5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 184. Maddesinde yer bulan “İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu”, aynı Kanunun 344/1 maddesi gereğince 12.10.2004 yılında yürürlüğe girmiştir. Maddenin genel itibariyle düzenlemek istediği husus, plansız ve çarpık yerleşmenin önüne geçmek, şehir içerisindeki yapılaşmanın doğru, kurallara uygun ve estetik olmasını sağlamaktır. Özellikle Anayasamızda 56. Maddede düzenleme yapılmak suretiyle “çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek” hem devlete hem de vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Bu yazımızda ilgili konunun idari boyutundan ziyade Türk Ceza Kanunu açısından cezai boyutunu incelemeye çalışacağız.

İmar Kirliliğine Neden Olma – TCK m.184

(1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

 (3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 (4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.

 (5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

 (6) (Ek: 29/6/2005 – 5377/21 md.) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.

İlgili maddeye bakıldığında, yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişinin bu suçun faili olacağı ilk fıkra itibariyle düzenlenmiştir. Böylece, sadece binayı inşa eden yüklenici, taşeron, usta veya kalfa değil; inşaatın sahibi de, bu suçtan dolayı fail olarak sorumlu tutulacaktır. Ayrıca, bu tür inşa faaliyetlerine kontrol ve denetim hizmeti veren teknik kişiler de bu suçtan dolayı fail sıfatıyla cezalandırılacaktır.

Bu fıkrada yer alan ve düzenlemenin temelinde yatan bina kavramının da irdelenmesi gerekir.

Bina kavramı İmar Kanunu m. 5 hükmünden yola çıkılarak belirlenmektedir. Söz konusu hükme göre bina, “kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır(Giyik, TBB Dergisi, 2014).” Yine “Yargıtay kararlarından hareketle, balkon kapatma ve ruhsatlı binanın içerisindeki bir takım değişiklikler ile kullanım şeklinin değiştirilmesi şeklinde tezahür eden imalatlar, ilave alan hacim artışı yapmayıp, taşıyıcı sistemi de etkilemediği sürece(Artuç, Pratik Türk Ceza Kanunu)” ruhsatsız bina yapımı olarak değerlendirilmemektedir. Bu hususla ilgili güncel bazı Yargıtay kararları şöyledir;

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/2605 E. , 2020/191 K.

TCK’nın 184/1. maddesinde "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, 3194 sayılı İmar Yasasının 5. maddesinde de bina kavramı "kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklinde açıklanmıştır. 11/11/2014 tarihli bilirkişi raporunda kaçak ve ruhsatsız prefabrik yapının tamamlanmış olduğunun belirlenmesi kaşısında, gayrımenkul vasfı taşıyan, zemine bağlı ve temeli olan, imalatı ve kullanımı için ruhsat gerektiren suça konu imalatın TCK'nın 184/1. maddesi kapsamında bina niteliğinde olduğu gözetilmeden, sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

18. Ceza Dairesi 2015/39778 E. , 2017/9676 K.

İmar Kanununun 5. maddesinde binanın, "kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar" olarak tanımlanmış olması hususu dikkate alındığında, apartmanın çatısında bulunan, taşınır vasfı bozulmayan saçla kaplı baz istasyonunun, dosya kapsamına göre, bina niteliğinde olmayıp binanın taşıyıcı sistemini etkilemediği gözetilmeden, sanığın beraati yerine, yasal olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır.

Maddenin ikinci fıkrası da, yapı ruhsatı olmaksızın başlanılan inşaatlar içini kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılması ya da bu hizmetlerden yararlanılmasına müsaade edilmesi halini de ayrı bir suç olarak görmüştür.

Maddenin üçüncü fıkrası yapı kullanma izni(iskan ruhsatı) alınmaksızın binada sınai faaliyete izin veren kimselerinde suç işleyeceği belirtilmiştir. Yapı kullanma izni yani iskan ruhsatı İmar Kanunu m.30/1’de düzenlenmiştir. Buna göre; Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için, inşaat ruhsatını veren belediye, valilik bürolarından; 27nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespit edilmesi gerekir. Yapının imar ve plana uygun olarak yapıldığının tespit edilmesinden sonra, ilgili yapıya iskan ruhsatı verilecektir. Bu ruhsatın alınmaması salt TCK m. 184/3’te yer alan suça vücut vermez. İskan ruhsatı olmayan binada aynı zamanda sınai faaliyete izin verilmesi gerekir.

Maddenin 4. Fıkrası önemli bir hususa değinmektedir. İlgili maddenin gerekçesine bakıldığında; “Bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanabilecektir. Örneğin organize sanayi bölgeleri, özel imar rejimine tabi bölge niteliği taşımaktadır. Ancak, sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından bu sınırlama kabul edilmemiştir. Bu bakımdan, köy sınırları içinde inşa edilen, sınai ürünlerin üretiminin yapıldığı tesisler açısından bu madde hükümleri uygulanabilecektir”.

