AK Parti Manisa Milletvekili Mücahit Arınç, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında Manisa basınıyla bir araya geldi. Manisa ve ülke gündemiyle ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Giritligil Hotelde düzenlenen programa AK Parti Manisa İl Başkanı Süleyman Turgut, AK Parti Şehzadeler İlçe Başkanı Ahmet Nalband, AK Parti Yunusemre İlçe Başkanı İlkcan Durmaz, Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Önder Aydın ve Manisa basını katıldı.
Arınç, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle de öncesinde bir araya gelmek, sizlerle istişare etmek, bir arada olmak için buradayız. Gazetecilik gerçekten çok önemli bir meslek. Özellikle bir şehrin, insanın hafızasını, kurumsallığını, geçmişten geleceğe taşıma adına ve yaşayan bütün canlıların, yaşayan bütün haberlerin, bütün olayların anı anına paylaşılması noktasında hakikaten kutsal da bir meslek. O yüzden hepinizin Çalışan Gazeteciler Günü'nü şimdiden kutluyorum. Ve Manisa'mız için özellikle şehrimiz için 17 ilçesi ile birlikte yaptıklarımız, yapacaklarımız ve benim çok önemsediğim bir şey var. Manisalılık, Manisa'nın marka şehri olması yolunda daha büyük atılımları nasıl başarabilirizi sizlerle paylaşıp sizlerin bu yaptığı güzel haberlerle farkındalığını hem Manisa'mıza hem tüm Türkiye'ye duyurma imkanı bulduğumuz için sizlere de ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.
Türkiye gündeminde en önemli konulardan birinin terörsüz Türkiye süreci olduğunu vurgulayan Arınç, “Daha önce de bu konu hakkında bilgiler vermeye çalışmıştım. Bugün gelinen noktada da meclis araştırma komisyonu, meclis çalışma komisyonu raporlarını tamamladı ve meclis başkanlığına sundu. Bütün siyasi partiler kendi içlerinde bir değerlendirme yaptılar. Ben de bunların tehir yetkilerini okuma, inceleme fırsatı buldum. Ve sevinerek söylemeliyim ki bugün gelinen noktada herkesin artık bu mesele ile alakalı çok yalın, çıplak ve net bir şekilde bir değerlendirme Ve pozitif bir algıyla artık bundan sonra prangalarından kurtulmuş bir Türkiye'nin ne kadar daha büyüyebileceğini, ne kadar daha rahat ilerleyebileceğini kanıksamış olduğunu gördük. Tabii artık evlatlarımızı değil silahları gömelim toprağa mottosuyla bu iş artık bir siyasi partinin, siyasi tekelinde değil tamamen tüm Türkiye'nin kompakt bir biçimde herkesin kabulü olarak artık çözüme kavuşacağını inşallah umut umut ediyoruz, çalışıyoruz. Tabii terörsüz Türkiye aynı zamanda AK Parti olarak özellikle terörsüz bölge hedefi ile de birlikte devam eden bir süreç. Yani kendi içimizde silahların gömülmesi, terör örgütünün kendisini feshi ve bu feshin ve bu sürecin devlet aklıyla, organizmalarla takibi ve ondan sonrasındaki süreçte de etrafımızdaki bölgelerde, özellikle Irak, Suriye ve civar bölgelerde de bu işin Aynı şekilde adının konulması gerekiyor. Yani Suriye'de de 10 Mart mutabakatına uygun bir şekilde oradaki yapılanmaların buna uygun bir şekilde kendini feshetmesi, uyumlu bir şekilde bu sürece katılması gerekecek. Keza Irak'ta da. Kendi içimizde bu meselenin sosyoloji, kültürel, ekonomik ve herkesin kapsayacağı şekilde bundan sonra bundan arınıp mağdur olduğumuz ekonomik kısımları avantaja çevirmek insanların Refah anlamında da huzurlu bir ülkede birlikte yaşama kültürünü geliştirmemiz gerekiyor. Bunun bir kısmı rehabilitasyon süreci, bir kısmı da ondan sonra hukuki düzenlemelerle adının konulması ve sonrasında da inşallah ülkemizde huzuru tesis etmiş, bölgede huzuru tesis etmiş bir şekilde güçlü Türkiye'nin ne kadar önemli olduğunu hep birlikte yaşayacağız. Bunu neden ifade ediyorum? Çünkü son günlerde de hepinizin malum olduğu üzere özellikle Venezuela'da da yaşanan olaylarla birlikte Dünyada gücü yetene maalesef mantığı var. Bunu İsrail'in terör devleti olarak hareketinde Gazze meselesinde Filistin'de görüyoruz. Bugün Amerika Uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler hukukunu ve birçok hukuku maalesef hiçe sayarak Venezuela'da bir operasyona imza attı. Yani bizim bundan çıkaracağımız ders kendi içimizde ne kadar güçlü olmamız gerektiği ve bölgesine de hükmeden bir Türkiye'nin ne kadar elzem olduğunu bir kez daha gördük. Çünkü Ukrayna-Rusya savaşında Türkiye'nin rolü çok önemliydi. Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerde Türkiye'nin rolü çok önemli ve dünyada dış politik Politikada bütün konulan, konuşulan konularda Türkiye'nin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük. Tabii dış politik olarak şöyle bir önceliğimiz var. Önce kendi çıkarımız, ülkemizin çıkarı, çıkarı ve dışarıda da meşruiyet olarak bizim her zaman durmamız gereken noktada devlet aklıyla durmaya çalışıyoruz. Yani nedir? Ülkelerin meşru hükümetleri, meşru devletleri tekrardan meşru, o halkın oradaki iradenin talebiyle seçimlerle değişmelidir. Bu Türkiye'nin bütün ülkeler ve dış politikayla alakalı net çizgisidir. Ama bunun böyle olmadığı durumlarda yaşıyor muyuz? Evet, dünyada da bizde gözlerimizin önünde yaşanıyor. Artık 3. Dünya Savaşı veyahut da yaşanan gelişmeler her şeyin olabileceğini maalesef bize mümkün olduğunu gösteriyor. O yüzden bizim kendi içimizde terörsüz Türkiye ile başlayan süreçte savunma sanayinde, enerji politikalarında ve diğer tüm politikalarda ortak bir noktada 80 16 milyon olarak kırmızı çizgilerimizin ve kabul edilmiş bir gerçekliğimizin olması gerekiyor. Bunun için çalışılıyor. Bu genel gündemle alakalı yaşanan gelişmeler” dedi.
Arınç, stratejik hedefinin Manisa'yı marka şehir haline getirmek olduğunu vurguladı. Arınç, Manisa için 4 ana başlıkta hedef belirledi. “Ankara'da, Manisa'da vesilelerle yaptığımız istişarelerde hep hepimizin dem vurduğu, hepimizin olması gerektiği dediğimiz şey Manisa'nın artık bir Manisalılık bilinciyle herkesin el ele verdiği, herkesin ortak noktada buluşabildiği, konuşabildiği ve Manisa'yı artık Manisa'nın dışına nasıl çıkartabiliriz ve kendimizi ifade edebiliriz değil çabasındayız. Ben kendi açımdan dört ana başlığa ayırdım bunu” dedi.
Birinci başlığın Manisa’nın sadece yatırım alan değil, değer üreten ve marka olan bir şehir konumuna taşınması olduğunu kaydeden Arınıç, “Birincisi Manisa'nın sadece yatırım alan değil, değer üreten ve marka olan bir şehir konumuna taşınması. Bu çok elzem. Bu hedefi dört parçaya böldüm. Birincisi tarım üretimden değere geçiş. Manisa Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biri. Üzüm üretimi başta olmak üzere tarımsal çeşitliliğimiz ürün bazında çok yüksek. Lakin tarım ürünlerimiz katma değerli ürünlere dönüştürülür yine domatesi de tarladan topladığımız kısımda hem de salça fabrikalarına veriyoruz. Peki ne yapılması lazım veyahut da bunu etkileyici olan nedir? Tarım Bakanlığımız ve TKDK destek ve hibeleriyle tarladan çiftçimizin çıkardığı ürünleri daha katma değerli hale getirerek piyasaya sunmak istiyoruz. Bu kapsamda geride bıraktığımız senede sadece Manisa'da TKDK aracılığıyla İPARD 3 programı kapsamında Manisa'dan 5 yatırım projesi hibe desteği almaya hak kazandı. Toplamda 76 milyon yatırım ile hayata geçirilecek bu projeler için 50 milyon lira hibe desteği açıklandı. Kula ilçemizde 3 proje, Ahmetli ilçemizde 1 proje, Selendi ilçemizde 1 proje, 2 süt üreten tarımsal işletmeye, 2 kırmızı et üreten tarımsal işletmeye, bir de kanatlı işletmesine de destekte bulunuluyor. Gölmarmara, Köprübaşı, Selendi, Ahmetli ilçelerimiz için yerel eylem grupları oluşturulmaya