YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ile muhabirler Özgecan Özgenç ve Ali Deniz Çakır’ın sorularını yanıtladı.

Gelecek partisi feshedildi! Selçuk Özdağ'dan açıklama
Gelecek partisi feshedildi! Selçuk Özdağ'dan açıklama
İçeriği Görüntüle

Partinin Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş ile anılmasına ilişkin soruya yanıt veren Özel, partide herhangi bir ayrıcalıklı yapının bulunmadığını ifade ederek şunları söyledi:

"Ekrem İmamoğlu bu partinin neresinde? Türkiye’nin bütün demokratları neresindeyse orasında, ben neresindeyse orasında. Hepimiz, yani Türkiye’nin geleceğinden umudu olan herkes neresindeyse orasında. Bu parti ne Ekrem İmamoğlu’nun partisi, ne Özgür Özel’in partisi, ne Mansur Yavaş’ın partisi. Ne onun, ne bunun; hepimizin partisi. Herkesin yeni olduğu bir parti.

Ben milletvekili grubunda da söyledim. 'Arkadaşlar' dedim, 'Kronometre sıfırlanmıştır. Bu partinin eskisi yok, kıdemlisi yok. Kimsenin diğerine göre kıdem üzerinden, tecrübe üzerinden bir ayrıcalığı yok. Bu parti hep birlikte kurduğumuz parti. Yalnız illerinize gittiğinizde de ‘Efendim ben kurucuyum, bu parti benim partim, milletvekilinin partisi.’ Böyle bir şey yok.' Milletvekilleri bu işin teknik zorunluluklarını yerine getirdiler. Şimdi esas siyasi kuruluşu ağustos, eylül, ekim ayında milletle birlikte sokaklarda yapacağız. Sonra geleceğiz Ankara’da bir kez daha kuracağız partiyi. O yüzden partinin kapısı herkese açık.

Partiyi Ekrem İmamoğlu’nun partisi gibi göstermeye çalışanlara en büyük reaksiyonu Ekrem İmamoğlu’nun kendisi gösteriyor. Hatta bir ara Ekim Partisi falan gibi de şeyler vardı. O şizofrenide bir kategori atlamak artık, başka bir şey. Ona insan bir şey diyemiyor. Bu partiye 'CHP’nin yeni partisi, CHP’den ayrılan 91 milletvekilinin partisi, İmamoğlu’nun partisi, Özgür’ün partisi, şunun partisi' diyemeyiz. YENİ Parti milletin partisi, hepimizin partisi."

AK Parti’nin kuruluş dönemindeki söylemlerine atıfta bulunarak partinin siyasi yelpazedeki yerini açıklayan Özel, "gömlek çıkarma" tartışmalarına ilişkin şöyle konuştu:

"AK Parti kurulurken 'Biz o gömleği çıkardık' demişti. Biz bir gömlek çıkarıyor değiliz. Yani CHP’yi tanımlayan altı oka ya da Atatürkçülüğe, Cumhuriyet’in kuruluş mücadelesine, kuruluş kadrolarına bir reddiyemiz yok bizim AK Parti gibi. Biz CHP’nin mirasına sahip çıkıyoruz ama kamuoyunda geçmiş dönemlerde, haklı haksız CHP üzerinde oluşmuş birtakım olumsuz algılar var. Biz CHP’de son üç yıldır yaptığımız her türlü olumlu değişiklik, öz eleştiri ve yeni siyaset anlayışını sahipleniyoruz. Ama bir yandan da ateşten gömlek giydik. AK Parti’nin yaptığı iki yüzlülüğü yapmayacağız. 'Gömleği çıkardık' deyip yıllarca içinden geldiği geleneği inkar eden bir tavır içinde olmayacağız. Ama CHP’de kronikleşmiş hataların, bazen dar kadro siyasetinin, bazen içe kapanmanın getirdiği yükleri de taşımayacağız."

