Haberler

TARİHSEL SÜREÇTE ÜRETİMİN YERİ

Genç kalem Ömer Ceyhun Öztürk, İnsanlık tarihini ve insanlığın gelişimini derinden etkileyen gelişmelerin en önemlisinin tarımsal üretim faaliyetleri ile başladığını yazdı.

Abone Ol

Ömer Ceyhun Öztürk'ün yazısı şöyle: 

İnsanlık tarihini ve insanlığın gelişimini derinden etkileyen gelişmelerin en önemlisi tarımsal üretim faaliyetleri ile başlar. Toprak, insan emeği ve üretim; uzunca bir süre yaşamın merkezinde varlığını sürdürür. İkinci büyük gelişme ise Sanayi Devrimidir. İki buçuk asır boyunca popülerliğini yitirmeyen tarım ve endüstri çağlarından tamamen ayrışan süreç teknolojik gelişmelerin hız kazanmasıyla başlar. Sanayi devriminden bu yana baş döndürücü bir biçimde gelişimini devam ettirmiş ve günümüzde hayatın bütün alanlarına nüfus etmiştir. Teknolojinin kullanımı ve bilimsel alanda yaşanan gelişmeler sanayi toplumlarının klasik üretim faktörlerini (sermaye, emek ve doğal çevre) ikinci plana itmiştir.

Yaşanan gelişmelerin etkileri sadece üretimi değil; sosyal hayatı da şekillendirmiş, geleneksel kısıtlı üretim anlayışı yerini kitlesel ve büyük hacimli üretime bırakmış, üretimde ihtiyaç duyulan insan gücü kırsaldan kente göç hareketini başlatmıştır.  Geniş aileler, yaşanan (görece zorunlu) göç nedeniyle çekirdek ailelere bölünmüştür.

Teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak sanayi devrimi, üretim toplumunu oluşturup toplumsal hayatı tamamen dönüştürmüştür. Bu dönüşümün hızlandıran etken toplumun bilgiye erişimi noktasında geniş olanaklara sahip olmasıdır. İnternetin yaygınlaşması, bilginin evrenselleşmesini sağlamış ve küresel sınırları ortadan kaldırmıştır. Dünyada yaşanan gelişmelere uyum sağlayamayan, toplumlarını dönüştüremeyen, bilgiyi ve veriyi işleyemeyen ülkelerin ve yönetimlerin kalkınma ve atılım yarışında başarılı olamadıklarını görmekteyiz.

Bilgi toplumu kavramının vücut bulmasındaki en büyük kırılım, bilgisayar kullanımının yaygınlaşması ve paralelinde iletişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişmelerle sağlanmıştır. Tarım ve sanayi toplumlarındaki sermaye, bilgi toplumlarında yerini bilgiye bırakmıştır. Bilgi toplumunun inşaası ve toplumun bilgi toplumuna dönüşümünün sağlanması ancak nitelikli bir eğitimle gerçekleşebilecektir.

Üretim toplumunda çalışma hayatının bireye dayattığı merkeziyetçilik, uzun çalışma saatleri, içe kapanık yaşam biçimi gibi çıktılar, bilgi toplumlarında her yerin çalışma ofisi olabileceği, bireylerin yaratıcılık yönlerini geliştirebilecekleri ve sosyalleşmelerini sağlayabilecekleri devrim niteliğinde bir etki yaratacaktır.