Buna göre, maddenin 1. ve 2. Fıkralarında yer alan suçların işlenebilmesi için yapıların belediye sınırları içerisinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde yapılması gerekir. Bu yapının nerede yapıldığı yönünde net olarak tespit edilmesi gerekir. İlgili mahkeme bu konuda belediye veya valilikten yapının yapıldığı alanın belediye veya özel imar alanında olup olmadığıyla ilgili hususları sordurarak buna göre karar vermesi gerekir. Bu alanlar dışında ise suç oluşmayacaktır.

İlgili yapının mücavir alan sınırları içerisinde olması halinde bu maddede yer alan suçun oluşmayacağı son Yargıtay kararlarında özellikle belirtilmiştir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2020/131 E. , 2020/9356 K.

TCK'nın 184/4. maddesi uyarınca imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için taşınmazın belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi olması gerektiği, ilgili Belediye Başkanlığının 29/01/2016 tarihli müzekkere cevabına göre suça konu yerin “belediye sınırları içinde olup, imar planı dışında” olduğunun belirtilmesi karşısında, mücavir alanda suçun oluşmayacağı gözetilmeksizin, sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

18. Ceza Dairesi  2019/3223 E. , 2020/5416 K.

Suça konu inşaatın yapıldığı yerin, 01/03/2015 tarihli belediye yazısına göre belediye mücavir alan sınırları içinde kaldığının belirtilmesine rağmen, fen bilirkişisinin 21/08/2015 havale tarihli raporunda inşaatın 30/03/2014'den önce mücavir alan dışında, sonrasında Kaş Belediyesi sınırları içinde kaldığının belirtilmesi karşısında, suça konu inşaatın hangi tarihte yapıldığı hususunda tutanak düzenleyicileri ve taşınmaza komşu binalarda oturanların tanık olarak dinlenmeleri, hava fotoğrafları da temin edilip, mahallinde imalatdaki eskime, yıpranma, kabarma, dökülme ve korozyon durumları gibi yıpranma oranını da içeren teknik verilere göre rapor alınıp inşaatın yapım tarihinin tespit edilmesi, ilgili kurumdan sorulmak suretiyle suça konu inşaatın bulunduğu yerin hangi tarihte mücavir alan içinde hangi tarihte belediye sınırları içinde kaldığının kuşkuya yer vermeyecek biçimde saptanıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi gerekir.

Birinci bozma sebebi yönünden yapılacak değerlendirme sonucunda imar kirliliğine neden olduğunun anlaşılması halinde, 18 Mayıs 2018 tarihinde 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddesinin dikkate alınması zorunludur.

Köylerle ilgili hususa ayrıca değinmek gerekir. köylerde bulunan yapılarla ilgili bu maddenin uygulanması olanak dahilinde değildir. ANCAK Büyükşehir Belediye Kanunu geçici 2. Maddesi gereğince, Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde kalan köylerin mahalleye dönüşeceği hüküm altına alındığından, büyükşehir sınırları içerisinde kalan köylerle ilgili bu maddenin uygulanacağı ve maddeye aykırı yapının yapılması halinde “imar kirliliğine neden olma” suçunun oluşacağına dikkat edilmesi gerekir. Büyükşehir de olsa orman köyü vasfında olan yerler istisnadır ve bu madde hükümleri uygulanmaz.

Maddede Yer Alan Suçlar Yönünden Etkin Pişmanlık ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümleri Uygulanır mı?

TCK m.184/5, kişinin yapmış olduğu ruhsatsız veya ruhsata aykırı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi durumunda, birinci ve ikinci fıkrada yer alan suçlar dolayısıyla kamu davasını  açılmayacağını, açılmış olan soruşturmada takipsizlik verileceği, kovuşturma aşamasında olan kamu davasının düşeceğini, ceza mahkumiyeti alınmış olması halinde mahkumiyetin tüm sonuçlarının kalkacağını düzenlemiştir. Bu düzenleme ile kendi içerisinde özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi getirilmiştir. Bu sebeple kanundaki şartları taşımak şartıyla, imar kirliliğine neden olma suçu yönünden etkin pişmanlık müessesesi uygulanabilecektir.

Maddede yer almamakla birlikte, davalar açısından değerlendirilmesi gereken bir başka husus, bu madde gereğince tespit edilen sonuç cezalara CMK m. 231’de düzenleme alanı bulan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanıp uygulanmayacağıdır. Madde metninde özel bir etkin pişmanlık hali düzenlenmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanabilmesi için, sanığın mahkemedeki tutum ve davranışlarının bir daha bu suçu işlemeyeceği yönünde mahkemede etki bırakması gerekir. Bu yönde bir etki bırakmamışsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Özel bir etkin pişmanlık hali madde metni içerisinde düzenlenmişken bununla ilgili üzerine düşeni yapmayan sanığın, bir daha bu suçu işlemeyeceği yönünde kanaat getirilmesi mümkün değildir. Bu sebeple  Konuyla ilgili  aşağıdaki Yargıtay kararları da bu yöndedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar: 2015/167

İmar kirliliğine neden olma suçunda ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirerek 184/5. maddesindeki özel düzenlemeden yararlanma imkanı bulunan fail hakkında 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Esas:2014/4-94  Karar:2014/525

…imar kirliliğine neden olma suçunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmleri uygulanmaz.