Esenyurt Belediyesi’nden başlayan ve Üsküdar Belediyesi'ne kadar uzanan operasyon zincirini ve Adalet Bakanı Akın Gürlek'in tutumunu değerlendiren Özel, sürecin bir "yargı darbesi" olduğunu vurguladı:

"Zaten biz mevcut partimizde anketlerde birinci olarak, 400’ün üzerinde belediyesi olarak iktidara yürüyen bir partiydik. Önce saldırılar başladı. 19 Mart’ta ilk büyük darbe geldi. 18 Mart’ta diploması iptal edildi, 19’unda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı tutuklandı. Sonra halk buna bir reaksiyon gösterdi. 23 Mart’ta ön seçime dayanışma sandığı koyduk, 15,5 milyon kişi geldi dayanışma gösterdi. Sonra Erdoğan saray rejimi bu işe kafa tuttu. 15,5 milyon kişi oy verdi, aynı gün İmamoğlu’nu tutukladı. Sonra 25,5 milyon kişi imza kampanyası yaptı. Buna da kafa tuttu ve operasyonlara devam etti. En son 21 Mayıs’ta darbenin ikinci dalgası geldi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’i kim atadı? Erdoğan atadı. Akın Gürlek zaten büyük bir iştahla butlan davasını takip ediyordu. Butlan davasının kararı verildi, 15 dakika sonra kapı önüne çıkıp büyük bir neşeyle 'Türkiye siyasi tarihinde, demokrasi tarihine geçecek bir karar alındı' dedi. Bir kere bu yargı kararını adalet bakanlarının yorumlaması olacak bir iş değil. Bu direkt 'Bu işin sahibi benim' diyor. Dolayısıyla da bu yargı darbesinin sahibi Saray. İktidar değişmesin diye, iktidara giden partiyi adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme süreci, paket bu."

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın gözaltına alınmasını değerlendiren Özel, iktidarın baskı politikasını sürdüreceğini ifade etti:

"Ben devam etmemesini beklemiyorum açıkçası. Var güçleriyle saldırıyorlar. Onları durduracak tek güç halkın gücü. Açık birçok dosyada yeni dalgalar oluyor, operasyonlar oluyor. Yeni dosyalar açılacak mı? Açılabilir. Yani ben şu anda artık şunu görüyorum. Seçime ulaşana kadar her kötülüğü deneyecekler ama anketlerde aldıkları sonuçlar ya da sahadan gelen bazı bildirimler bu tutumu değiştirmeye onları zorlarsa, yine kendi siyasi hesapları gereğince bunu durdururlar. Ben anketlerde ve sahada bu işin AK Parti’nin çok aleyhine döndüğünü görüyorum. Ama bunu görecekler mi? Yoksa baskının dozunu arttırarak halka geri adım attırabileceklerini mi düşünecekler? Onu göreceğiz."

"230 BELEDİYE BAŞKANI YENİ PARTİ'YE GEÇİYOR"

Belediyelere dönük operasyonlar ve partiye katılım süreçleri hakkında bilgi veren Özel, yerel yöneticilerin partiye geçiş hazırlığında olduğunu bildirdi:

"Şu ana kadar 230 belediye başkanımız istifa edip YENİ Parti’ye geçeceklerini duyurdular bugün bu saat itibariyle. Açıkçası şunu söyleyeyim, ele geçirilmiş olan kamu gücü, tamamen bağımsız olması gereken yargı üzerinde de kullanılıyor. Ve o yargıyı, belediye başkanlarının AK Parti’ye katılması için sopa olarak kullanıyorlar.

Daha dün bana bir belediye başkanımız geldi ve dedi ki: 'Beni eski AK Parti milletvekili aradı. 15 gün içinde sana operasyon yapılacak. Ama gidip Ankara’da görüşmeler yapar ve AK Parti’ye geçmeyi düşünürsen bunu durdurabiliriz.' Dün akşamüstü geldi bunu anlattı. 'Ben hapse girerim, AK Parti’ye gitmem diye söyledim onlara' dedi.

