin çok sık değiştirildiğini; üstelik bu değiştirmelerin bir kısım olayların arkasından yapılarak, hukukun üstünlüğünün de yara aldığını müşahede ediyoruz. Rüşvet ve yolsuzluk operasyonları gibi konularla eş zamanlı olarak emniyet birimlerinde bu güne kadar görülmemiş tasfiyeler yapıldığına şahit oluyoruz. Aynı zamanda ülkemizde yaşayan dini grupların töhmet altında bırakılacak şekilde takibata uğradığına, ötekileştirici ve suçlayıcı bir algı meydana getirildiğine şahit oluyoruz. Bütün bunlar hepimizi derinden yaralıyor ve endişeye sevk ediyor.” dedi.

Özellikle ötekileştirme sorunuyla en çok karşı karşıya kalan hizmet hareketinin gayesinin, evrensel insani değerler ışığında eğitim öğretim, diyalog ve yardım çalışmaları yapmak olduğunu belirten Çelik, “Bu güne kadar ki gözlemlerimize göre, bu insanlar gerek ülkemizde, gerek dünyanın her yerinde cehaletle, ayrılıkla ve fakirlikle savaşmaktadır. Hal böyleyken, bu gönüllü insanlar için çete, örgüt ve benzeri söylemlerin üstüne, son olarak ‘haşhaşiler’ tabirinin kullanılması, ehli vicdan olan bütün insanları çok üzmüş ve derinden yaralamıştır. ‘Müslüman terörist olmaz. Terörist Müslüman olamaz.’ diyen Muhterem Fethullah Gülen Hoca efendinin sözü bu anlamda çok yerindedir.” şeklinde konuştu.

Dershanelerin kapatılması tartışmaları ile 17 Aralık operasyonunun peş peşe gelmesinin çok konuşulduğunu dile getiren Çelik, hedefleri ve konuları farklı olan bu iki meselenin, birbiriyle ilişkilendirildiğini ve tolumda farklı bir algı oluşturulduğunu söyledi. MİT’in 8 ay önce ilgili kurum ve kişileri, rüşvet ve yolsuzluklar konusunda bilgilendirmesinden dolayı operasyonun, dershaneler meselesinin devamı olmadığına değinen Çelik, “Bilakis dershane meselesinin, yolsuzluk operasyonunun önüne konulduğu görülmektedir. Yani böyle bir operasyon önceden biliniyordu. O halde dershane meselesinin, yolsuzlukların üstünü örtmek, aynı zamanda masum insanları suçlamak düşüncesiyle, operasyondan önce gündeme getirildiğini düşünüyoruz.” diye konuştu.

Devlette bir paralel yapının olduğu, bu paralel yapı tarafından 17 Aralık operasyonunun yapıldığı ve bunun hükümete karşı bir darbe olduğunun iddia edildiğini dile getiren Çelik, “Öncelikle bu iddianın cevabını hukuk birimleri vermelidir. Eğer böyle bir yapı varsa, meydanlarda masum insanları suçlamak yerine, hukuk işletilmeli ve muhataplar gereken cezaları kesinlikle almalıdır. İkinci olarak, Devlet kurumlarında farklı düşünce ve ideolojiye sahip insanlar olabilir. Hatta olması da gerekir. Düşünce özgürlüğüne önem veren demokratik toplumlarda çok seslilik normal bir durumdur. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, birçok milletvekili, siyasetçi, hukukçu ve aydın bu gerçeği defalarca dile getirmişlerdir. Ancak düşünceleri farklı da olsa devlet ve millet adına görev yapan ve karar veren herkesin kanun önünde hesap vermesi gerektiği unutulmamalıdır. Yanlış yapan kişiler varsa, bunları bulup çıkarmak ve yapılan yanlışların hesabını sormak yargının görevidir.” dedi.

