Yunusemre Belediyesi’nin aylık olağan meclis toplantıları, ilçe kurulduğu günden bu yana hareketli geçiyor. Ama son meclis toplantısı öyle böyle değil. O kadar çok detay, o kadar çok mesaj, o kadar çok çıkarılacak sonuç vardi ki…
Meclis toplantısını izlerken bir yandan düşündüm bir yandan da üzüldüm. Siyasetin; “sen mi daha çok yanlış yaptın ben mi” ya da “sen yaparsan ben de yaparım” ya da benim yaptığım doğru değilse o zaman seninki de değildi” gibi saçma sapan bir yarışa dönüşmesine üzüldüm.
Yaklaşık 30 yıldır gazeteciyim ve ilk kez bu kadarına şahit oluyorum. Eminim toplantıyı canlı izleyen insanlar da aynı şaşkınlığı yaşamıştır.
Rahmetli Adil Aygül döneminde Ford Plaza arazisinin statüsü değiştirildiği için kıyamet kopmuştu. Adil Aygül’ün başına gelmeyen kalmamıştı.
Şimdi villa ihaleleri, satış evrakları havada uçuşuyor. Ve belki iyi niyetle yapılan işler biraz da beceriksizlik eklenince usülsüzlüğe dönüşüyor.
Çok talihsiz ama bir o kadar da itirafların, suçlamaların ve şaşırtıcı açıklamaların yaşandığı bir toplantıydı dün akşam ki.
Biz ne izledik öyle?
Size toplantının sadece bir kısmıyla ilgili yaşanan diyaloğu yazıya döktüm. Önce şu diyalogları bir okuyun sonra yorumlayalım.
CHP’li Erdinç Yavaşlı: Ben de o işin içinde olmak üzere muhakkak bir tandığımızı belediye al demişizdir. Semih Başkana 250 milyon TL sadece personel alımından dolayı ciddi bir rücu eden para var. Görevi kötüye kullanmaktan dolayı cezai işlem uygulanabilir. Burda bizim de payımız var.
Semih Balaban: Bu benim için onurdur.
Erdinç Yavaşlı: Belediyeye ile hiç ilgisi olmayan insanalara yardım adı altına para verdik.
Villada oturup huzur hakkı alan var. Kahvede oturup huzur hakkı aklan var.
Hayatı sabahtan akşama kadar bahis oynamakla geçen şahsa biz belediyeden para veriyoruz o da bunu sosyal medyadan paylaşıyor.
Eski il başkanı mesleği olmayan kişiye biz belediyeden para verdik.
Semih Balaban: Sen de aldın… Sen de aldın abi.
Erdinç Yavaşlı: Ali Kuyumcu beleye başkan yardımcısı maaşı alıyor. Yönetim kurlundan alıyor. 2 veya 3’ncü maaşı var mı bilmiyoruz.
Hesaba vurursak başkan yardımcısı 300 bin lira maaş alıyor.
Belediyeden hak etmeyen hiç kimse bir kuruş almamalı. Alan kimse varsa haram olsun.
Semih Balaban: Haram olmasın. Onların da yıllardır ödediği bedel var, emek var. Siz daha önce yaptıklarınıza bakın sevgili dostum.
İYİ Partili Mustafa Yılmaz: Erdinç Başkanın söylediklerini dinlerken biraz şaşırmaya başlıyorum. Mesela Bağyolu’ndaki taşınmaz daha önce de satışa çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam siz de encümendeydiniz. Sizin bu açıklamalarınız itiraf mı oluyor, günah çıkartmak mı oluyor. O zaman sesiniz çıkmadı.
MAYEB A.Ş. Genel Müdürü İlhan Düzenli: Biz MAYEB olarak mülklerin değerinin biraz daha artırılması için ihaleye girdik. Ancak talep olmayınca bazı mülkleri ihalede biz aldık.
AK Partili Berk Mersinli: Mehmet Çerçi döneminde huzur hakkı bu kadar hoyratça kullanılmadı. Müdür arkadaşlarımız vardı yönetimlerde. Biz belediye dışından insanların huzur hakkı lamasını doğru bulmuyoruz.
Semih Balaban: Şimdi Berk. Korkmadan söylüyorum. Siyaseten bedel ödeyen arkadaşlarımız var. Barınakta dört tane gönüllü çalışan arkadaşımız var. Biz de bu insanlara, dört arkadaşa denetleme kurulu olarak huzur hakkı veriyoruz. Bin kere helal olsun.
AK Partili Gürkan Koyuncu: Bu bedel ödeyenler kim? Asker yakını mı, şehit yakı mı. Kim? Yanlış olan taraf budur.
Semih Balaban: Evet siyasi olarak bedel ödeyenleri de yönetim kurullarında değerlendirdik. Açın bakın Sayın Çerçi döneminde eski bir AK Parti İl Başkanı yönetim kurulunda görev yapıyor. O zaman mübah, biz yaptık mı günah.