Maddede Yer Alan Suçlar Ne Zaman Yapılmış Binalar İçin Uygulanır?

İlgili maddeye 29/06/2005 yılında eklenen 6. Fıkra ile maddenin birinci ve ikinci fıkrasında yer alan suçların 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılan binalarda uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Binaların bu tarihten öncemi sonramı yapıldığının tespiti önemlidir. Bu tarihten önce başlanmış ancak henüz bitirilmemiş ve bu tarihten sonra yapımına devam edilmişse, artık bu maddeye göre suç oluşacaktır. Bu tarihten önce yapılmış ve bina vasfını kazanmışsa artık bu maddeye göre suç oluşmayacaktır.

3194 sayılı İmar Kanununa 7143 sayılı Kanun ile eklenen geçici 16. Madde gereğince 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için 31.12.2018 tarihine kadar başvurulması, maddede düzenlenen şartların yerine getirilmesi ve 31.12.2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde yapı kayıt belgesi verilebilmektedir. Yine aynı maddeye göre bu yapılar için verilmiş yıkım kararları ile idari para cezaları iptal edilecektir. Bu sebeple 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış ve yapı kayıt belgesi almış kişiler hakkında TCK m.184/5 gereği işlem yapılacak, soruşturmalar hakkında takipsizlik, davalar hakkında düşme kararı verilecektir.

Yine yukarıda belirtildiği üzere 3194 Sayılı Kanunun geçici 16. Maddesinden faydalanabilmek için yapının 31.12.2017 tarihinden önce yapılıp yapılmadığının tespiti önemlidir. Bu tespitin yapılması sırasında, gerektiğinde mahallinde uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılması, tutanak tanıkları ve komşu binalarda oturanların tanık olarak dinlenmesi gerekir.

KONUYLA İLGİLİ BAZI YARGITAY KARALARI ŞÖYLEDİR

Tamamlanmış Bina İçerisindeki Müdahaleler

Binanın tamamlanmış olması halinde, bina içerisinde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler dış dünyaya yansımadığından suç oluşturmadığının kabulü gerekir(Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/2388 E. , 2014/10674 K.)

Yapının Ne Zaman Yapıldığı Tespit Edilmeden Hüküm Kurulamaz. Yapıldığı Tarih Tespit Edilmiş Olsa Dahi, Yapılan Ruhsat Başvurusunun Olup Olmadığı, Başvuru Varsa Bunun Neden Ve Hangi Sebepten Sonuçlanmadığının Tespiti Gerekir.

Suça konu binayla ilgili olarak 16.01.2004 tarihinde ruhsatsız olarak yapıldığına ilişkin tutanak tutulması, daha sonra 26.02.2009 tarihinde inşaatın bittiğine dair seviye tespit tutanağı düzenlenmesi ve sanığın ruhsat için gerekli ödemeleri ve müracaatları yaptığını, belediye encümenin de ruhsat verilmesi için karar verdiğini, fakat belediyeden kaynaklanan nedenlerden dolayı ruhsat alamadığını beyan etmesi gözönüne alınarak, öncelikli olarak sanık tarafından yapıldığı iddia edilen binanın TCK'nun 184. maddesinin yürürlüğe girdiği 12.10.2004 tarihinden önce tamamlanıp tamamlanmadığı hususunun mahallinde yapılacak keşif sonucu düzenlenecek bilirkişi raporuyla ve gerektiğinde dinlenecek tanık anlatımlarıyla tespit edilmesi, 12.10.2004 tarihinden sonra tamamlandığının belirlenmesi durumunda ise sanığın ruhsat için yaptığı başvurunun neden sonuçlandırılmadığı, sanığın savunmasında belirttiği gibi belediyeden kaynaklanan bir durumun olup olmadığı, Büyükşehir ve Mamak Belediye Başkanlıklarından sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmayla sanığın beraatine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır(Ceza Genel Kurulu 2013/670 E. , 2014/293 K.)

Kamu Davasının Düşmesine Karar Verilmesi Halinde Sanığa Yargılama Giderleri Yüklenemez.

Kabule göre de, 5271 sayılı CMK'nın 325 ve 327. maddeleri uyarınca, hakkındaki kamu davası düşürülen sanığa yargılama gideri yüklenemeyeceği ve katılan lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi(4. Ceza Dairesi 2012/31744 E. , 2014/31454 K.)

Bina Niteliğinde Olmayan Balkon Kapatma ve İlaveler İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunu Oluşturmaz.

Alınan bilirkişi raporunda kalıcı nitelikte duvar ve camlı PVC doğrama kullanılarak balkonların ve duş yerinin kapatılarak 11,60 m2 ilave kapalı alan oluşturulduğunun tespit edildiği ancak kalıcı nitelikteki kapalı alanların ayrı girişi bulunmaması ve yapı bünyesinde bulunmaması nedeniyle bina niteliğinde olmadığının belirtilmesi karşısında, yeniden bilirkişi raporu alınarak imalatların bina niteliğinde olup olmadığının tespiti gerektiğinin gözetilmemesi(18. Ceza Dairesi 2019/3914 E. , 2020/6500 K.)