Aksi halde, paralel devlet ve benzeri söylemlerin insanları kamplara ayırdığını, ötekileştirdiğini,  birlik ve beraberliği bozduğunu ve bunu çok tehlikeli bulduklarını belirten Kadir Çelik, “Bizler, bu tür karalamaların, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadesiyle, ‘niyetlerinden emin olunmayan bürokratik ve politik dar bir oligarşik kadro’ tarafından yapıldığını düşünüyoruz. Anayasaya aykırı olduğu bilinmesine rağmen, adli kolluk yönetmeliğinde değişiklik yapılarak, savcıların ve hâkimlerin eli kolu bağlandı. Hukuk işletilemez hale geldi. Toplumun büyük çoğunluğu bu durumdan endişe etmeye başladı. Soruşturmayı yürüten savcılarla, emniyet mensuplarıyla, toplumun sevgisini kazanan kişilerle ve iş adamlarıyla ilgili iftira kampanyaları, insafsızca devam etti ve ediyor.  Bütün bunları hepimiz hayretle ve şaşkınlıkla izlemekteyiz.” şeklinde konuştu.

Binlerce polis memuru ve müdürü, yüzlerce hâkim, savcı ve üst düzey bürokrat bu sürede görevden alınıp tayin edildiğini aktaran Çelik, “Son olarak, daha dün 96 savcı ve hâkimin yerleri değiştirildi. Milletin huzuru ve güvenliği için gece gündüz çalışan güvenlik kuvvetlerine hâkim ve savcılara yönelik yapılan bu cadı avının, milletimizi derin bir endişeye sürüklediğini ve toplumda büyük bir kaygı meydana getirdiğini üzülerek görüyoruz. Bu insanları hiç tanımıyor olmamıza rağmen, bu muameleyi hak etmediklerini düşünüyor, onlar ve aileleri için dua ediyoruz. Şunu da ifade edelim ki, bu uygulamaları bilerek veya bilmeyerek yapan insanlara da dualar ediyoruz.” dedi.

Türkiye’nin uluslararası markalarından biri olan Türk okullarını ve oralarda Türkiye adına gönül elçiliği yapan insanları, ülke tanıtımı ve ekonomisine katkı sağlayan iş adamlarını, Büyük Elçilere talimatlar vererek bitirmeye çalışmanın, Türkiye ve Türk milletine ne ölçüde trajikomik duruma düşüreceğini de halkın takdirine havale ettiklerini söyledi.

Ülkede meydana gelen her türlü yanlış olayı, hizmet hareketinin yaptığı algısını oluşturmak ve üretilen bunca değeri yok etmek için, çirkin bir iftira kampanyası yapıldığını belirten Çelik, “Bu kampanya o kadar abartılmıştır ki, Uludere’de öldürülen köylülerin, Hırant Dink cinayetinin, hatta geçmişte işlenen faili meçhul cinayetlerin hizmet hareketine yüklenmeye çalışılması, hezeyanın boyutunu göstermektedir. Buradaki amacın farklılıkları yok etmek olduğunu, farklı düşünen her oluşumun benzer iftiralara maruz kalabileceğini düşünüyor ve dikkatlerinize arz ediyoruz.” Diye konuştu.

Gönüllüler hareketinin var olduğu günden beri hep aynı duruşu sergilediğini belirten Çelik, “Milletimizin birliği ve beraberliği için, insanlarımızın huzur içinde yaşayabilmesi ve ülkemizin dünyadaki itibarının yükselmesi için gayret göstermeye devam etmeleri temennimizdir. Gönüllüler hareketi, demokrasi ve hukuk kuralları içerisinde doğruların arkasında durmalı, yanlışları ise çekinmeden, etkili bir sesle muhataplarına söylemeye devam etmelidir. Bununla beraber insanlığa hizmet için bir araya gelen gönüllülerin gayesi, dünya nimetlerini elde etmek değil, insanları, evrensel insani değerler çerçevesinde daha güzel bir noktaya taşımak olmalıdır. Platform olarak, milletimizin yıllardır, bin bir emekle elde ettiği demokratik kazanımları kaybetmesini istemiyoruz.  Ve yine yıllardır, farklı kurumların devlet üzerindeki vesayetinin kaldırılmasına sevinirken, şimdi de hızlı bir şekilde totaliter bir yapıya doğru gittiğini görmek, endişelerimizi artırıyor.” dedi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.