Siz nasıl eski il başkanlarınızla dayanışma içinde oluyorsanız biz de il başkanlarımızla sonuna kadar dayanışma içinde oluruz. Net…
Berk Mersinli: Başkanım geçmiş dönemdelerde de eksikler olmuş olabilir. Geçmişte bir tane olmuştur, iki tane olmuştur. Ama şimdi bizim siyasi görüşümüze uygun insanlar, biz bunları değerlendirelim demek… Mesela MAYEP’te 25 insan huzur hakkı alsa bu aylık 1 milyon TL’yi aşar. Kaynaklar kısıtlı. Yani şimdi geçmiş dönemde böyle olmuş biz de böyle yaparız demek sizi de yorar bizi de yorar.
Semih Balaban: Siz partililerinizle dayanışma içerisinde oluyorsunuz bu hak biz eski partililerimizle dayanışma içinde olunca kötü.
Gürkan Koyuncu: O dönemlerde görev yapanları da çıkarın bu dönemlerdekileri de çıkarın. Kim daha çok dayanışma içinde görelim.
Semih Balaban: Gürkancığım sen meclis üyesi olarak şirket defterini tutuyor muydun.
Berk Mersinli: Sadece siyasi bedel ödedi diye işe almaya kalkarsak işin içinden çıkamayız. Bizim dönemimizde de yanlışlıklar olmuş olabilir. Ama siz bir tane yaptınız biz 20 tane yapacağız demek sizi de bizi de yorar.
Semih Balaban: Şuan huzur hakkı alanların yüzde 90’ı belediyeye emek sarfedenlerdir. Yüzde 10’u da biraz önce örnek verdiğim gibi siyasi anlamda yönetim kurulu üyeliğini bir sene yapmıştır ondan sonra işi bitmiştir.
Erdinç Yavaşlı: Bence Meclis üyeleri şirketlerin yönetim kurullarında görevlendirilmeli. Burda birirlerini fonlamayalım. Yazık haramdır.
Semih Balaban: Bizim kimseyi fonladığımız yok. Biz arkadaşlarımızla dayanışma içinde olduk. Gerekli yerlere personel alımı yaptık. Bitanesi de senin yeğenin Şule Yavaşlı. Zabıtaya aldık. Biz bunları bankamatik olsun diye almadık. Bizde çalışmadığı halde maaş alan yok.
Belediyede 2 bin 500 kişinin çalıştığı söyleniyor. Bunu ispatlasınlar istifa ederim.
Başkan Yardımcısı Ali Kuyumcu: Yunusemre’de başkan yardımcısıyım. Aynı zamanda Yuntaş Yönetim Kurulu Başkanıyım. Ben geldiğimde bu koltukta Mustafa Irmak oturuyordu. Davulu zamanında çalacaksınız düğün bittikten sonra değil.
Evet ben başkan yardımcılığından ve Yuntaş’tan para alıyorum. Aynı parayı benden önceki arkadaşlar da aldı. Erdinç Yavaşlı da aldı.
Hatta bir anımız vardır. Ya ne yapıyorsun parayı dedim. Kullanmıyorum. Benim buna ihtiyacım da yok dedi. Cep telefonundan gösterdi. Ciddi bir rakam var. Bunları kullanıp kullanmadığını bilmem. Ama bu para onun hakkıdır. Ama bana gösterdi. Nerde kullandığını bilmiyorum. Benimle aynı parayı alan adamlar beni eleştiriyor.
Erdinç Yavaşlı: Ben birden fazla maaş alanların maaş sayısı bire düşsün diyorum. Onu söylüyorum. Neden alıyor demedim. Yani devrimcisin, solcusun, üç tane maaş alıyorusun. Sonra da emekçiyim diye bağırıyorsun.
Berk Mersinli: Başkanım ben de AK Parti’nin devirimcisiyim. Hiç maaş almadım.
Semih Balaban: Tebrik ederim Berk…
Evet… Dün akşamki toplantıdan küçük bir özetti bu.
Ne düşünüyorsunuz?
Eskiler, yeniler ve mevcutlar arasında geçen diyaloglar böyle.
Şimdi biz vatandaşız. Hata yapabiliriz. Yaptığımız hata bizi ve en fazla ailemizi ve yakınlarımızı bağlar. Ama toplumun seçip meclislere, önemli koltuklara gönderdiği kişilerin bu lüksü yoktur. Çünkü yönetenin yaptığı her hata yüzbinlerce kişiyi ilgilendirir. Para yönetenin değil vatandaşındır.
Tam bu noktada “herkes yaptı ben de yaparım” diyemezsiniz. “Biz az yaptık ama siz çok yapıyorsunuz” da diyemezsiniz.
Bunları açık seçik, canlı yayında diyorsanız ya çok acemisiniz ya da çok cesur.
Bu meclis toplantısını izleyen her partiden her görüşten insanın ortak duygusu ve sorusu eminim şu olmuştur:
Kime güveneceğiz?
“Doğrusunu biz yaptık” diyebilmeli herkes. Ancak tartışmanın ana teması şuydu: “Hangimiz daha az yanlış yaptık?”
Yani doğrular değil yanlışlar yarışıyor.
Ve inanın şu toplantıda o kadar bariz itiraf, suçlama var ki…
Ben hala şaşkınım!
Nası yani?
Sadece bana mı tuhaf geldi dün akşam gördüklerim?