başlandı. Bu kapsamda da 55 milyon lira bütçe ile sözleşmeleri imzaladık. Bu sözleşmelerle ilçelerimizin kendilerine has ürünlerinin de ön plana çıkarılmasını sağlayacağız. Bu arada tabii zirai don hadisesini yaşadık. Hep beraber ülkece maalesef 80'e yakın ilimiz neredeyse etkilendi. Bundan bu kapsamda Orada da üreticilerimizin hem zarar ziyanının karşılanması hem de mağdur edilmemeleri adına da tarım sigortaları kapsamında Manisa genelinde de 12.5 milyar liralık bir ödeme yapıldı. Yapılacaklar. Peki buradan sonrası ne olacak? Önümüzdeki sene de tarım ile sanayiyi birbirine entegre ederek katma değerli üretimi arttırmayı hedefliyoruz. Bakanlığımız ile yapılan görüşmelerin sonunda Manisa'mızda üretilen ürünlerin işlenmesi ile alakalı kurulacak tesislerin hibe ve uygun oranlı Kredilerle desteklenmek üzerine çalışıyoruz. Yani işlenmesi gereken ürünlerimizi, bereketli topraklarımızdan çıkan ürünleri katma değerli bir hale nasıl getirebiliriz? Bununla alakalı çünkü Bakanlığımızın da açıkladığı desteklerin içinde katma değerli yapılacak bütün projelere ekstra destek verilmesi öncelendi. Bunları yaparken de küçük üreticilerimizin mağdur edilmemesi için çiftçilerimizin bölgesel ve ürün bazlı kooperatifleşmesi için paralel projeler yürütüyoruz. Çünkü kooperatifleşmek eski bir gelenektir ve aslında sürdürülmesi gereken bir gelenektir. Kooperatifleşme ve birbiriyle imece halinde farkındalığı arttırabilirsek küçük ilçelerimizden başlayarak Bundan sonrasında büyük işlerin de nasıl yürütülmesi gerektiği fikri iyice ete kemiğe bürünecek” dedi.
Arınç ikinci konunun sanayi, üretim, istihdam ve nitelikli insan kaynağı olduğunu belirterek, “Manisa'mız sanayide Türkiye'nin ilk 5-6 ile arasında yer alıyor. 9 organize sanayi bölgesinde yaklaşık 95.000 kişiye istihdam sağlanıyor. Yapılanlar kısaca bu konuda lokomotif olan Manisa Organize Sanayi Bölgesi hayata geçirdiği sosyal konut ve eğitime sunduğu katkılarla Türkiye'ye örnek projeler ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra Muradiye Organize Sanayi Bölgemiz genişleme alanlarıyla artan doluluk oranları yüzde 85'in üzerinde olan organize sanayi bölgelerimiz açısından yeni imkanlar sunuyor. Yine geçtiğimiz günlerde Muradiye Organize Sanayi Başkanı Osman Kıvırcık Bey'le Manisa Sanayiciler ve Meslek Odaları Karma Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi bir projenin lansman toplantısını ve bir protokolü imzaladılar. Bu sayede hem şehir merkezinde rahat nefes alacak hem de sanayi esnafımız, küçük sanayicilerimiz de kendilerine inşallah uygun ve yeni bir yer kazanmış olacak. Yapılacaklar kısmında Manisa STK'lıların büyüdükçe imkanlar da gelişiyor. MANSİAD ile daha önce bir kahvaltı programında buluşmuştuk. Onlar da iyi bir proje yürütüyorlar. MANSİAD ile Saruhanlı Belediyemiz, Saruhanlı'ya kazandırmayı planladığımız yeni bir organize sanayi bölgesi üzerine çalışmalarını yürütüyor. Bu meşhur daha önce de sizlerle de konuştuğumuz Dallas dediğimiz bölgede yapılacak olan projeyle alakalı en katma değerli, en iyi işi nasıl yaparızın da görüşme yapılıyor. Bizler de sürecin Ankara ayağının takipçisiyiz. Yine ilçelerimizde ürün bazlı ihtisas organize sanayi bölgeleri için bazı girişimlerimiz var. Bunları bu yıl içinde olgunlaştırmayı ve neticelendirmeyi planlıyoruz. Hayalimiz Alaşehir'de bir jeotermal kaynaklı tarıma dayalı organize sanayi bölgesi kurmak. Bu da bizim daha önceleri konuştuğumuz gündeme gelen ve önemli bir konu. Gerçekten Alaşehir jeotermal konusunda mühim bir yer ama o kaynağın da tarıma dayalı olarak da kullanılması için Belki de bir organize sanayi bölgesi kurulması gerekecek. Alt yap bu proje çalışmalarına başlanması ve takip edilmesi” diye konuştu.
