Özgür Özel, “Resmen bizi partiden ayrılmaya zorlayan bir tutum var. Bunu hiç doğru bulmuyorum. Partililiğe de yakıştırmıyorum. Biz CHP’nin birliğini, bütünlüğünü sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz” dedi.
Bayramı memleketi Manisa’da geçiren Özgür Özel, Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtladı.
Mutlak butlan kararı sonrası partide yaşanan gelişmeler ve yargı sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, süreci “akıl almaz bir süreç” olarak nitelendirdi. Karar sürecinde istinaf mahkemesinin baskı altına alındığını belirten Özel, “Adalet Bakanlığı’nın istinaf hâkimleri üzerine yaptığı etkileri her gün geldi, birileri hepimize anlattı” dedi.
Parti yönetiminin “AK Parti eliyle el değiştirdiğini” ifade eden Özel, kurultaya gidilmesinin önünde hukuki bir engel bulunmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu’na yönelik değerlendirmelerde de bulunan Özel, “Siyasi partinin rakibi eliyle dizayn edilmesini millet affetmiyor” ifadelerini kullandı.
Atanmış yönetimin belediye başkanlarını genel merkezdeki bayramlaşmaya katılım için aradığını da belirten Özel, mevcut tutumun CHP’yi krizden çıkarmak yerine gerilimi artırdığını söyledi. CHP’nin bütünlüğünü korumaya çalıştıklarını vurgulayan Özel, “Resmen bizi partiden ayrılmaya zorlayan bir tutum var” dedi.
Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şundan dolayı üzgünüm. Yaptığımız kurultay, kaybettiğimiz bir seçimden sonra millet bütün desteğini çekmiş, büyük bir duygusal kopuşu yaşarken kamuoyu anketleri yüzde 13’lere partiyi düşürmüş. Tepkilerin yüzde 40’ları aştığı bir dönemde yaptığımız kurultay, toplumda CHP’nin özeleştirisi, yenilenmesi, gençleşmesi ve yeniden umut vermesi noktasına geldi. Kurultayda, öncesinde, sonrasında olan biten bir yana, Ecevit gibi 70’lerde girdiği ikisi yerel ikisi genel 4 seçimde de partiyi birinci yapmıştı. Girdiğimiz seçimde partiyi birinci parti yapacağız. Bunu kurultay konuşmasında söyledim. 'Yapmazsam da bir gün durmayacağım' dedim. Bu iddiayla hızla aday belirleme sürecine başladık. Adaylarımızı belirledik. Hep kazanmaya en yakın adayları anketlerle belirledik. Hiç ayrım gayrım yapmadık. Kemal Bey’in önceden ilan ettiği Aydın Belediye Başkanı’nı da ilan ettik. Kemal Bey’in en yakın destekçisi Afyonkarahisar Belediye Başkanı’nı da, kurultayda bize destek vermeyip Kemal Bey’i destekleyen Antalya’yı, Adana’yı, Mersin’i, Bursa’yı da hiç ayırmadık kimseden. Kimseye bir fatura kesmedik. Anketler ne gösteriyorsa en doğru adayları anketlerden bulduk. Biliyorsunuz '1 Nisancılar' vardı. Yani ‘Özgür Özel tarihin en kısa CHP Genel Başkanı olacak. 1 Nisan’da büyük bir seçim yenilgisi yaşanacak. Bu hezimetten sonra kurultay toplanacak’ diyorlardı.
Ben buna rağmen hiç moral bozmadan, var gücümüzden çalışıp 105 miting yaparak, hani artık herkesin kabul ettiği Türkiye siyasi tarihinin en büyük yerel seçim başarısı. Hiçbir partiye nasip olmamış. AK Parti’ye dahi bu kadarı nasip olmamış. En büyük yerel seçim başarısını elde ettik. Nüfusun yüzde 65’ini, ekonominin yüzde 84’ünü temsil edecek bir başarı elde ettik. Bu başarı da çok eleştirilmemize rağmen, hata görülmesine rağmen daha sonra artık şu anda hata olduğu da ortaya çıktı ama anketler onu gösteriyor diye Hatay Belediye Başkanı’nı bile aday gösterdik. 2 bin oy olunca YSK’da Hatay için mücadeleyi sonuna kadar verdik. Sonra o kişi aldığı talimatla kurultayın iptal edilmesi, butlan sayılması için başvuru yaptı. Burada partiyi o günden bugüne tartıştırdılar. Biz üzerine bunun üstüne partiye yapılan bütün saldırılardan sonra önce aynı kurultay delegelerini topladık. 'Çünkü kurultayın iradesi sakatlandı' dediler. Aynı delegeler geçerli oyların tümünü vererek beni yeniden seçti. Seçim takvimi başlattık. Baştan sona kurultayları yeniledik.
