Bu metin, bir ziraat yüksek mühendisinin sofralık üzüm üretiminde yeni bir vizyon önerisidir.
Serada sofralık üzüm yetiştiriciliği benim için yeni bir fikir değil; ilk denememi 1989 yılında yaptım. O yıllarda erkenci ve kaliteli ürünler aldım; sistem yaklaşık 5-6 yıl boyunca başarıyla çalıştı. Sonrasında dış ticarete yönelmem ve dönemin Hal Yasası’nın büyük ölçekli seracılığın önünü kesmesi nedeniyle ara verdim. Ancak merakım hiç bitmedi. Yıllar boyunca yaklaşık 300 metrekarelik küçük bir serada denemeler yapmaya devam ettim; çeşitleri izledim, bitkiyi dinledim.
Bugün bir ziraat yüksek mühendisi ve yaş üzüm üreticisi olarak bu konuyu yeniden gündeme getiriyorum. Çünkü artık şartlar değişti ve serada üzüm yetiştiriciliği konuşulmak zorunda.
Bu Konuyu Neden Açıyorum?
Dünya yaş üzüm dış ticaretindeki payımız maalesef binde bir bile değil: 15 milyar dolarlık pazarın içinde yalnızca 130 milyon dolardayız. Oysa Türkiye, sanıldığından çok daha avantajlı bir ülke; iklimimiz uygun ve jeotermal enerji birçok bölgede erişilebilir durumda.
Diğer yandan, açık alanda üretim yapmak her geçen yıl zorlaşıyor. İklim riskleri büyüyor, işçilik maliyetleri artıyor ve fiyatlardaki oynaklık üreticiyi yoruyor. Çoğu zaman arzın yüksek, talebin ise düşük olduğu dönemlerde üretim yapıyoruz; yani emek çok, ancak karşılık belirsiz. İşte tam bu noktada seracılık yeni bir kapı aralıyor.
Serada Üzüm Nedir, Ne Değildir?
Serada üzüm yetiştiriciliği; süreci yönetme işidir ve kiraz, erik veya şeftalide olduğu gibi erkencilik sağlar. Kaliteyi yükseltir ve ihracat şansını artırır. Ancak en büyük yanlış algı şudur: Serada üzüm, bağın üstünü sadece bir plastikle örtmek değildir. Bu, bambaşka bir üretim disiplinidir.
Açık bağ doğaya bağlıdır; serada ise üretici doğayı yönetir. Su, gübre ve iklim büyük ölçüde sizin kontrolünüzdedir. Bu yüzden seradaki başarı da başarısızlık da doğrudan üreticiye aittir.
Türkiye’de Yapılan Temel Hata
Bizde "serada üzüm" denince genellikle açık alandaki bağın aynen seraya taşınması anlaşılıyor. Oysa serada üzüm, kontrollü bir stres bitkisidir. Bitki biraz zorlanmalıdır ki kalite versin. Bu yüzden sistem değişmeden sonuç, zihniyet değişmeden de seracılık değişmez.
Saksıda Üzüm Gerçeği
Modern seracılıkta üzüm üretimi artık büyük ölçüde 40–50 litrelik saksılarda yapılmalıdır. Bu sistemin avantajları oldukça nettir:
Toprak kaynaklı hastalıklar azalır.
Kontrol ve gözlem kolaylaşır.
Sistem kurulumu hızlanır.
Saksı demek, "yarı hidroponik" sistem demektir. Bu sistemde EC (elektriksel iletkenlik) değerini bilmeden, drenajı ölçmeden yol alınamaz. Su ve gübre yönetimi bu işin kalbidir.
En Kritik Konu: Su ve Gübre
Serada üzüm yetiştiriciliğinde en kritik konu; ne budama, ne çeşit, ne de örtü sistemidir. En kritik konu: Su, gübre ve dormansi (uyku dönemi) yönetimidir.
Sahada öğrendiğim sert bir gerçek var: Yanlış budamanın telafisi mümkündür ancak yanlış gübrelemenin telafisi çoğu zaman yoktur. Bu yüzden seraya girecek herkesin EC ve pH okuryazarı olması gerekir. Serada üretim yapan bir kişi eğer ölçüm yapmıyorsa, süreci yönetmiyor demektir.
Serada Üzüm Sabır İşidir
Serada sofralık üzüm üretimi, hızlı yoldan zengin olma yöntemi değil, bir disiplin işidir. Gerçekçi olmak gerekirse:
Birinci yıl: Öğrenme yılıdır.
İkinci yıl: Dengeleme yılıdır.
Üçüncü yıl: Ustalık dönemi başlar.
Bu süreci baştan kabul etmeyenler için seracılık uzun ve yorucu bir yol olur.
Ne Kazandırır?
Doğru kurulan ve yönetilen bir sistemde serada üzüm şu fırsatları sunar:
Dormensi yönetilebilir.
Kültürel müdahalelerle kalite şekillendirilir.
Daha az su ve daha az ilaç kullanılır.
Hasat zamanı planlanabilir ve homojen salkımlar elde edilir.
İzlenebilirlik ve ihracat kalitesi yükselir.
Ürün, arzın düşük ama talebin yüksek olduğu dönemde piyasaya sunulur.
Ancak unutulmamalıdır ki; bu sistem bilgi, takip ve kayıt ister. En büyük risk yanlış kurulum değil, yanlış yönetimdir.
Benim Duruşum
Ben serada üzümü bir mucize olarak görmüyorum; ancak geleceğin en önemli üretim modellerinden biri olduğuna inanıyorum. Belki herkes için uygun değildir, ama doğru üretici için büyük bir fırsattır. Bu alanda kazanacak olanlar; ölçen, not alan ve sabreden üreticiler olacaktır.
Son Söz
Tarım hızla değişiyor, teknoloji büyüyor ve sistemler gelişiyor. Ama değişmeyen tek bir gerçek var: Toprağı dinleyen, bitkiyi anlayan ve serayı yönetmeyi öğrenen kazanır. Serada üzüm bir tercih değil, bir eşik olabilir. Bu eşiği geçenler, üretimde yeni bir sayfa açacaktır.