☰
✕
Yerel

Tarzan’ın memleketine yakışmıyor!

Gazeteciler Cemiyeti başkanı Önder Aydın, Mesir Tabiat Parkı’ndaki manzarayı hem görüntüledi hem de kaleme aldı. Ortaya çarpıcı ve düşündüren detaylarla dolu bir yazı çıktı.

Abone Ol

Önder Aydın gördüğü içler acısı manzarayı şöyle anlattı:

Hafta sonu eşim ve oğlumla birlikte biraz doğayla iç içe vakit geçirmek, şehirden uzaklaşmadan güzel bir yürüyüş yapmak için Mesir Tabiat Parkı’na gitmeye karar verdik.

Açıkçası uzun zamandır gitmediğim bir yerdi. Son gidişimde de bakımsız görüntüsüyle pek iç açıcı bir manzarayla karşılaşmamıştım. Belki aradan geçen zamanda bir şeyler değişmiştir, biraz olsun toparlanmıştır düşüncesiyle yola çıktık. Ancak gördüğümüz manzara ne yazık ki önceki düşüncelerimi değiştirmedi.

Hatta bazı yönleriyle durumun daha da kötüleştiğini söyleyebilirim.

Doğayı, ağacı ve yeşili sevmesiyle hafızalara kazınan Manisa Tarzanı’nın memleketinde, böylesine güzel bir doğal alanın bu halde olması gerçekten üzücü. Yürüyüş yollarında plastik ve ambalaj atıkları, doğanın çeşitli noktalarına saçılmış cam şişe kırıkları… Tuvalet olarak kullanılan alanların kapıları kırılmış, içerideki malzemeler parçalanmış. Kısacası doğayla baş başa kalmak için gittiğiniz bir yerde, önce çevrenizdeki kirlilik ve güvenlik sorunlarıyla karşılaşıyorsunuz.

Üstelik mesele yalnızca kötü bir görüntüden ibaret değil. Cam kırıkları, bakımsız alanlar ve tahrip edilmiş yapılar özellikle çocuklu aileler açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Biz ailece yürüyüş yapmak isterken, bizim gibi göletin çevresindeki parkuru gezmek isteyen birkaç ailenin de ortamı gördükten sonra geri döndüğüne şahit olduk.

İnsan ister istemez soruyor, buraya hiç bakım yapılmıyor mu? Aslında yapılıyor. Ben de geçmişte çeşitli dönemlerde burada temizlik ve bakım çalışmaları gerçekleştirildiğine şahit oldum. Dolayısıyla sorunun yalnızca belediyenin ya da ilgili kurumların bakım yapıp yapmamasıyla açıklanabileceğini düşünmüyorum.

Asıl mesele biraz da bizim doğaya nasıl davrandığımızla ilgili. Ne kadar temizlik yaparsanız yapın, çevreyi koruma bilinci gelişmediği sürece aynı manzarayla yeniden karşılaşmanız kaçınılmaz. Birileri gelip çöpleri topluyor, kırılan yerleri onarıyor ama ardından aynı alanlar yeniden kirletiliyor ve tahrip ediliyor. İşte bu yüzden mesele sadece temizlemek değil, temiz tutabilmek. Bir başka ifadeyle doğayı korumayı öğrenmek ve bunu bir yaşam kültürü haline getirmek.

Elbette vatandaşın sorumluluğu kadar yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların da sorumluluğu var. Çünkü böylesine değerli bir alanın yalnızca belirli dönemlerde temizlenmesiyle yetinilmemeli. Sürekli denetim, güvenlik ve sürdürülebilir bir işletme anlayışı gerekiyor.

Mesir Tabiat Parkı’nın Manisa için ne kadar büyük bir fırsat olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bugün insanlar şehir hayatından uzaklaşıp doğayla buluşabilmek için kilometrelerce yol kat ediyor. Oysa Manisa’nın merkezine bu kadar yakın, ağaçlarıyla, göletiyle ve doğal güzelliğiyle öne çıkan bir alanımız var. Üstelik bu alanı değerlendirmek için sıfırdan bir yer oluşturmak da gerekmiyor. Elimizde zaten çok kıymetli bir doğal zenginlik bulunuyor.

Peki neden burayı daha güzel, daha güvenli ve daha kullanışlı bir hale getirmeyelim?

Örneğin sembolik bir giriş ücretiyle alanın kontrolü sağlanabilir. Elde edilecek gelir, güvenlik personeli, temizlik ve bakım hizmetleri için kullanılabilir. Yürüyüş parkurları yeniden düzenlenebilir, riskli noktalar güvenli hale getirilebilir. Peyzaj ve uygun ışıklandırma çalışmalarıyla özellikle ailelerin rahatlıkla kullanabileceği uzun bir yürüyüş güzergahı oluşturulabilir. İstanbul’daki Belgrad Ormanı örneğinde olduğu gibi doğayla uyumlu, düzenli ve güvenli bir yürüyüş alanı Manisa’ya da kazandırılabilir.

Bunların hepsi elbette planlama ve bütçe gerektiriyor. Ancak Manisa’nın kurumları, yerel yönetimleri, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları bir araya geldiğinde bu yükün altından kalkılamayacağını düşünmüyorum. Yeter ki ortak bir irade ortaya konsun.

Benim derdim bir kurumu ya da birilerini eleştirmekten ziyade, Manisa’nın sahip olduğu bir değerin kaybolup gitmesine razı olmamak.

Manisa Tarzanı’nı anarken, onun doğaya verdiği değeri anlatırken, hemen yanı başımızdaki böyle bir alanın bu halde kalmasını da kendimize yakıştıramıyorum.

Mesir Tabiat Parkı sadece ağaçlardan, göletten ve yürüyüş yollarından ibaret değil. Çocuklarımızın doğayı tanıyabileceği, ailelerin birlikte vakit geçirebileceği, Manisalıların nefes alabileceği ortak bir yaşam alanı. Böyle bir değeri korumak hepimizin sorumluluğu.

{ "vars": { "account": "G-VRBJNBGKJB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }