Çağdaş Türk resim sanatının öncü isimlerinden ressam ve akademisyen Prof. Dr. Özdemir Altan, 95 yaşında yaşamını yitirdi. Geleneksel resmin sınırlarını zorlayan özgün yaklaşımıyla birçok kuşağı etkileyen Altan, sanatçı kimliğinin yanı sıra yetiştirdiği öğrencilerle de Türkiye’nin çağdaş sanat tarihinde önemli bir iz bıraktı.

Altan’ın vefatını sanat yazarı ve küratör İbrahim Karaoğlu duyurdu. Karaoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Çok özel bir sanatçıydı ve kıymetli bir akademisyendi sevgili Prof. Dr. Özdemir Altan. Yaşama veda etti. Işıklar içinde uyusun. Anısına saygıyla…” ifadelerini kullandı.

1931 yılında dünyaya gelen Özdemir Altan’ın resimle kurduğu bağ gençlik yıllarında Kayseri Halkevi’nde başladı. Sanat eğitimini İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde sürdüren Altan, Türk resminin önemli isimlerinden Zeki Faik İzer’in atölyesinden 1956 yılında mezun oldu.

Mezuniyetinin ardından akademiye asistan olarak dönen Altan, yıllar içerisinde profesörlüğe uzanan uzun bir akademik kariyer yürüttü. Bugünkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde eğitimci olarak görev yapan Altan, yetiştirdiği öğrencilerle sonraki kuşakların sanat anlayışının şekillenmesine katkı sağladı.

GELENEKSEL RESMİN SINIRLARINI ZORLADI

Özdemir Altan’ı çağdaşlarından ayıran en önemli özelliklerden biri, sanatta uyum ve bütünlük anlayışına mesafeli yaklaşımıydı. Birbirinden farklı, hatta çelişen unsurları aynı yapıt içerisinde buluşturan sanatçı; boya ve tuvalin yanı sıra metal, ip, deri ve hazır nesneleri de çalışmalarında kullandı.

Bu arayış zamanla resmin geleneksel sınırlarını aşan deneysel bir dile dönüştü. “Tepegöz”, “Kral ve Kraliçeler” ve “Soyağaçları” gibi farklı dönemlere yayılan çalışmaları, sanatçının değişen sanat anlayışının ve sürekli yenilenme arzusunun önemli örnekleri arasında yer aldı.

Hüseyin Kağıt coşturdu
Hüseyin Kağıt coşturdu
İçeriği Görüntüle

Özellikle “Soyağaçları” serisi, Altan’ın uzun yıllar boyunca yeniden ele aldığı ve farklı biçimlerle geliştirdiği çalışmalarından biri oldu. Rastlantıya, parçalanmaya, çoğulluğa ve uyumsuzluğa alan açan yaklaşımı, Altan’ı Türkiye’de çağdaş ve postmodern sanat tartışmalarının öncü isimlerinden biri haline getirdi.

33 ESERİ İÇİN 26 YIL HUKUK MÜCADELESİ VERDİ

Altan’ın yaşamındaki dikkat çekici olaylardan biri de 33 eserinin Türkiye’ye dönüşü için verdiği uzun hukuk mücadelesiydi. 1996 yılında Almanya’da sergilenmek üzere gönderilen tabloları, dönüş yolunda yaşanan gümrük ve bürokrasi sorunları nedeniyle yıllarca sanatçıya teslim edilmedi.

Eserlerine yeniden kavuşmak için hukuk mücadelesi başlatan Altan, 26 yıl süren sürecin sonunda 33 tablosunu geri aldı. Bu olay, sanatçının kişisel yaşamının yanı sıra yakın dönem Türk sanat tarihinin de dikkat çeken hikayelerinden biri oldu.

Resimden kolaja, farklı malzemelerin kullanımından kavramsal arayışlara uzanan üretimiyle Altan, sanat yaşamı boyunca tek bir üsluba bağlı kalmak yerine değişimi ve deneyselliği benimsedi.

Yaklaşık 70 yıla yayılan sanat ve akademi yaşamında pek çok sanatçının yetişmesine katkı sağlayan Özdemir Altan’ın vefatı, çağdaş Türk sanatının önemli isimlerinden birinin daha yaşamını yitirmesi olarak kayıtlara geçti.