İstinaftaki hakimle her gün gidip görüştüklerini, her gün Saray’la görüştüklerini, Adalet Bakanlığı’nın istinaf hakimleri üzerine yaptığı etkileri her gün geldi birileri hepimize anlattı. Ya mahkemenin kararı verdiğini yandaş gazeteci... ‘Yakında yüklenecek, tedbirli mutlak butlan’ diye karar yüklenmeden iki gece önce söyledi, yandaş bir kanaldaki gazeteci. Bunun peşinde koşan, ilk kurultayla ilgili ifadeyi İzmir delegesine verdiren kişi İzmir’de ilçe başkanlarına, bayramdan hemen önce ‘Mutlak butlan geliyor’ diye ilanda bulundu. Yani iktidarın direkt içinde olduğu ve direkt bir iş birliği içinde bu kararın alındığı ve partinin yönetiminin AK Parti eliyle el değiştirildiği bir süreçteyiz. Akıl almaz bir süreçteyiz. Suçumuz ne? İki büyük suç işledik. Bir, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir partinin genel başkanını kongreyle değiştirdik. İkincisi, 31 Mart seçim zaferini kazanmış olmak en büyük suçumuz. Yani sarayın başındaki sultanla, partiye o kararı kabul etmeyen ve mahkemeye başvuran butlanın ittifakı bizi bu noktaya getirdi. Elbette teslim olmayacağız.”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun "tedbir kararı kalkana kadar kurultay yapılamayacağına" ilişkin açıklamasının anımsatılması üzerine ise Özel, şu yanıtı verdi:
“Bu partinin yönetimini, genel başkanını değiştirmeyi millet affetmiyor. Sarayın buna kalkışması bir darbeyken bunun kabul edilmesi ve bu kararın üstüne oturulmasını millet kabul etmiyor. Kemal Bey aleyhine slogan atıyorlar, defalarca 'Öfkenizi anlıyorum ama yapmayın, bunu umuda çevirin' dedim. Kendi memleketi ama tutamıyorsunuz milleti. İnsanlar öfke duyuyorlar. Yani millet, siyasi partinin rakibi eliyle dizayn edilmesini affetmiyor, affedemiyor. Öyle bir durum var ve bu öfkeyi derhal söndürmek lazım ama duyduğum bazı açıklamalar gerçekten bu konuda, efendim işte ‘Tedbir kararı kalkana kadar kurultay yapılamaz’. Doğru değil. Ayrıca tedbir kararını kaldırmak da elimizde. Kararı kesinleştirmek de elimizde. Kemal Bey’in bir talimatıyla Yargıtay başvurusu çünkü avukatları azledip değiştirdiler partinin. Avukat başvurusu yapıldığı takdirde Yargıtay’a karar kesinleşir ve kongreye gidilir. Ayrıca 4 farklı yolu var kongreye gitmenin. Her birisini yapabiliriz. Yeter ki samimiyet olsun ama ben kongreye gitmeyeceğim. Hadi biz kongre başvurusunu yapalım. Kemal Bey o adımı atsın. AK Parti yargısı izin vermesin. Buna da birlikte direnelim. O zaman kimse Kemal Bey’e bir söz söyleyemez ama ben Kemal Bey’e yönelen öfkeye üzülüyorum. Bu öfkenin önüne de kimse geçemez çünkü bu tutum kongre yapmayan tutum. Öfkeyi büyütüyor.”
Özel, bundan sonraki sürece ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ben bunun böyle olmasını istemem ama bir partiyi, yani seçilmiş bir genel başkan yönetirken atanmış bir genel başkanın seçilmiş gibi davranması doğru değil, boşu boşuna stres ve gerilim üretiyor. Bir yandan üzülüyorum, ben bugün (dün) Manisa’yı gezdim mesela, dün (önceki gün) İzmir. Genel merkezin atanmış yönetimden Manisa’daki belediye başkanlarına telefon açıp başkanlarımıza ‘Genel merkezdeki bayramlaşmaya kaç kişi getiriyorsun’ diye soruyorlar. Getiremeyeceğini söyleyen arkadaşlara imalı konuşmalar yapıyorlar, bunlar doğru işler değil. Biz CHP’nin seçilmiş yönetimi olarak bu ara dönemin hızla geçirilmesini ve yeniden seçime gidilmesini istiyoruz. Bunun önünde hiçbir engel yok, Kemal Bey’in bu konuda üzerine düşeni yapması lazım. Bir açıklaması, ‘Tedbir kararının kalkması’ diyor. Tedbir kalktığında zaten biz geri geliyoruz. Belki tedbir kararının kalkması lafının söylenmesi yani ‘Mahkeme geri getirene kadar ben burada duracağım’ diyor. Bu konuda Yargıtay işi uzatınca kurultay toplamayacağını söylüyor. Oysa burada hiçbir hukuki engel yok.
