Seçmen 2026’da İktidarla Nasıl Barışır?

Abone Ol

​AK Parti, 14 Ağustos 2001'de "Adalet ve Kalkınma Partisi" adıyla siyaset sahnesine çıktı. Kurucu Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan; Abdullah Gül, Bülent Arınç ve yol arkadaşlarıyla birlikte girdikleri ilk seçimde, vatandaşın büyük teveccühüyle iktidar olmayı başardı.

​İktidarın ilk 7 yılında, vatandaşın tüm ihtiyaçlarına eksiksiz yanıt veren ekonomik ve sosyolojik bir sistem hayata geçirildi. Devletten alacağı olan şirketlerin borçları ödendi, IMF defteri kapatıldı. Vatandaşın fonlardaki birikimleri kısa sürede hesaplarına yatırıldı ve hızla bir kalkınma planı devreye sokuldu. Türk lirasından bol sıfırlı rakamlar atılarak paraya değer kazandırıldı. O dönem halk, evine ekmek götürememenin ötesinde, girdiği kuyruklarda harap oluyordu.

​Halkın alım gücünün yükselmesiyle birlikte vatandaş sadece ekmeğini değil, her türlü ihtiyacını karşılar duruma geldi. Yeni sağlık politikasıyla hastane kuyrukları bitti; tek kişilik, refakatçili hasta odaları yaygınlaştı. Sanayinin çarkları 24 saat dönüyor, üretilen ürünler dünya pazarlarında alıcı buluyor ve işçilerin yüzü gülüyordu.

​Ancak Ahmet Davutoğlu hükümetinin görevden el çektirilmesiyle birlikte partide kopuşlar başladı ve tablo hızla 2001 öncesine dönmeye başladı.

​Neler Değişti?

Peki, neler oldu derseniz; "neler olmadı ki" derim. 2001 yılında litresi yaklaşık 1 lira olan benzin, 2025 yılına gelindiğinde 51.74 TL’ye, motorin ise 53.17 TL’ye çıktı. Döviz ise kontrol edilemez bir yükselişe geçti; bu durum hem ithalatı hem de ihracatı çıkmaza soktu.

​Turgut Özal döneminden sonra refah düzeyini temsil eden bir "orta direk" vardı. Bugün ise onun yerini "yukarıdakiler ve aşağıdakiler" aldı. Orta direk adeta yok oldu; o kesimi bulabilene aşk olsun…

​Yanlış tarım politikaları köylerde hayvancılığı bitirdi. Köylerdeki genç nüfus geçinemez hale gelince topraklarını terk edip sanayide asgari ücretle çalışmaya başladı. Köyde kalan genç kızlar ise tarım ve hayvancılıkla uğraşan yaşıtlarıyla evlenmek yerine, şehre göç edenlerle evlenmeyi tercih ederek köylerden uzaklaştı. Et ve tarım ürünlerinde ithalat bağımlılığı çığ gibi büyüdü. Mahalle bakkallarının yerini, ithal ürün odaklı dev market zincirleri aldı ve küçük esnaf kepenk indirmek zorunda kaldı.

​İyi Şeyler Hiç mi Olmadı?

Elbette oldu. Örneğin, dünyayı sarsan pandemi döneminde diğer ülkelere oranla can kaybımız daha az oldu. Yaşanan büyük depremler sonrası yıkılan şehirler TOKİ aracılığıyla yeniden inşa edildi. Bu süreçte 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi gibi ülkemizi sosyolojik bir sınavdan geçiren olayları da göz ardı edemeyiz. Ancak pandemide Kanada gibi ülkeler vatandaşına doğrudan nakdi yardım yaparken, bizim vatandaşımızdan bağış adı altında katkı istememiz unutulmamalıdır.
​Gelinen noktada ne asgari ücretli, ne emekli, ne çiftçi ne de esnaf hak ettiği hayatı yaşıyor. Yaklaşık 20 yıl boyunca her seçimden zaferle çıkan AK Parti ve MHP ortaklığındaki Cumhur İttifakı, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde beklemediği bir hezimet yaşadı.

