ÜZÜCÜ BİR HADİSE BU YAZININ NERESİNDE?
İl Genel Meclis Başkanı Hayrullah Solmaz, basın toplantısı düzenledi. Haberi Solmaz’ın ağzından “Belediye’nin yaptığı çalkalamaktır” başlığıyla okuyucularımıza duyurduk.
Solmaz açıklamasında özetle Köy Hizmetleri olarak bilenen alanda yapılacak olan değişiklikle ilgili Manisa Belediyesi’nin “Müzeye evet ticari alana hayır” şeklindeki kararını eleştirdi. Bu açıklamanın bir bölümünde 12 Nisan tarihinde sitemizde yayınlanan “Şehrin baronlarına dikkat Sayın Valim!” başlıklı yazıya cevap niteliği taşıyan göndermelerde bulunulmuş. Tabi bu durumda bana da cevap hakkı doğduğu aşikar… Hayrullah Ağabeyimiz açıklamasında beni ilgilendiren bölümde şu ifadeleri kullanıyor: “10 gün evvel Manisa Belediyesi’nde problemler çıktı. Bunları hepimiz biliyoruz. Bu projeler, Manisa’nın ufkunu açması adına güzel projeler. O zaman yazılması gereken ‘Şehrin Baronlarına Dikkat Sayın Valim’ yazısı, devletin her kurumu tarafından denetlenen Özel İdare malına bir proje yapmak için harekete geçtiğimizde yazıldı. Çok üzücü bir hadisedir.” Şimdi; Her ne sebeple olursa olsun insanları üzmek veya üzücü bir hadiseye sebep olmak için yazı yazılmaz. Gazeteci haberinde “olanı”, köşe yazısında ise “düşünce”lerini yazar. İl Genel Meclisi’nde görüşülen ve Köy Hizmetleri alanını müze ve ticari alana çevirecek olan proje için ne demişim? Bunu özellikle hatırlatmak zorundayım çünkü Hayrullah Solmaz açıklamasında bu projeye karşıymışım gibi bir intiba utandırmış kafalarda! Oysa ben aksine projeyi şehrin menfaatine alınmış bir karar olarak algılamış ve bunu net bir şekilde ifade etmişim. Yazıda şüpheli bir durumdan bahsediyorum. İl Genel Meclisi’yle Belediye kanadı arasındaki uzlaşmanın şaşırtıcı olduğunu yazmışım. Bu tespit zaten yazının yayınlandığı günün öğleden sonrasında ispat buluyor. Belediye Başkan Yardımcısı Azmi Açıkdil bir açıklama yapıp uzlaşmanın müzeyi kapsadığını, ticari alan konusunda uzlaşmamın söz konusu olmadığını söylüyor. Uzlaşma yalan çıkarken ben de haklı çıkıyorum. Yani bu garipliği önceden fark etmek ve buna dikkat çekmek neden üzüntü verici bir hadise? Öngörülerimi yazmışım, zaten gazetecilik bu değil mi? İki kurum veya iki siyasi parti arasındaki çekişmeyle ilgili örnekler vermişim. Geçmişten bugüne heba olan veya bu çekişmelere kurban giden yatırımlar ve değerlerden bahsederken Bülent Kar döneminde temeli atılan ancak mevcut belediye yönetimi tarafından yapımı durdurulan belediye binasına şöyle dikkat çekmişim: “Sümerbank harabesi bu çatışmanın çok açık bir eseri… Saruhan Otel yanındaki Belediye binasından tutun da 90’larda yapılan hava alanına kadar daha neler var neler…” Devamında; “Yerel seçimlerden sonra ilk kez siyasiler, bürokratlar bu kadar önemli bir yatırım konusunda şehrin menfaatleri doğrultusunda bir karar aldı. İlk kez siyasi ve kişisel çatışma ve çıkarlar bir kenara bırakıldı.” ifadeleriyle de duyduğum memnuniyetimi ifade etmişim. “Bu işte bir gariplik var ama ne?” diye sorumuşum ardından. Zaten sorumun ne kadar anlamlı olduğu aynı gün ortaya çıkmış. Ve cümlelerin devamında; “İşte tam da bu örnekler varken ‘uzlaşma’ olması şaşırtıyor beni ve sanırım herkesi… Atılan adım güzel, Manisa’ya büyük, modern bir müze şart, buna eyvallah… Ama bu işe en çok kimlerin sevindiğine bakıp karar vermenizi öneririm” diyorum… Yazının en sonunda “şehrin baronlarına dikkat!” demişim. Buna gerekçe olarak da “Sümerbank” başta olmak üzere birçok örnek ortada. Allah aşkına bu yazının neresinde üzücü bir hadise var? Hayrullah Solmaz, İGM üyeleri veya herhangi bir şahsa en ufak bir suçlama var mı? Hayrullah Solmaz’ın yaptığı açıklamanın arasındaki en manidar detay ise şuydu: “Korkmayın 2014’e az kaldı. Her tarafı bir düşünen yeni bir yönetimle Manisa’yı sevk ve idare etmeye devam edeceğiz.”
Hayrullah Ağabey; 2009 Yerel Seçimlerinde bazı sözde Ak Partililer (ki hala bu partinin içinde onlardan çoook var) Ak Parti’ye, Bülent Arınç’a ve Bülent Kar’a ihanet etmemiş olsa bugün Ak Parti belediyeyi yönetiyor olacaktı. Neyse ki Ak Parti’de birkaç yürekli genç, son genel seçim ve devamında adam gibi siyaset yaptı, Ak Parti toparlandı. Ve o gençler hala gerek parti içinde gerekse dışarıda ciddi mücadeleler veriyorlar.
Sonuç itibariyle; Köy Hizmetleri olarak bilinen alanda yapılacak olan müzeye veya diğer tesislere asla ve asla karşı değilim, olmadığımı da zaten önceki yazımda “Müze alanı ve diğer tesislerin hiçbir şüpheye ve tartışmaya mahal bırakmadan en kısa sürede ve tertemiz bir şekilde Manisa’ya kazandırılması dileğiyle…” sözleriyle ifadede etmişim. Sorun siyasiler arasındaki çekişme ve kavgalarından kaynaklanıyor. İşte bu meselede de İGM ile Belediye veya Ak Parti ile MHP az da olsa aynı şeyleri düşünüp bizi umutlandırmış ama çok geçmeden sözde uzlaşma bozulmuştur. Ne yani ben bunları 12 Nisan’da yazmamış olsaydım sonuç farklı mı olacaktı? Güldürmeyin beni…