Türk Tabipler Birliği, SES Sağlık Sen,Türk Tabipler Birliği,Genel Sağlık İş Sendikası ve Kamu-Sen’e bağlı sağlık çalışanları Türkiye genelinde olduğu gibi Manisa’da hastane önlerinde eylemde bulunarak, uygulanan sağlık politikalarını proteste edip Sağlık Bakanlığını göreve davet etti.

Haber: Ahmet Ünsal

Tabipler Odası Başkanı Dr. Şahut Duran, Tabipler Odası Genel Sekreteri Peyker Temiz, SES Manisa Şube Eşbaşkanı Figen Pehlivan Demirel, Merkez Efendi Devlet Hastanesi, Şehir Hastanesi ve CBÜ Hafsa Sultan Hastaneleri önünde sağlık çalışanlarının haklarıyla eylemde bulundular.

SES’in CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi önünde düzenlediği eyleme katkı veren 4/D statüsündeki yardımcı sağlık çalışanı Erkan Öztürk, arkadaşlarının hislerine tercüman olarak,  “Vallahi yeter artık evimiz kira çocuklarımız okuyor bu nedir abi. Birisi bize açıklama yapsın Allahın için ya. 2600 alıyor, 2700, 2800. Üç senedir aynı maaşı alıyoruz. Yeter artık ya.Çocuklarımız okuyor elektriği zam,tüpe zam her şeye zam. alıyoruz Bizim maaşlar gittikçe düşüyor ya, bu niyedir.Yetkililer bakacağız edeceğiz diyorlar üç senedir hala bakıyorlar.Yeter artık ya” dedi.

“OYALAMA DEĞİL HAKKIMIZ OLANI İSTİYORUZ”
 
Merkez Efendi Hastanesi,Şehir Hastanesi ve CBÜ Hafsa Sultan Hastanelerinde söz alan Tabipler Odası Başkanı Şahut Duran, Genel Sekreter Prof. Dr. Peyker Temiz, şunları kaydetti:

“İktidarın savunduğu ve uyguladığı sağlık sistemi toplum sağlığı için artık önemli bir risk halini almış; bu sistemin yürütülmesi olanaksızlaşmıştır. Koronavirüs salgını mevcut sağlık sisteminin, toplum sağlığını korumak bir yana daha da riske attığını çok acı bir şekilde önümüze koymuştur. Halkın sağlığını tehlikeye atan bu sağlık sisteminin yürütücüleri, iş özel sağlık işletmeleri ve zenginleri korumaya yönelik politikalara gelince hiçbir sınır tanımamış; salgın döneminde dahi bu anlayışından vazgeçmemiştir. Yüzbinlerce insanımız, yüzlerce sağlık çalışanı yaşamını yitirirken; onlar sağlık sistemlerinin, şehir hastanelerinin güzellemeleriyle günlerini geçirmektedirler.

Sağlık emekçileri salgın döneminde canla başla çalışırken aynı zamanda işsizlikle, işten atılmalarla, yoksullukla karşı karşıya bırakılmıştır. Sağlık çalışanları “artık bu şartlarda çalışamıyoruz” diyerek istifa ederken, emekli olurken; genç hekimlerimiz başta olmak üzere sağlık emekçileri yurtdışına göç ederken tüm bu sorunları konuşmak, çözüm önerilerimizi iletmek için Sağlık Bakanı’yla görüşme taleplerimizi defalarca ilettik. Sağlık Bakanı’nın hekimlerin, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını, sağlık ve yaşam sorunlarını, toplum sağlığını sağlık emek meslek örgütleriyle konuşmasından daha doğal ne olabilir? Bu görüşme taleplerini karşılamak Sağlık Bakanı’nın bizlere ve topluma karşı sorumluluğu değil midir?