Burada milletin görüp Tayyip Erdoğan’ın göremediği şu: Bir şehrin bir ilçenin belediyesini millet bir partiye verdiyse, sen onu herhangi bir şekilde kayyumla ya da belediye başkanını korkutarak kendi partine alıyorsan bu millete kafa tutmaktır. Sandık geldiğinde millet kimin dediği olacağını gösterir."

Siyasi travmaları ve toplumun sandığa olan inancını değerlendiren Özel, halkın sandığı beklediğini dile getirdi:

"Şu anda Türkiye’de ne yaşanıyor dersek, millet sandık sabrı gösteriyor yani. Böyle iftarı bekleyen oruçlu insan gibi sandık sabrı gösteriyor. Ne yapacağını biliyor ama sandığı bekliyor. Türkiye siyasi tarihi travmalar tarihi aslında. 1961’de başbakan ve iki bakan asıldı, hala o travma sürüyor. 1980 darbesinde geldiler sandığı götürdüler. 28 Şubat mağduriyetini kendi üzerine alan bir AK Parti var. Tayyip Erdoğan’ın üç aylık hapsi 23 yıllık iktidar sağladı kendisine.

İstanbul önce kendine bir belediye başkanı seçiyor, mazbatasını iptal ediyorsun. Sonra tekrar kazanıyor. Beş yıl sonra bir milyon farkla seçiliyor, 30 yıl önceki diplomasını iptal ediyorsun, sonra 23 tane dava açıyorsun. Onunla birlikte 36 belediye başkanına operasyon yapıyorsun. Türkiye’nin en büyük ilçesi Esenyurt’a kayyum atandı. Erdoğan’ın evinin olduğu Üsküdar kalesiydi, millet bir karar verdi 'CHP yönetsin' dedi, en son da ona operasyon yaptı. İnsanlar bu travmanın hesabını sandıkta sorarlar."

Partinin üye kabul ve bağış sürecinin başladığını belirten Özel, WhatsApp üzerinden 4 adımda tamamlanacak dijital bir üyelik altyapısı kurulduğunu söyledi. Cezaevlerinden de başvuru formları geldiğini aktaran Özel, Hüseyin Can Güner’in cezaevinden form gönderdiğini dile getirdi.

CHP’nin ulaştığı 2 milyonluk üye sayısını kısa sürede aşmayı hedeflediklerini belirten Özel, finansman tartışmalarına ilişkin şunları kaydetti:

"Devlet Bey aslında 'Seçimdeki her dört milletvekilinden üç tanesi yeni partiye gitmiş. O zaman hazine yardımı aslında bu arkadaşların bulunduğu partinin hakkı' diyerek hakkaniyeti söylüyor ama yasal düzenleme buna izin vermez. Bizim CHP’den bu parayı talep edecek halimiz de yok. Ancak gerçekten bu hakkaniyet arayışı olur ve bu bakış açısı olursa partiler komisyonda otururlar ve bundan sonrası için konuşurlar. Düşünün; bugünkü yasal düzenlemede 100 milletvekilli bir parti var, 99‘u bir yere gitti, biri orada kaldı. O biri bütün bağışı alıyor, 99’u hiçbir şey alamıyor. Yasal düzenlemeyle Meclis'te grubu bulunan partilere milletvekili oranında bağış aktarılması sağlanabilir."

Seçim ve sandık güvenliğine ilişkin Mustafa Denizli örneğini veren Özel, seçmenin sandıklara sahip çıkacağını vurguladı:

"Mustafa Denizli’nin meşhur bir sözü var ya. 'Maçı bir gece önce gözümün önüne getiririm. Kafamda kazandıysam ertesi gün sahada da kazanırım' diyor. Ben gelecek seçimleri görüyorum. YENİ Parti sandıklara müşahit koymuş ama sandık güvenliğiyle ilgili bir endişe var. Oyunu kullandıktan sonra okulun oralardan ayrılmayan, sayım sırasında okul bahçelerini dolduran ve seçimin güvenliğini kendi kendine sağlayan bilinçli seçmenin kalabalığını görüyorum okul bahçelerinin etrafında. Bu insanların eğer sandık güvenliği konusunda en ufak bir şüpheleri olursa, akşam beşten sonra attıkları oyun da nöbetini tutarlar."

