Yücefaydalı, geleneksel olarak bayramda tüketimi artan şeker, çikolata, baklava, börek gibi hamur işi ve enerji içeriği yüksek gıdaların kan şekerini hızla yükselttiğine dikkat çekti. Ramazan boyunca gün içinde besin tüketmemeye alışan vücudun, bayramda bu tür gıdaları sık ve fazla miktarda tüketmesi halinde sindirim sistemi problemleri ve çeşitli rahatsızlıkların ortaya çıkabileceğini ifade etti.

Ramazan dolayısıyla değişen beslenme düzeninin, bayramla birlikte öğün sayısının artmasına ve daha fazla yemek yeme isteğine yol açabildiğini kaydeden Yücefaydalı, tekrar değişen yeme düzeni nedeniyle bazı sindirim sistemi rahatsızlıklarının görülebildiğini belirtti.

Bayram süresince de yeterli ve dengeli beslenmek için sağlıklı beslenme tabağında yer alan beş temel besin grubunun yeterli miktarda tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Yücefaydalı, bu grupları süt ve süt ürünleri, et-yumurta-kuru baklagiller ile yağlı tohumlar, sebzeler, meyveler, ekmek ve tahıllar olarak sıraladı.

Bayram sabahına hafif bir kahvaltıyla başlanması gerektiğini belirten Yücefaydalı, kahvaltıda kızartma ve kavurma yöntemleriyle pişirilmiş besinlerin tercih edilmemesi gerektiğini ifade etti. Domates, salatalık, maydanoz ve taze biber gibi çiğ sebzelerin bolca tüketilmesini, az tuzlu peynir ve haşlanmış yumurtanın tercih edilmesini öneren Yücefaydalı, sucuk, salam, sosis gibi yağlı besinler ile börek gibi hamur işi gıdalardan sakınılması gerektiğini kaydetti. Beyaz ekmek yerine tam tahıl ekmeklerinin tercih edilmesinin kan şekerini kontrol altında tuttuğunu ve tokluk hissi verdiğini de belirtti.

Besinlerin iyi çiğnenmesi ve yemeklerin hızlı yenmemesi gerektiğini ifade eden Yücefaydalı, Ramazan Bayramı süresince mide ve bağırsak rahatsızlıkları yaşanmaması için fazla şeker ve şekerli gıdaların tüketimine dikkat edilmesi, aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak durulması gerektiğini söyledi.

Tatlı tüketimine de değinen Yücefaydalı, özellikle bayramda tatlı tüketme isteğinin fazla olması halinde hamurlu ve şerbetli tatlılar yerine küçük porsiyonlar halinde sütlü tatlıların, taze veya az miktarda kuru meyvelerin tercih edilebileceğini aktardı. Şerbetler yerine ise şekersiz veya az şekerli komposto ya da hoşaf suları, az şekerli limonata ve ayran gibi içeceklerin tercih edilebileceğini ifade etti.

Sindirim sisteminin düzenli çalışması ve kabızlıktan korunmak için lif içeriği yüksek sebze, meyve ve kuru baklagillerin tüketilmesi gerektiğini belirten Yücefaydalı, yetişkin bireylerin imkânlar dâhilinde günde en az 3 porsiyon sebze ve 2 porsiyon meyve tüketmesini önerdi. Lif içeriği yüksek besinlerin aynı zamanda kan şekerinin hızla yükselmesini engellediğini söyledi.

Ülkü Ocakları şehitler için vefa sofrası kurdu
Ülkü Ocakları şehitler için vefa sofrası kurdu
İçeriği Görüntüle

Diyabet, kalp-damar hastalıkları ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalığı bulunan kişilerin bayram süresince de uyguladıkları diyete özen göstermesi gerektiğini vurgulayan Yücefaydalı, Ramazan ayı boyunca su ve sıvı tüketiminin azalmasına bağlı oluşabilecek sıvı kaybının yerine konması için günde en az 2,5 ila 3 litre sıvı alınması gerektiğini kaydetti. Su, ayran, az şekerli limonata, az şekerli ya da şekersiz komposto ve hoşaf gibi sıvı gıdaların gün içinde tüketilebileceğini belirten Yücefaydalı, günlük su gereksiniminin 35 mL X Vücut ağırlığı (kg) şeklinde hesaplanabileceğini ifade etti.

Özellikle yaşlı bireyler ve tansiyon hastalarının çay ve kahve gibi kafein içeriği yüksek içecekleri gün boyunca fazla miktarda tüketmemesi gerektiğine işaret eden Yücefaydalı, Ramazan boyunca sahur için gece kalkma alışkanlığının, Ramazan sonrasında gece yeme alışkanlığı şeklinde sürdürülmemesi gerektiğini kaydetti. Bayram süreciyle birlikte uyku düzeninin Ramazan öncesi düzene dönmesi gerektiğini söyledi.

Yücefaydalı, Ramazan ayı boyunca öğün sayısının azalmasının ardından bayram ziyaretleri nedeniyle artan öğün sayısının çeşitli sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirterek, fiziksel aktivitenin artırılmasının bu şikâyetlerin önüne geçilmesine yardımcı olacağını ifade etti. Fiziksel aktivitenin kan şekeri ve kolesterolü azaltmaya, kilo kontrolünün sağlanmasına ve bağırsak hareketlerinin artırılmasına katkı sunduğunu hatırlattı.