Arınç, üçüncü başlığın Turizm ve Manisa’yı kültürle, buluşturmak, markalaştırmak olduğunu kaydetti. Arınç, “Yapılanlar geçen sene Kültür Yolu Festivali'nin artık ilk defa Manisa'da gerçekleştirildi ve Manisa'ya geçen sene dahil olmakla birlikte bundan sonra her sene inşallah bu kültür yolumuz gerçekleştirilecek. Kültür Yolu Festivali Manisa'da da gerçekten güçlü bir karşılık buldu. Sardes Antik Kenti yeniden canlandırılarak tarihsel kimliği ön plana çıkarıldı. Sardes'te de gece ışıklandırmasını da bitirerek inşallah Nisan'dan sonra Nisan sonunda gece müzeciliği anlamında da gezilebilecek bir hale geldi. Tabii orada etkinlikler oranın bir Efes gibi bir diğer bölgelerdeki güzel yapılar gibi 24 saat belki canlı kalabilmesi için de sizlerle birlikte de düşündüğümüz proje Şeyler var. Onları da hayata geçirmek istiyoruz. Şehzadeler Müzesi Manisa'nın şehir hafızasına kazandırıldı. Fetih Kulesi Manisa'nın tarihi anlatısına yeni bir sembol olarak eklendi. Bunların hepsi bu vesileyle geçtiğimiz sene kazandırdığımız yapılar ve tarihimize sahip çıkışımız oldu. Manisa sancağımızı yıllar sonra buraya kavuşturduk. Tekrardan evine gelmesini sağladık. İnşallah hep birlikte de Manisa sancağımızın da yeni bir açılışını şehrimizin bütün kâr ekseriyetinin katılımıyla bunları da siz sizlerle birlikte yapmayı arzu ediyoruz. Yapılacaklar Kültür ve Turizm Bakanlığı destekleriyle Kültür Yolu Festivali'nin daha güçlü bir şekilde sürdürülmesidir. Festivalin odağına bu yıl Spil Dağ ve Manisa Lalesini oturtma hedefimiz var. Çünkü bir şehrin öncelikli sembolünün veya önemli olan sembolünün hep birlikte sahiplenip dışarıya anlatılması gerekiyor. Bizim de bir Anemon markası dediğimiz Manisa Lalemiz var. Manisa Lalesi yılın belirli zamanlarında açar ve aslında Tarım Bakanlığımızın, İl Tarım Müdürlüğümüzün, Orman Müdürlüğümüzün uhtesinde koruma altına alınır. Ama bizim bunu dışarıya anlatırken bunun bir gözlem belki merkezinin kurulması, belki bu yol rota vesilesiyle Spil’e çıkarılan bir rota vesilesiyle dışarıdan gelen gruplara da bu işlerin anlatılması ve hep birlikte dahil olarak bir projeyle Spil lalesine, Manisa lalesine sahip çıkmak ve sembol olarak da ön plana çıkarmayı arzu ediyoruz. Manisa'nın ulusal ve uluslararası ölçekte tanınan bir markası hale getirilmesi hedefi için geçen sene tarihi anlatıya yaslanmıştık. Kültür Yolu Festivali kapsamında bu sene ise doğa, kültür ve şehir kimliğinin birlikte anlatıldığı yeni bir turizm yaklaşımını öne çıkarmayı düşünüyoruz. Bunu takiben Spil Dağ'ın turizme kendi ekosistemiyle kazandırılması üzerine çalışıyoruz.
