Ali Gültekin, Abluka kitabında 12 Eylül dönemini kaleme aldı

banner297

Gazeteci yazar Ali Gültekin'in yeni kitabı Abluka'da 12 Eylül askeri darbe günleri anlatıyor.

Kültür Sanat 26.03.2021, 12:28 26.03.2021, 12:35
Ali Gültekin, Abluka kitabında 12 Eylül dönemini kaleme aldı
banner388

Gazeteci yazar Ali Gültekin,12 Eylül askeri darbe günlerinin acılarını Türkiye’nin bölgesel etkilerini araştırdı. Darbenin, toplumlara, inançlara, bireylere, uluslara, mesleklere nasıl yansıdığını dinlediği hikayeleri kitapta topladı. Abluka kitabı, 1980 öncesi devrimci gençliğinin ve ezilen yoksul halkın yaşamını günümüz gençliğine taşıyor.

Abluka kitabı; 12 Eylül Askeri Darbe Dönemleri, Zorunlu Göçler ve Mülteci yaşamlar olarak 3 bölümden oluşuyor.

Anı roman Abluka’yı kaleme alan gazeteci yazar Ali Gültekin, kitap hakkında şu bilgileri verdi:

"Abluka 12 Eylül askeri darbe dönemi ve sonrasında Türkiye coğrafyası içinde devrimci gençlik ve ezilen halkların değişik kesimlerinin nasıl yaşadığını yaşanmışlıkları ile okuyucularına sunuyor.

Rize’den Diyarbakır’a, Edirne’den Malatya’ya Antep’den Afyon’a toplumun değişik kesimleri, meslek gurupları Darbeci faşist uygulamalar karşısında nelerin yaşandığı Abluka sayfalarında gün yüzüne çıkarıldı.

Abluka bir anı romanından öte bir tarihe tanıklığı üstleniyor. Tarihe tanıklık ile yetinmeyip aynı zamanda darbe dönemini genel anlamda  anlatan bir eğitim kitabı.

Özgürlüklere, insan haklarına, vatan sevgisine, eşit sosyal siyasal hakları ile her koşulda birlikte yaşamı savunan ülkenin yiğit evlatlarının bir kısmı işkencede,  hücrelerde, ceza evlerinde en baskıcı en, aşağılayıcı, insanlık dışı uygulamalara maruz kalıp, gözaltında kaybedilip, idam sehpalarına çekilirken bir kısmı zorunlu olarak çok sevdikleri vatanlarından zorunlu göç ettiler.

Zorunlu acı, ağıt dolu trajikomik zorunlu göçlerin hikâyeler ile okuyucularımız hüzünlenecekler.

Küresel sermaye ve yerli  iş birlikçilerinin talanından, sömürüsünden, baskısından ülkelerini kurtarıp milli sanayi, tarım, hayvancılık olarak gelişen Türkiye için canı pahasına köylerde,  gecekondularda, iş yerlerinde, okullarda birleşen, çağırı yapan devrimcilerin ülkelerinden zorunlu göçleri ile farklı ülkelerde mülteci yaşamları başladı.

Şüphesiz Türkiye’den “kaçtılar kurtuldular” olarak değerlendirilen mülteciler zorlu yaşamlar sürdürdüler. Ayrılıklar, acılar, yoksulluklar çektiler. Birçoğu psikolojik çöküntüye uğradı. İnançsız ve duyarsız çıkan azınlık ideallerinden koparak kirli yaşamların içine savruldular.

Abluka aynı zamanda eğitim kitabı oldu demiştim. Abluka teorik analizlerden değil yaşanmışlıkları ortaya koyarak sonuç çıkardı. İşçi, emekçi, yoksul köylü yaşamı içinde ortak mücadeleye dayalı mücadelenin köklerinin toprakta yaşayarak budanan dallarının burç verdiğini yaşanmışlıklar ile ortaya koydu. Abluka 12 Eylül askeri darbesi öncesi; İşçi mücadelesine burun bükerek ordular kuranların, silahlara sarılarak iktidara yürüyenlerin rüzgâra nasıl savrulduklarını gösterdi.

Abluka 12 Askeri darbesi öncesi halka bilinç taşıyan halkın kahramanları yerine kendini halk görenlerin, Kendisinin dışında yaşayanların mücadelesini verdiği algısı yerine kendi mücadelesini verdiğine inananlar ayakta kaldılar. Bir tarafta Bedi, Çilli Kız kendi mücadelesini verirken aynı koşullarda Cemile’nin (İsyan)

Nasıl savrulduğu açıkça ortaya çıktı. Bir tarafta evinde Devrimcilere sofra kurup yemek verdiğinin doğruluğunu  gözaltı süresince işkence tezgahında savunan  Dedeler, Amcalar, teyzeler, nineler var.

Diğer tarafta evinde yemek yediği evleri iki tokat ile darbecilere tek tek gösteren sözde kendini halkın kahramanı, öncüsü gören kendince devrimci sıfat alan inançsızlar var.

Abluka inanç ve inançsız yaşamların sonuçlarını ortaya çıkardı.

Abluka  Türkiye coğrafyasını bölgesel, mesleki, toplumsal, bireysel yaşanmışlıkları, farklı dillerden ağıtları, çığlıkları harmanlayarak samanı rüzgara savurup taneleri ortaya çıkardı.

Bugün 2021 yılında 1980 öncesi ve sonrası 12 Eylül Darbe günlerini okuyan gençlik: Sosyal Kazım asalaklığından kurtulup  Berko olmayı, Mucit gibi tutum almayı, Doktor Kemal gibi dik durmayı öğrenecekler.

Bugün Türkiye halkları işçilerin, yoksul köylülerin, emekçilerin ortak sorunları ile birleştikleri kendi mücadelelerini öncü ilan ederek gönüllü yük götürenlerin üzerine yükleyerek baskıdan, sömürüden, yoksulluktan kurtulamayacaklarını kendi güçlerine güvenerek kendi geleceklerini belirleyecekleri inancı Kambur, Tetik ve Evrim’in yaşamlardan çıkan dersler ile  ortaya koyan konferans konuşmaları bize umutsuzluğu değil, umudu, yeniden mücadeleyi öğretiyor.

Bana Abluka’nın özeti ne derseniz. Ben, 'Kendileri için mücadele etmeyenler, başkaları için mücadele ettiklerini söyleyerek yaşamın gerçeklerinden uzaklaşırlar' derim."

Yorumlar (0)
40
açık