Kitapçılar Popüler Kültürden Muzdarip

Türkiye’de kitapçılık sektörü, her geçen gün gelişip büyüyor, ancak buna karşın kitapevi sahibi olan esnaflar, ciddi sermaye gruplarının bu alanda yatırım yapması, gelişen sanal teknoloji ve en çok da popüler kültürün getirmiş olduğu tüketim çılgınlığı dolayısıyla hak ettiği geliri elde edemiyor.

Kitapçılar Popüler Kültürden Muzdarip

Manisa’da uzun yıllardır kitapçılık yapan Beşeri Kitapevinin sahibi Yazar ve Şair Mehmet Beşeri, gazetemiz muhabirine yaptığı açıklamada, kitapçılık sektöründe ciddi gelişim hamlelerinin olduğunu, ama buna karşın kendilerinin bu sektörde son zamanlarda hak ettiklerini bulamadıklarını söyledi. 40 yıldır kitapçılık yaptığını belirten Beşeri,“Ara sıra kısa ayrılık dönemlerim olsa da hiçbir zaman kopamadım bu meslekten. Kitabın sadece kitapçısı değilim. Yayıncılık, yazarlık, şairlik, gibi kitapçılığın birçok aşamasında bulundum. Dolayısıyla Türkiye’de insanların kitaba bakış açılarını, daha çok hangi kitapları tercih ettiğini iyi biliyorum.” dedi.

“ÜLKEMİZDE BASILAN KİTAP SAYISI, DÜNYA ÜZERİNDEKİ BİRÇOK ÜLKEDEN FAZLA” 

Kitapçılıkla ilgili Türkiye’de çok zor süreçlerden geçildiğine değinen Beşeri, “12 Eylül döneminde kitaplar tıpkı bir suç aletiymiş gibi silahlarla yan yana koyuluyordu ve insanlar maalesef vebadan kaçar gibi kitaplardan kaçıyordu. Türkiye’deki kitapçılık sektöründe, bu süreçlerin yarattığı tahribatı onarmak epeyce bir süre aldı. Ama yine de 80’li yılların ortalarından itibaren, Türkiye’de kitaplar hızlı bir şekilde yayınlanmaya ve okunmaya başlandı. Bugün ülkemizde basılan kitap sayısı, dünya üzerindeki birçok ülkeden fazla. Türkiye’de kitap okunmuyor demek yanlış olur. Türkiye’de kitap okunuyor. Ciddi sermaye gruplarının bu sektörde önemli yatırımları var. Mesela bankalar bu sektöre girmiş durumda. Banka demek, ticaret demek, para demek.Bankalar para kazanamayacağı alana yatırım yapmaz. Ciddi bankalar yayıncılık hayatına el atmışlarsa, burada bir kar var demektir. Bu yayıncılık hayatında iyi bir gelişme, ancak bizim meslek açısından da kötü bir durum. Türkiye’de basılan kitap oranı, okuma oranları arttıkça çelişkili bir durum ortaya çıkıyor, bizlerin bu pastadaki payı azalıyor. Bu çelişki, ciddi bir çelişkidir. Normal şartlarda düşününce kitap sayısı, okuma oranları arttıkça, bizlere düşen gelir payının da artması lazım. Ama ne yazık ki tam bir ters orantı yaşıyoruz” diye konuştu.

“AVM’LER KÜÇÜK ESNAFIN CANINA OT TIKAMAKTADIR”

Hak ettikleri geliri bulamamalarını temel 3 sebebe bağlayan Beşeri, bunların da başında popülizmin yarattığı popüler kültür olduğunu söyledi. Beşeri, “İlk olarak hayatımıza hızlı bir giriş yapan AVM’leri bu duruma örnek verebilirim. Büyük AVM’ler, sadece biz kitapçıların değil, birçok küçük esnafın canına ot tıkamaktadır. Onlarla rekabet etmek, asla ve asla mümkün değildir. Onların alım koşulları, yarattığı pazarlama cazibesi, vatandaşı oraya cezbetmek için sunduğu imkanları, hiçbir küçük esnaf sunamaz. İkinci olarak da internetin yaygınlaşması, küçük esnafınkitap satışlarını olumsuz etkiliyor. İnternet de insanlara cezbedici birçok imkan sunuyor. İnsanlarımız internete hem kolay hem de kitaplara göre, daha ucuz erişim sağladığı için, kitapları internete tercih ediyorlar. Ancak ve ancak çok ciddi araştırmacılar kitaplardan vazgeçmiyor. Tüm bu olumsuz sebeplerin en başında ise popüler kültür geliyor. Bir kitabın raf ömrü, bana göre bir ömürdür. Ama maalesef ki, bu raf ömrü popüler kültürde çok kısadır. Türkiye’de 1 haftaya kadar düşmüştür raf ömrü dediğimiz olay. Buna göre, kitap bir hafta içinde satılmazsa direk raftan kaldırılıp yerine yenisi geliyor. Bu yanlış bir durum. Her kitabın bir gün elbet alıcısı gelir.” ifadelerini kullandı.

“KİTAP CİDDİ BİR EMEK İŞİDİR”

Kitabın çok ciddi emekler gerektiğine de dikkat çeken Beşeri Sözlerini şu şekilde sürdürdü:
Kitap ciddi bir emek işidir. Yazmak, çizmek, araştırmak, o kadar uğraşmak, tüm bunların kompozisyonunu bir araya getirmek. Bu bir tek yazarın da emeği değil, yayıncının emeği var, editörün emeği var, dizgicinin emeği var, matbaacının emeği var. Bu büyük emeklerle rafa gelen kitabın raf ömrü sadece 1 hafta. Bu popüler kültürün doğurduğu sonuçlardandır. Bu çok ciddi bir emeğe saygısızlıktır. Bu durum, günümüzde maalesef her alanda böyle oldu. Hızlı tüketim, hayatımızın her alanına girdi.”
Türkiye’de en çok kitap çeşidinin bulunduğu kitapevi olduklarını savunan Beşeri, “Kitapçılık mesleğindeki olumsuzlukları az önce saydım.Tüm bu olumsuzluklara rağmen ben mesleğimden vazgeçmem. Kitapçılık bir ruhtur, bir felsefedir, belli bir zamandan sonra yaşam tarzıdır. Ömrümün sonuna kadar kör-topal durumda da olsam ben bu mesleğime devam edeceğim.” dedi.

ARAŞTIRMA KİTAPLARININ SATIŞLARI MAALESEF MANİSA’DA ÇOK ZAYIF

Türkiye’nin en fazla kitap çeşidinin Beşeri Kitapevinde olduğunu savunan Beşeri, “Bu kitapevinde aşağı yukarı 300 binin üzerinde kitap var. Beşeri kitapevi, Türkiye’de en fazla kitap çeşidi olan kitapevidir. Bu Manisalılar için de bir şanstır. Burada her kitap bulunur demiyorum, her kesime hitap eden, her çeşit kitap var. Manisalılar da kitap okuyor, kitaba ilgi duyuyor. Ancak burada tüketilen kitapların büyük çoğunluğu popüler kültür kitaplardır. Araştırma kitaplarının satışları maalesef Manisa’da çok zayıf. Ben bu durumu da Manisalıların toprağa olan ilgisine bağlıyorum. Topraktan kastım da sadece tarım değil, Manisalılar genel olarak toprağa bir rabıtası var. Kitap tüketiminin az da olsa kentleşmekle alakası var. Ben Manisa’da araştırma kitaplarının az tüketilmesini buna bağlıyorum.” şeklinde konuştu.

 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.