Artık yaşamımıza bile mâl olan bunca sorunumuzu duymazdan, görmezden gelen iktidar, aslında her şeyi görmektedir ve bilmektedir. Yaşanan sorunları ne yazık ki pandemi döneminde çok daha belirgin olan SALGINı değil ALGIyı yönetmeye çalışarak, kendisini bir şeyler yapıyormuş gibi göstermeye çalışarak, yok saymaktadır. Bunun en son örneği de hekimlerin, sağlık çalışanlarının artık yoksulluk sınırının çok altına düşmüş; açlık sınırına kadar gerilemiş gelirleri ve özlük hakları ile ilgili düzenleme yapacağı iddiasıyla getirdikleri yasa tasarısıdır. Ancak yasa tasarısı TBMM’ye getirildiği gibi hızla geri çekilmiştir.  Daha önce Meclis'te bütün partilerin oybirliğiyle getirilen düzenleme, 11 Aralık tarihinde bir kez daha komisyona getirilmiş ve içtüzüğe aykırı olarak komisyon başkanının imzasıyla geri çekilmiştir.
  Bizler tasarının yeterli olmadığını, bütüncül olmadığını, tüm sağlık çalışanlarını, tüm hekimleri kapsamadığını belirtirken bu teklif bile bize fazla görülmüş; ne zaman tekrar Meclis’e getirileceği, varsa eksiklerin yasa tasarısına eklenerek neden tamamlanmadığı gibi sorular havada bırakılarak usule aykırı bir şekilde geri çekilmiştir. Mecliste milletvekillerine iktidarın resmî olarak veremediği sözel cevap, emekli hekim maaşlarının bu düzenlemeyle çok yüksek olacağı ve bunun kabul edilir olmadığıdır.
Sağlık ağır ve tehlikeli işler kapsamındadır. Yapılan işin niteliği, riski, eğitim düzeyi ve yoksulluk sınırı gibi daha birçok kriter ele alındığında yapılan düzenlemenin bile yetersiz olduğunu ifade ettik. Yapılan düzenleme ile hekim ücretleri yoksulluk sınırına bile ulaşamamaktadır. İktidara belirtmek isteriz ki emekli hekimlere vereceğiniz ücret yüksek değildir; çalışanlara verdiğiniz ücret düşüktür. Sağlık ekip işidir; ekibin her bir üyesi, insanca yaşayacak bir ücret ve güvenli çalışma koşullarında ekip olarak, iş barışı bozulmadan çalışmak istemektedir.
Ekonomi de sağlık gibi iflas etmiş durumdadır ve maaşlarımız açlık sınırının dahi altındadır. TBMM’de yaşanan bunca süreçte Sağlık Bakanı’na defalarca, yeniden yeniden seslenmemize rağmen ne yazık ki yine sessiz kalmış ve halen de kalmaktadır. Sorumlu olduğu çalışanların hakları için sessiz kalan bakan görevini bir kez daha yapmamıştır: İstifa bizlere vereceği en iyi cevap halini almıştır.
İktidara ve Sağlık Bakanlığına çeşitli açıklama, eylem ve yürüyüşlerle anlatmaya çalıştık yine söylüyoruz: Salgın döneminde yaşamımızı da ortaya koyup verdiğimiz emeğin böyle/daha fazla değersizleştirilmesine izin vermeyeceğiz."

“EMEĞİMİZ VE GELECEĞİMİZ İÇİN ARTIK GÖREV ZAMANIDIR”

Başkan Duran, Temiz ve Pehlivan Demirel, sağlık çalışanları açısından bıçağın kemiğe dayandığını dayanılacak gücün kalmadığını işaret ederek,

“Sağlıkta özelleştirmeci, hastanelerimizi satan politikalara karşı bu uyarı GÖREVi;
Koruyucu sağlık hizmetlerini savunmak içindir.
Emekliliğe de yansıyacak yaşanabilir temel ücret talebimiz içindir.Güvencesiz, gerçekdışı bahanelerle işimizden edildiğimiz ve köleliği dayatan çalışma koşullarına son verilmesi, güvenceli çalışabilme talebimiz içindir.Şiddete karşı etkili yasa, güvenli işyerleri, sağlıklı çalışma ortamları talebimiz içindir.
COVID-19 başta olmak üzere meslek kaynaklı hastalıklara karşı bütüncül bir meslek hastalıkları yasası çıkarılması, her yıla 120 gün yıpranma payı içindir,Ek göstergelerin 3600’den 7200’e kadar kademeli olarak yükseltilmesi içindir.
  Bu görev emeğimize, geleceğimize, halkın sağlık hakkına sahip çıktığımızı gösteren bir uyarıdır. Artık toplumun, sağlık çalışanların çığlığına kulak verilmelidir. Taleplerimiz kabul edilmediği, sağlık çalışanlarının çalışma ve yaşam koşullarını düzeltecek bir düzenleme hızla Meclis’e getirilmediği takdirde eylemlerimiz devam edecektir. İktidar bilmelidir ki söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var.
 Kısacası Emek Bizim ise Söz de Bizimdir!” ifadelerinde bulundular.