ÖZDAĞ 12 EYLÜL DÖNEMİNİ ANLATTI

Ak Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, 12 Eylül döneminde gençlerin heyecanlarına yenik düştüklerini söyleyerek: “Gençler heyecanlarının esiri oldular, 1980 darbesiyle karşı karşıya kaldılar. Geçmişte 780 bin kilometrekareye birbirini sığdıramayan sağcılar ve solcular 5 metrekarelik hücrelerde beraber yaşadılar.” dedi.

ÖZDAĞ 12 EYLÜL DÖNEMİNİ ANLATTI

Haber:Berfin Adıcan

Ak Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Türkiye demokrasi tarihinin kara lekesi olarak nitelendirilen 12 Eylül 1980 darbesini değerlendirdi. Özdağ: “1980 öncesinde Türkiye’de sağ- sol kutuplaşması meydana getirdiler. Burada egemen güçlerin taşeronları ve uzantıları vardı. Türkiye’de insanları sağ- sol, alevi- sunni olarak kutuplaştırdılar ve bu kavgalardan da iktidarı devirmek istediler. Dünyada gençlerin iktidar olduğu vaki değildir. Gençlerin ideallerinin, heyecanlarının ve ülkülerinin omuzlarına basarak birileri iktidar olmuştur. 1980’de de aynısını yaptılar. Önce ülkede sıkıyönetim ilan edildi fakat askerler siyasi iradenin emrinde terörü ve kavgayı önleyemediler, önlemek istemediler ama kendileri iktidar olduğunda bıçak keser gibi terörü durdurdular.” dedi.

“ŞAPKASINI KORUDUĞU KADAR TBMM’Yİ KORUYAMADI”

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’i sert bir dille eleştiren Özdağ: “Sandıkla gelenler sandıkla gitmelidirler. Bizim ülkemizde sandıkla gelenler sandıkla gitmeleri gerekirken zaman zamanda darbeciler tarafından alaşağı edilmişlerdir. 1960 bunun başlangıcıdır. Eğer biz 1960’ın hesabını sorabilseydik, eğer seçilmiş parlamentoya sahip çıkabilseydik 1980 olmayacaktı. Yunanlılar Polatlı’ya gelmişken, top sesleri Ankara’dan duyulurken bile Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş olduğu gazi meclis çalışmalarına devam etti. Maalesef Atatürkçüyüm diyenler, Atatürk’ün ismini kullanarak seçilmiş iktidarlara her zaman darbe yaptılar, her 10 yılda bir darbe yaparak siyasetçiyi terbiye etmek istediler. Gençlerin omzuna basarak komünist bir devrim yapmak istediler, başaramadılar. Demirel o zaman şapkasının hukukunu koruduğu kadar milletin ve TBMM’nin hukukunu koruyamamıştı.” diye konuştu.

“SAĞCILAR VE SOLCULAR 5 METREKARELİK ALANDA BERABER YAŞADILAR”

12 Eylül döneminde gençlerin uzlaşmaya yönlendirilmediğini belirten Özdağ: “Biz dövüşmemeliydik, gençler olarak kavga etmemeliydik. Türkiye’yi yönetenlerin bu işte ciddi vebali var. Türkiye’de gençlere konuşmayı, okumayı, tartışmayı ve uzlaşmayı öğretmediler. Gençler heyecanlarının esiri oldular, 1980 darbesiyle muhatap oldular. Bu darbe Türkiye’nin ekonomisine, kültürel hayatına, demokrasisine zarar verdi. O zamanlarda dış ülkelerde algımız ‘muz cumhuriyeti’ ve ‘darbeler ülkesi’ olarak kaldı. Geçmişte 780 bin kilometrekareye birbirini sığdıramayan sağcılar ve solcular 5 metrekarelik hücrelerde beraber yaşadılar, aynı toprağın çocukları olduğunu anladılar. Bundan sonra gençler dövüşmemeliler, çok yönlü okumalılar. İdeolojiler üzerimize giydirilen deli gömlekleridir, deli gömleklerini çıkartmalıyız. Her darbenin arka planına bakmalıyız. Türkiye’yi, Türkiye’de yaşayan 77 milyon yönetecektir. Bundan böyle darbeler dönemi bitmiştir. Parlamentoya sahip çıkacağız.” dedi.

“BİR NESİL HEDER EDİLDİ”

Darbe döneminde bir nesilin heder edildiğini ifade eden Özdağ: “Siyasetçiler askerlerden değil vicdanlarından korkmalıdırlar. Siyasetçileri hiç kimse terbiye etmeye çalışmamalıdır. Ben de 7 yıl cezaevinde kaldım. 1 milyon kişi gençliğini kaybetti, asılan çocuklar oldu. Türkiye’nin 50 yılda bir yetiştirebileceği nesil heder edildi. Türkiye’de bir milyon genç kayboldu. Bu nesil Türkiye’yi belki Japonya, Almanya, İngiltere yapacaktı. Ben 12 Eylül öncesinin idealizmini özlüyorum. Gençler, demokrasiyi özümseyin, farklılıklarını zenginlik olarak kabul edin ama birlikteliklerinizi çoğaltın. Bu milletin değerlerine sahip çıkın. Parlamento bizim namusumuz ve şerefimizdir. Allah bir daha bu memlekete darbe göstermesin.” şeklinde konuştu.

“ACILARIMA ANNELİK YAPAN ŞEHİR BENİ PARLAMENTOYA GÖNDERDİ”

Özdağ son olarak şunları söyledi: “Türkiye’nin bir mayası var, hamuru var. Türkiye’nin çok ciddi ve sağlam bir naturası var. Bundan böyle darbelerle hesaplaşan bir iktidar var, darbecilerle savaşan bir yapı var. Ben 1980’de üniversiteyi bitirdiğimde fikirlerim ve düşüncelerimden dolayı ellerim kelepçeli olarak cezaevine gönderilmiştim. 2011’de acılarıma annelik yapan şehir beni parlamentoya gönderdi. Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu kuruldu Türkiye’de. Darbecilerle hesaplaşmada önemli bir araç olan o komisyonda görev aldım ve o tarihi konuşmayı da TBMM’de ben yaptım. Türkiye’de 2010 referandumunda bize ‘askeri kim sorgulamış ki’ diyen kişiler haklılığımızı gördüler, hatta bizim evetlerimizin hayrını gördüler.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
gazi - 2 yıl önce
bu ülke neçektiyse darbeye zemin hazırlayanlardan çekti,