Manisa’daki devrim...

ÜMİT AKTAN  “Aklımızda kalan ender güzelliklerden birisi hep imrendiğimiz küçük seremoniyi gerçekleştiren gönüllerin takımı Akhisar Belediyespor oyuncuları oldu. Zaten hep özeldiler ve şimdi de daha özel bir yere konuldular. Bu arada Mancini’nin Türkiy

Manisa’daki devrim...

ÜMİT AKTAN 

“Aklımızda kalan ender güzelliklerden birisi hep imrendiğimiz küçük seremoniyi gerçekleştiren gönüllerin takımı Akhisar Belediyespor oyuncuları oldu. Zaten hep özeldiler ve şimdi de daha özel bir yere konuldular. Bu arada Mancini’nin Türkiye’ye alışma ve uyum dönemi devam ediyor. Adam daha takımı tanımaya çalışıyormuş...”

Bir takım düşünün ki, futbol sevdalısı bir interland içindeki tek majör takım olsun...        Bu takım ligde takımı olmayan bir kentin ligdeki yaşayabilen tek ilçe takımı olsun...
Sahası olmasın...
Seyircisi makul miktarda belki olsun...
Bütün takım yendiklerinin bir oyuncusuna eşit maliyette olsun...
Başkanını veya bir yöneticisini tanıyan kimse çıkmasın...
Yerel medya gücü de olmasın...
Üstelik; hocası önemli bir maç öncesi ve ligi bitirmeden takımı bırakacağını açıklamış olsun...
Ve o takım bütün “büyük geçinenleri” sıraya dizerek yenebilmiş olsun...
Buna karşılık elimizden “saygıdan” başka hiçbir şey gelmiyor olsun...
Başardıkları ve o gün Fenerbahçe sahaya çıkarken yaptıkları bir devrimdir...
Pes...
Demek ki oluyormuş...
Doğru planlama, bütçeyi doğru kullanma, birbirini tamamlayabilen oyuncuları bir araya getirip aylar boyunca doğru biçimde “sevk ve idare” etmek mümkün olabiliyormuş...
Akhisar Belediyespor tepeden tırnağa bir örnektir...
Tez konusudur...
Helal olsun rakibini sıraya dizilip alkışlayan o gençlere...
O yönetime...
Ve o teknik kadroya...

Bırakın adamı da alışsın buralara...
Neredeyse yarım yıl geçti...
Adamımız uyum dönemini atlatmaya çalışıyor. 
Ne varmış; ligi ikinci bitirir ve kupayı da alırsa, başarılı sayılmalıymış...
Başarı kıstası gelmiş iki maçın dibine sıkışmış anlaşılan..
Yahu...
Ligi ikinci bitirmesiyle üçüncü bitirmesi arasındaki mesafe eşit değil mi?..
Hatta birinci ihtimal daha zor...
Kupayı almasıyla kaybetmesi arasındaki mesafe de eşit değil mi?..
E neresinde başarı bunun...
Başarıyı arayacaksak şubata, marta bakacağız...
Eboue ve Sabri sol bek oynarken Telles’in kenarda oturmasına, ilk ikisi kenarda iken de Semih’in sağbek oynatılmasına bakacağız...
Sonra da hesaplayacağız; parasını verip göndermekle gelecek zarar mı daha büyük miktardadır, Şampiyonlar Ligi’ne gidememekle başa gelecek maddi zarar mı daha büyüktür...
10 kişi kalmış Elazığspor karşısında “tık nefes” biten maça, Kasımpaşa dörtlerken hiçbir strateji üretilmemesine bakacağız. 4 yenilmiş bir maçın ardından neden İtalya’ya gidildiğine bakacağız...
Başarı sizce nedir?..


Benim iki; adam gibi adam ve bilgisine güvendiğim iki futbol adamı var...
Biri Hamza Hamzaoğlu, diğeri ise Ali Nail Durmuş...
İkisi de büyük işler başarma potansiyellerini kanıtladılar ve yokluklardan başarı ve mücadele eden takımlar ürettiler.
Keşke...
Akhisar Belediyespor’un yeni hocası Ali Nail Durmuş olsa...

S-ÖZ: 
Körden değil, nankörden...
Yüzsüzden değil, iki yüzlüden...
Tipi bozuktan değil, sütü bozuktan...
Korkacaksın..           (ANONİM)

Avrupa’nın tepesine yumulmuş, ülkemizde birer kupa almış iki kadın takımımızın ikisini de kutluyorum. Galatasaray ve Fenerbahçe göğüslerindeki ay-yıldıza yakışan bir şekilde nefeslerimizi kestiler. Onların ikisi de şampiyondur bana göre...


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.