Ayrıca kendisi kurultay toplama kararı alsın, uygulasın. Varsın AK Parti yargısı engel olsun o zaman kimse Kemal Bey’e bir şey diyemez. Bu işi çözmek için 4 farklı yol var. Yani biz bunların her birisini hızla halledebiliriz. Bu işi bilen herkesin bildiği, yeter ki kurultay yapmak istesin ama 'Kurultay yapmayız'. Bekleyip ondan sonra bir şeyler yapmaya, yani bunu fiilen partiyi yönetmeye çalışmak çok büyük bir kriz alanıdır. Resmen bizi partiden ayrılmaya zorlayan bir tutum var. Bunu hiç doğru bulmuyorum. Partililiğe de yakıştırmıyorum. Biz CHP’nin birliğini, bütünlüğünü sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Ben bugüne kadar bir Allah’ın günü Kemal Bey’i üzecek, rencide edecek bir cümle kurmadım, kuranlara da karşı çıktım. Zaman zaman uyardım, zaman zaman açıklamalarla Kemal Bey’e yapılan saygısızlık olduğundan. Bu saygısızlıkların tamamını şu anda ama öyle bir öfke yükseldi ki bu öfkenin önünde kimse duramıyor. Çünkü yapılmaya çalışanın ne olduğunu herkes görüyor, herkes anlıyor.”
Bazı milletvekillerinin partiden ihraç edildiği iddialarına karşı Özel, şunları dile getirdi:
“Bir kere tedbirle gelmiş olan birinin böyle yetkileri yok. Bu şu demek oluyor, bizi partiden atarak ondan sonra kendince bir şey yapmaya çalışırlarsa bu bize adeta 'Gidin başka yerde bir parti kurun' demek olur. CHP’yi bölünmeye zorlamaya çalışmak, CHP’de yıllarca bizim canımızla, dişimizle çalıştığımız, desteklediğimiz; 13 kez seçim kaybettikten sonra da onu güzelce bir bıraksa yine de hiçbir kötü söz duymamış olacak birinin ısrarı yüzünden yapılmış bir kurultayla karşısına aday olduk diye bu kadar düşmanlık üretilmez. Ben böyle bir şeyin olmasını, hiçbir zaman böyle bir gerilimin parçası olmayı istemezdim. Bana defalarca, arkadaşlarımıza hırsız damgası vuran açıklamalar yapıldı ama herkes kendine yakışanı yapar. En üzüldüğüm şey, biz bu kadar hassasiyet gösterirken bize ‘Kurultayı zedelediniz, oyları çaldınız. Kurultayın iradesini bozdunuz. Biz kazanacaktık’ diyenler sandıktan kaçıyor. Ben diyorum ki o delegeyle diyorsanız o delegeyle, tüm üyelerle diyorsanız tüm üyelerle kurultay yapalım. Bir an önce yapalım. ‘Biz kazanacaktık’ diyenler kurultaydan kaçıyor. ‘Kazanamayacaktı, haksız yere kazandı’ diyenler kurultay istiyor. Bu yaman çelişkiyi tüm üyelerimiz görüyor, tüm milletimizin de takdirine bırakıyorum. Bu kadar büyük haksızlık olmaz. Gelsinler, partiyi bu krizden bir an önce çıkaralım. Bundan sonra ben çok üzgünüm, çok kırgınım ama asla yılgın değilim. Bütün Türkiye’de büyük bir öfke var. Sokakta öfke var.”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile arasındaki telefon görüşmesini de Özel, şöyle anlattı:
“Büyük bir dayanışma gösteriyor siyasi partiler, çok sayıda lider aradı. Devlet Bey önceki geceden başladı ama hemen hemen bütün genel başkanlar arıyorlar, destek veriyorlar. Bu çok çok kıymetli. Devlet Bey, ‘Özgür Bey, genel başkanım’ dedi. Ondan sonra ‘Yine hiç durmuyorsun. Çok ıslandın’ dedi. Önce ‘Bugün önce İzmir’i, sonra Manisa’yı takip ettim. Hiç durmuyorsun. Geçen gün de çok ıslandın. Sağlığınıza dikkat edin’ dedi. Böyle iyi niyetli şeyler. Bayram tebriği dışında herhangi bir şey söylemedi. Gayet nazik bir telefondu. Biz 15 Temmuz’da AK Parti’ye kendi içinden çıkan bir yapı darbe yapmıştı. Biz 15 Temmuz’da demokrasiden yana durduk. Seçilmişlerden yana durduk. Bugün şimdi bize bizim içimizden çıkan bir yapıyı darbeyle başımıza getirmeye çalışıyorlar. Burada kimin ne tutum aldığını çok dikkatli bir şekilde tarih not ediyor. Bu darbe sürecinde kim nasıl davranacak, o çok önemli. En tarihi görev de Kemal Bey’e düşüyor. Bu işin hiç şakası yok. Dört farklı şekilde kurultayı hemen toplama imkanı var, imkanımız var. Bu konuda samimiyet göstersin yeter.”