Manisa'nın yazın ısıtıcısı, kışın soğutucusu olan; ancak dağa çıkınca, bu yaz sıcağında Manisa cayır cayır yanarken, serinliği insana nefes aldıran...
Çin Seddi gibi Manisa'yı doğudan  başlayıp, güneyden  batıya kadar çevreleyen ihtişamlı görüntüsü, muhteşem manzarası, doyumsuz güzelliği, geçmişten gelen sırları, farklı bitki örtüsüyle Manisa'nın eşsiz sembolüdür Spil Dağı...  
Kurban Bayramının üçüncü günü Spil Milli Parkındaydık.
O gün Manisa artı kırk derece  sıcaklıkla kavrulurken, yirmi iki derecelik serinlik, esen rüzgar benim gibi yanına ceket almayı unutanların üşümesine sebep olmuştu.
Çam ağaçlarının iğne yaprakları arasından , tatlı  bir  hışırtıyla  esen rüzgar beni çocukluğuma götürdü...
Bu arada, piknik yaptıktan sonra , çöplerini arkalarında bırakıp, güzelim alanı çöplüğe çeviren, doğasever (!) medeni, temiz, imanlı Allah'ın lütfu dogal  çevreye, saygılı! ziyaretçileri de  saygıyla anıyorum...
Neyse, konumuza dönelim.
Spil Dağı her zaman hayranlık duyduğum, varlığına şükrettiğim , içimde her zaman farklı duygular uyandıran eşsiz bir dağdır.
Bu güzelliği yaradana şükürler olsun...


Bir hatıra:

Tabane'de bir akşam,  bir komşumuza oturmaya gitmiştik.
Nazife teyzelerin, toplam sekiz tane , koyunla kuzuları vardı. 
Nazife teyze ilkbahardan kışa  kadar koyunun birini dağda bir çalıya veya ağaca bağlar, ya da ipin ucundaki kazığı yere çakar hayvanlarını sabah bırakır, akşam gider alırdı.
O gün koyun kazığı yerden çıkarmış, hayvanlar otladıkları yerden ayrılmışlardı. 
Nazife teyze hava iyice kararıncaya kadar  aramış, koyunları bulamamıştı...
Çok üzgündü, dağdaki, kurt , çakal gibi vahşi hayvanlar koyunları parçalar  diye korkuyordu...
O zamanki düşünceye bakın ,dağda kaybolan koyunları biri alır götürür diye bir endişe yok , yabani hayvan korkusu var...
Güven duygusu, kimseden bir zarar gelmeyeceğinden emin olmak ne kadar güzel bir inanç...
Bu duygunun kıymetini bugün çok daha iyi anlıyorum... 
Nazife teyze yine  koyunları yabani hayvanlar parçalar korkusunu tekrarlayınca annem, "Bir çakı getir, kurtun, çakalın ağzını bağlayalım" dedi.
Nazife teyze hemen çakıyı getirdi.
Annem çakının ağzını açtı, okudu kapattı ve "Sabah koyunlar gelir gelmez çakıyı aç. Yoksa dağdaki zavallı hayvanlar ağızları bağlı kaldığı için açlıktan ölür" dedi.
Nazife teyze, "Ben de biliyorum , ama aklıma gelmedi. Bizim köyde eşeği kaybolan bir kadın, yabani hayvanların ağzını bağlamış, ertesi gün  eşek,  arka bacağında bir kurt , dişleri eşeğin  etine geçmiş bir şekilde gelmiş. Kadın ,tam kurt eşeği parçalamak üzereyken bıçağı kapattığı  için kurt o şekilde kalmış" diye anlattı.


Ertesi gün Nazife teyzenin koyunları sağ-salim gelmişti...
Nazife teyze de çakıyı açmıştı.
"Dünya ayet üzerine kurulmuştur " sözü ne kadar doğru...
Spil Dağı da muhteşem görüntüsü, efsunlu, sırlarla dolu geçmişiyle, mağaraları, Güvercin Kayası, Armut suyu, Seyir tepesi, Sultan Yaylası, Yılkı  atlarıyla başlıbaşına bir tabiat harikasıdır...
Yeter ki bu güzelliğin kıymetini bilelim...
Bir de Tabane,  yani Bayındırlık Mahallesi o kadar değişmiş ki, ne o eski güzelliği, ne de o sıcaklığı kalmamış.
Sokaklar birbirine karışmış, eski ruhu olan evler  artık yok.

Çirkin, sıkış tıkış, uydurma eklemelerle göz yoran, plansız  evlerle, mahalle  ne yazık ki  eski özelliğini yitirmiş...
Nazif bakkalın dere tarafında kalan sokak  ve Sarabat camiin karşı tarafında eskiden kalma birkaç ev dışında Tabane'ye has o doku  bozulmuş. 
Eski güzelliği, doğallığı, ferahlığı kalmamış Tabane'nin...