Ölüm yıldönümünde Meral Okay’a ve büyük oyuncu Yaman Okay’a saygıyla… “Aşk bir sızma halidir” diyor Meral Okay… “Biz, başımıza aşkın taşının düştüğünü bir mevsim geçtikten sonra fark ettik... Bir gün evi düzenlerken fark ettim. Bir de bakt
Ölüm yıldönümünde Meral Okay’a ve büyük oyuncu Yaman Okay’a saygıyla…
“Aşk bir sızma halidir” diyor Meral Okay…
“Biz, başımıza aşkın taşının düştüğünü bir mevsim geçtikten sonra fark ettik... Bir gün evi düzenlerken fark ettim. Bir de baktım ki, benden çok Yaman’ın eşyaları var... Küçük küçük poşetlerle sızmıştı...”
**
Belli ki yaman bir aşktı onların ki…
Alışılmışın üzerinde, olağanın dışında…
Yaman Okay 1993 yılında öldüğünde 42 yaşındaydı.
Henüz 9 yıllık evliyken, 34 yaşında ayrı kalmıştı Meral Okay hayatının aşkından ve 3 yıl önce, 9 Nisan’da o da aramızdan ayrıldı.
Yaman Okay’ı yeni nesiller pek bilmez. O mükemmel oyunculuğunu eski filmlerde izler ama bilmezler belki onun Yaman Okay olduğunu.
Meral Okay’ı da sadece Muhteşem Yüzyıl’ın senaristi olarak bilirler belki…
Oysa sıra dışı yetenekleri ve oyunculukları dışında, salt birbirlerine duydukları aşkla ve bağlılıkla bile anılması gereken insanlardır ikisi de…
“Bir ölüye aşık kalmak” Meral Okay için en zoruydu ve şimdi aynı evrende yaşıyorlar artık. Bu dünyada ayak basacakları toprak, sızacakları yürek kalmamıştı…
Bir canlıya bile aşık kalabilmekte zorlananlar için anlaması güç bir durum bu…
**
“Aşk emniyetli bir şey değildir... Emniyetli olan sevgidir...” diyor Meral Okay.
Biz genelde emniyetli olanı tercih ederiz, güvenlik modern insanın en başta gelen ihtiyaçlarındandır.
İş hayatımızda da, seyahatlerimizde de, aşklarımızda da güvenli limanlar arar, risklerden kaçarız. Sonra da ölüp gitmelerine rağmen aşkları yaşayan insanları yazmakla, okumakla yetinir, iç geçiririz.
Gıpta duyarız böyle aşklara…
Biz de böyle aşklara yelken açmak isteriz ama ya karşımıza çıkmadığını sanırız ya da karşımıza çıkanı kendi limanımızdan uğurlarız başka denizlere…
**
“Aşk kendinden vazgeçme halidir, kendi benliğini ezmeden ‘biz’ olabilme halidir... İnsan egosu denetlenmesi en güç olan şeydir. Bunu ancak aşk becerebilir, sadece aşk ile üstünden atlayabilirsiniz...”
Kendimizden vazgeçmek, egolarımızı denetleyebilmek, hayatın en zor şeyi gibi gelir. İnsan bırakıvermeli kendini bazen, dalgalarla boğuşacak gücümüz egomuz değildir, bunu öğrenivermeliyiz.
“Aşk bazen de bir kıyamama halidir…”
Ne zaman bir deniz kenarında otursam, ölmemiş aşklar gelir belleğime.
Ufukta kaybolan yelkenliler gibidir onlar…
Gözden giderek uzaklaşsalar da yol almaya devam ettiklerini bilirsin. İçinde olmak istersin, geç kalmışsındır, yenisine binmek istersin, cesaretin yoktur.
Yerinde kalmanın yerinde saymak olduğunu bilerek içlenirsin, yalnızlığın güvenlik duygunun önüne geçip oturur yüreğine.
Yaralı olmayı aşık olmaya yeğleriz, acı çekmeyi mutlu olmaya…
“Bugün eksik olan ne? Bu topraklarda aşk ve mutluluk kutsanmaz, ayrılık ve acı kutsanmıştır... Birlikteliklerdeki tutku kutsanmaz da, ayrılıktaki tutku kutsanır hep... Yaralarıyla mutlu olmaya daha yatkın bir kültüre aidiz biz…”
**
Aşkı, mutluluğu ne güzel anlatmış Meral Okay…
Ne vakit bir aşk öyküsü okusak, kendi öykülerimiz gelir aklımıza, yarım kalmış, eksik bırakılmış…
Ne vakit zamana yürek izini bırakmış bir aşk görsek, alıp başımızı yeni izler peşine düşmek isteriz.
Bir yelkenliyle yaman bir yolculuğa çıkmak…
Sonra sakinleşiriz, ehlileşiriz…
Oysa ne güzel söylemiş Meral Okay;
“Aşk ehlileşmez... Sakinleşemez... Öyle olursa akraba olursunuz...”