Meydanlar ve sokak siyasetine yaklaşımını açıklayan Özel, protesto hakkının anayasal bir hak olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

"Benim sokak ve meydan korkum yok. İnsanları meydanlara çağırma, sokağa çağırma, sokakta siyaset yapma, tepki ve protestonun bir anayasal hak olmasından geri adım atmayı hiçbir zaman düşünmedim. Ama kamu düzenini bozmak, saldırgan işler yapmak, yakmak, yıkmak bizim asla yeltenmediğimiz bir şey. Biz sokaktan korkmayız, meydandan korkmayız, meydanları doldururuz ama asla sokakları provoke etmeyiz.

Sokak sandığın güvencesidir. Sandık sokağın güvencesidir. İkisi birliktedir yani. Bir gün birinden biri ortadan kalkarsa, birileri sandığı kaçırmaya kalkarsa o zaman sokakta olmak ve sokakları terk etmemek meşrudur. Sandık varsa herkes evine döner. Birisi sandığa el uzatırsa, sokak sandık gelene kadar boşalmaz."

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun "İmralı süreci ve AKP ile anlaşma" içerikli eleştirilerine yanıt veren Özel, iktidar partisiyle herhangi bir anlaşma içinde olmadıklarını belirtti:

"Müsavat Bey’in görüşlerine saygım var ama şunu söylemek lazım. Biz ilk günden beri söyledik, Kürt meselesinde ilkesel bir tutum takınıyoruz. Biz AK Parti’yle oturup anlaşmış değiliz. Ne öncesinde, ne sürecin içinde, ne sonrasına dair. Zaten öyle bir şey olsa onu görürlerdi. Bir anlaşma olsa şimdiye kadar 50 kere bozulurdu; şahidimiz gördüğümüz zulümdür, uğradığımız saldırılardır.

Biz Kürt meselesinde konuyu Erdoğan’ın siyasi geleceği ya da Abdullah Öcalan ve başka aktörler üzerinden okumak yerine; silahların ebediyen susması, bir daha kan akmaması üzerinden ele alıyoruz. Bizim kimseye verilmiş bir sözümüz, bir taahhüdümüz yok ama bizi biz yapan değerlerden ayrılmaya da niyetimiz yok."

CHP Genel Merkezi’ne ait makam aracını kullanmasıyla ilgili eleştirilere değinen Özel, konuya ilişkin şunları söyledi:

"Biz kurultayı kazandıktan sonra önceki genel başkanımıza hem minibüs tarzı bir makam aracını, hem de tüm koruma araçları ile korumaların bütün masraflarını yıllarca karşıladık. Kendisine 'seçim kaybetmiş' diye bakmadık, 'önceki genel başkanımız' diye baktık. Üst üste dört seçim kazanmış genel başkanın kullandığı aracı; kaldı ki yalnızca tedbir kararı vardı, 'seçilmiş genel başkan' sıfatıyla kullandığı aracı mesele etmek çok ucuz bir yaklaşımdı. Parti değiştirdiğimiz gün de aracı kendilerine iade ettik. Biz de kendi kiraladığımız bir aracı kullanıyoruz.

Esas mesele; seçilmedikleri hâlde ve şu anda dünya kadar üye, o aidatları veren insanların hepsi YENİ Parti’ye gidiyorken, işgal ettikleri makam, kullandıkları arabalar, harcadıkları para ve bu ara dönemde yaptıkları iş sorgulanacakken; tek kelimeyle o tutumu 'Yavuz hırsızın ev sahibini bastırması' olarak görüyorum."

Kaynak: Haber Merkezi