Spil Dağ'ın ve o coğrafyanın bitkisel ürünlerinden tutun Manisa Lisesine kadar belki spor alanları, belki rehabilitasyon merkezleri, belki insanların gerçekten orada konaklamalı bir şekilde rahat edebileceği bütün tesisler. Bunu il başkanımızla, milletvekillerimizle de yaptığımız, hayata geçirmeyi planladığımız projeler var. İlgili bakanlıklarımızla süreci takip ediyoruz. Belki birkaç bakanlığın entegre olarak birlikte dahil olacağı, destek vereceği bir projeyi hayata geçirebilir Yukarıda Spil Dağ ile alakalı inşallah Manisa'nın, Manisalıların ve dışarıdan gelecek olan herkes için bir cazibe merkezi haline gelirse ondan sonra da inşallah kolaylaştırıcı projeler o zaman da teleferik ve diğer tali meselelerimizi de tamamlayıcı olarak karşılık bulacak.
Arınç, son başlığın ise spor, yerel potansiyeli küresel arenaya taşımak olduğunu söyledi. Arınç, “Şimdi bizim Manisa'da gerçekten geç bir nüfusumuz var. Genç sporcularımız var. Amatör ve profesyonel alanlarda genç sporcularımız var. Bu sporcularımızın desteklenmesi, kulüplerimizin desteklenmesi ve Manisa'nın bir aynı zamanda kültür, turizm ve spor şehri haline gelmesi için çalışmamız gerekiyor. Sporun yalnızca profesyonel liglerle sınırlı görmüyoruz. Ülkemizde en çok rağbet gören spor dalları olan futbol, basketbol ve voleybolun yanı sıra amatör birçok branşta Manisa'nın genç yaş kategorilerinde üst seviye başarılar elde etmesini gururla takip ediyoruz. Yani badmintondan tutun da güreş alanına kadar ki Olimpiyat belki inşallah madalyası getirecek sporcularımız var. İmkanlarını daha da arttırıp amatör spor kulüplerimizle ihtiyaçlarını belki yerel belediyelerimizin de desteğiyle bizlerin de çabasıyla nasıl daha kolaylaştırabiliriz de birlikte takip etmemiz gerekiyor. Bunların ihtiyaçları konusunda da hem devlet anlamında hem yerel belediyelerimiz hem bizlere düşen ne varsa onları hayata geçirmek istiyoruz. Çünkü başarılar da bir yerde imkanların arttırılmasıyla paralel gelecek. Güreş, savunma sporları, badminton, tenis gibi alanlarda sadece sporcu yetiştirmek amaçlı tesisler değil, bu sporların ulusal ve uluslararası düzeyde sporcularını Manisa'da ağırlamak üzerine projeler yürütüyoruz. İnşallah karşılık bulursa Türkiye Kupası'nın erkeklerde finalini yarı final ve finalinin Manisa'da oynanması gibi birçok organizasyonu Manisa olarak üstlenebilmemiz için öncelikle buna hazır olduğumuzu göstermemiz gerekiyor ve hepimize çok önemli görevler düşüyor.
Manisa'da Ulusal Milli Takımlar düzeyinde konaklamaların yapılacağı bir sporcu oteli ve spor kompleksi projesini Gençlik Spor Bakanlığımız ve ilgili federasyonlarla bir dirsek temasında bulunarak da takip ediyoruz. Buna benzer bir örnek, Sporcu Oteli örneğini ben Gloria Oteli'nde görmüştüm. Bir Antalya'ya gittiğimde gezdirmişlerdi. Sports Arena diye. Tamamen sporculara ait, hatta oğlumla beraber gezmiştik. Orada da gururumuz, milli okçumuz Mete Gazoz'la karşılaştık. Onlar da orada konaklıyorlar. Tamamen bütün gelişim, değerlemelerinin yapıldığı, takipçilerinin yapıldığı, bütün rehabilitasyon, güçlenme ve son kondisyon alanlarının yapıldığı bir sporcu oteli. Tamamen spora ayrılmış bir otel. Belki böyle bir otel, sporcu oteli olarak böyle imkanlarla eğer Manisa'mıza kazandırır, böyle bir projeyi hayata geçirebilirsek gerçekten bu yaptığımız yatırım, sporcularımıza yaptığımız yatırımın karşılığında bütün başarılarla birlikte almış olacağız” dedi.