​Bu "hezimet" ifadesi bana değil, AK Parti MKYK üyesi Ahmet Mücahit Arınç’a aittir. Kendisinin, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’e yönelik "Sizleri tebrik ediyorum, gerçekten hezimet sayılacak bir üstünlükle seçim kazandınız" sözlerini hatırlatmak isterim.

​Kurtuluş Reçetesi ve BYD Faktörü

Ekonomik öngörüler tutmayınca iş dünyası da ihracat ve ithalat arasındaki makasın nasıl kapanacağı konusunda endişeye düştü. Düşünün ki "5 Babayiğit"ten biri olarak nitelendirilen dev bir şirket, 5-6 bin çalışanını işten çıkarmak zorunda kalıyor. Bu tablo bizi derinden üzüyor.

​Manisa ölçeğinde bakıldığında, Çinli dev otomotiv kuruluşu BYD’nin yatırımı kaçınılmaz bir hal almıştır. İstihdamdaki eksikliğin giderilmesinde tek kurtuluş reçetesi olarak görülen BYD’nin, üretime başladığında 5-10 bin kişiye iş imkanı sağlaması öngörülüyor.

AK Parti’yi "Özüne" Döndürecek Formül

Peki, seçmen Cumhur İttifakı ile nasıl barışır? Maç şu an 6-0 geride devam ediyor gibi görünebilir. Peki, bu maç nasıl çevrilir?

​Atalarımız "Aklın yolu bir" demiştir. Reçete şudur:

​Acilen üretime geçilmeli ve atıl tarım alanlarında ihracata yönelik çeşitliliğe gidilmeli.
​Emeklinin yaşam standardı yükseltilmeli.
​Asgari ücret kavramı dondurulmalı, bunun yerine aynı sektörde üretim yapanlarla eşit ücret politikasına geçilmeli.
​Döviz kuru ve sanayicinin rekabet politikası revize edilmeli.
​Adalet sisteminde toplumsal barış mutlak suretle sağlanmalı.
​Engelli, şehit ve gazi yakınları sağlık hizmetlerinde ve ilaç alımlarında ek fark ödemekten muaf tutulmalı.
​Engelli araç alımındaki 10 yıl sınırı ve suistimaller yeniden gözden geçirilmeli.
​Eğer bu reçete uygulanırsa enflasyon tek haneye iner, vatandaş %0,5 faizle ev sahibi olabilir ve TOKİ’nin yükü azalır.

​Manisa’nın Siyasi Gücü ve Yerel Tablo

Manisa, Türkiye siyasetinin bir aynasıdır. Geçmişten günümüze Sümer Oral, Ekrem Pakdemirli, İsmail Özdağlar, Rıza Akçalı, Bülent Arınç ve Muharrem Kasapoğlu gibi birçok bakan çıkarmıştır. Bugün de Özgür Özel, Bahadır Yenişehirlioğlu, Erkan Akçay ve Selçuk Özdağ gibi isimlerle adeta "mini bir parlamento" görünümündedir.
​Ancak iktidar partisinin 4 milletvekilinin (Yenişehirlioğlu, Arınç, Baybatur, Akkal) halk nezdinde bir arada görüntü verememesi dikkat çekicidir. En önemli buluşmalarda bile tam kadro yer alınmaması, halkta birlik beraberlik sorgulamasına yol açıyor.

​Son olarak Manisa Lisesi’nin altına yapılacak otopark projesi üzerinden yaşanan tartışmalar, yerel yönetim ile iktidar vekilleri arasındaki kopukluğu gösteriyor. Alirıza Çevik İlkokulu’nda yaşanan sürecin bir benzerinin yaşanmaması en büyük temennimizdir.

​AK Parti içinde Süleyman Turgut’un il başkanlığında seçimlere gidilirken, Murat Baybatur ve Ahmet Mücahit Arınç isimlerinin Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için şimdiden sahada olduğu görülüyor. Bu süreçte vekillerin yan yana gelip gelmeyeceğini hep birlikte izleyeceğiz.

​Sizleri uzun bir siyasi yolculuğa çıkardım. CHP cephesinde de önemli gelişmeler yaşanıyor, bir sonraki yazımda oraya değineceğim. 2026 yılının ülkemize sağlık, huzur ve barış getirmesini diliyorum.

​Saygılarımla...