YENİ Parti lideri Özgür Özel, Ankara Gar Katliamı anmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Özel, Kılıçdaroğlu’nun kendisine yönelik İzmir üzerinden yaptığı eleştirilerin sorulması üzerine şöyle konuştu:
"Sabahleyin dökümleri okudum, inanamadım. Utanç verici bir durum. Yani ne kadar bu konuda hassas ve nezaketli olduğumu bugüne kadar biliyorsunuz. Ama artık bu kadar da olmaz. Yani gerçekten kopuk beyanlarla, gerçek dışı beyanlarla çok eleştirildi. Ama bu kadarı da olmaz. Düne kadar Kartal dediği belediyenin adını bugün Karşıyaka yapmış. Neden? Kartal Belediye Başkanımız Cumhuriyet Halk Partisi'nde kalmaya çalışmış, düne kadar kendi Kartal diyordu. O dönemlerde olan meseleyi de şöyle bütün somutluğuyla açıklamak durumundayım. Diyor ya ‘İki Genel Başkan arasında olacak şeyler.’ Bir; devir teslimi töreninde hiçbir belediye başkanının adını anmamıştır, hiçbir belediye başkanının yapılmamasını ya da yapılmasını herhangi bir dönemde söylememiştir. Bir ara 10 tane Kent Uzlaşısı’ndan kişi tutuklanmıştı. Onu yaydılar, dediler ki ‘Kent Uzlaşısı’ndaki 10 kişinin ismini Özgür Bey’e vermişti Genel Başkan.’ Yok böyle bir şey arkadaşlar. Bugün bakın Kent Uzlaşısı kriminalize olmaktan çıktı, şimdi bunu söylemiyor. O gün Kartal diyordu, çünkü Beşiktaş’ın, Kartal’ın kendine ihanet ettiğini düşünüyordu. Kartal bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalacak diye Kartal’ı bırakmış, Karşıyaka diyor. Şimdi şunu söyleyelim arkadaşlar, ‘Devir teslim günü Karşıyaka Belediyesi’nin Beşli Çete’yle ilişkisini anlattım, aday yapma dedim’ diyorsa, devir teslimin bir gün öncesi kim Genel Başkan? Sensin. Sen bunu biliyorduysan Karşıyaka Belediye Başkanını niye ihraç etmedin, niye disipline vermedin, niye gereğini yapmadın, niye başımıza bela ettin o zaman? Sen onu Karşıyaka Belediye Başkanı yaptın. Devir tesliminde bir belediye başkanının adı geçmemiştir.
‘HABERİM YOK’ DEDİ
Sonraki görüşmeleri yapıyoruz, yurtdışına gideceğim üç genel başkanımla rahmetli Altan Öymen var, görüşüyorum. Geliyorum kendisiyle görüşüyorum. Yurtdışı temaslarım hakkında bilgi veriyorum nezakette. Ayrılıyorum. Basın mensuplarına ‘Kemal Bey Özgür Bey’e şu belediye başkanlarını yapma dedi.’ Ayrılıyorum bir başka toplantıdan, basın mensuplarına ‘Efendim ittifak işini beceremediniz, 1 Nisan’da büyük bir mağlubiyet alacaksınız dedi.’ Arıyorum kendisini, ‘Sizin ofisinizden bu sızdırılıyor.’ ‘Haberim yok, yanlış olmuş.’ Bir gün danışmanının basın mensuplarına attığı SMS’i kendisine attım. ‘Şu isimli şahsın telefonundan atılmış’ dedim. ‘İlgileniyorum’ dedi. Gülşah Durubay’a iftira ediyor basın danışmanı orada burada. Onunla birlikte görüşmeye geliyor, onun ismini söylüyorum. ‘Haberim yok’ dedi. Ben bunların hiçbirini konuşmadım. Daha beteri şunları, ‘Şunları yapma’ demediği gibi örneğin Çankaya Belediye Başkanı bana geldi önceki dönem, çok kıymet verdiğim bir partinin evladıdır. Alper Bey geldi dedi ki ‘Genel Başkan size benim devam etmemi söylemiş. Ne düşünüyorsunuz?’ ‘Vallahi Alper Başkanım kusura bakma ama demedi’ dedim. Birçok belediye başkanına ‘Seni söyledim’ demiş. Ben bunları çıkıp da söylemedim. Utanırım ben bir Genel Başkana ‘Yalan söylüyor’ demekten. Sonra basına da arkadan arkadan sızdırıyorlardı. Yine bir şey demedim kendine mal etmemek için, hep ona söyledim. Bugün çıkmış o günkü trollere servis edilen dedikoduları bir de tahrik ederek Kartal’ı Karşıyaka yaparak, aklı sıra bizi İzmir konusunda, İzmir’de anketi gördünüz. CHP yüzde 1’lerde, YENİ Parti uçmuş gitmiş. Burada bizi aklı sıra İzmir’de itibarsızlaştıracak, tartıştıracak da bilmem ne yapacak. Böyle bir şey yok arkadaşlar. Bu kadarını duymaktan, okumaktan hicap duydum. ‘Bunu söyledim, şunu söyledim, bilmem ne söyledim.’ Kent Uzlaşısı kriminalizeyken 10 tane Kent Uzlaşısı belediye meclis üyesini söylemiş. Küllüm yalan. ‘Şunları söyledim.’ Küllüm yalan. ‘Bunları söyledim.’ Küllüm yalan. Birazcık ciddiyet. Yani madem AK Parti yargısının emrine girdiniz, kaybettiğiniz bir seçimi hazmetmediniz. Üç yıl boyunca büronuzdan avukatlarınızla iftiracıları taşıdınız. Mahkeme dört yapılmış kurultaya rağmen, birinci kademe kararına rağmen, yarın Yargıtay’ın bozması kuvvetli ihtimal, Adalet Bakanlığı baskısıyla muradı terfi etmek olan birisine bir ara karar aldırıp, olmayacak tedbiri koydurdunuz. Millet bize hak verdi. YENİ Parti büyük bir güçle ortada. Bu halde kaldınız. Şimdi orada madem öyle, buna katlanmayı bileceksiniz. Yüzde 1’lik, 2’lik parti olarak böyle işlere tenezzül etmeyeceksiniz. Yarın Yargıtay’da bu görüşülmesin diye Yargıtay’a bizim verdiğimiz dilekçeyi ‘Hakkın kötüye kullanımı’yla geriye çekip, ‘Aman Yargıtay denetlemesin, biz butlanda kalalım’ mantığıyla duracaksınız. Susacağız, susacağız, susacağız. En son artık çıkılmış. Yani akılalmaz şeyler. Bunun dışında daha bizimle ilgili dün söylenen ne varsa okudum ve utanç içinde karşıladım arkadaşlar. Utanç içinde karşıladım. Ha şu doğrudur, geçmişte kendisine MYK’da çok önemli belediyelerin isimleri söylenip, bunlarla ilgili ‘Bunları aday yapma’ dendiğinde, susup susup yetki alıp son gün o İstanbul’un en tartışmalı belediye başkanlarını kendisinin adaylaştırdığı doğrudur. Ama bana ne belediye adı ‘Yap’ diye söylemiş, ne ‘Yapma’ diye söylemiş. ‘Trollerin işleri biz yapmıyoruz, başkası sızdırıyor’ dediği şeyi şimdi kendisi sahiplenmiş. Akıl alır bir mesele değil.
Bunun yanında şunu da söyleyeyim. ‘Dün anket - manket işte…’ diyor. Orada bir kısmı kendi listesinden gelen sekiz arkadaşın Parti Meclisi’ndeydi, bir kısmı Genel Başkan Yardımcısı’ydı. ‘Anket görmedik’ diyor. Bir kere o anketlerin hepsi bulut hesabında. Butlancı olduğun için, gayrimeşru geldiğin için orada. Bana devir teslimde ‘11 sene sonra partinin evrak kasası boş. Verecek bir bilgi yok, anahtarı burada’ denmişti. Meşru bir Genel Başkan’a devir teslimi yapabilseydik, evrak kasasında partinin yaptığı bütün kritik görüşmeler, çalışmalar hepsi oradaydı. Buluttaki hesabın şifreleri kendisine verilecekti. Ama meşru bir Genel Başkan olmadığı için diyor ki ‘Ben partiye baktım, anket yok.’ Anketler ortada, partinin anket şirketlerine ödediği faturalar hesaplarda. Bütün PM üyeleri biliyor. Şimdi bir anda sustular, başka şeye çeviriyorlar. Bugün butlanın yanında olan PM’deki işte o butlan sözcüsü başta olmak üzere ya da sonradan saray güdümüne girerek o tarafa geçen birkaç kişi başta olmak üzere hepsi her istedikleri anketi gördüler PM’de. Karşı oyları yok, karşı oyları. Cemil Tugay’a karşı karşı oy kullanmış olan var mı? Hepsinin oyu var Parti Meclisi’nde. Benim de bir oyum var, onların da bir oyu var. Ama şu kadarını söyleyeyim. Öyle bir haldeler ki artık, ben bunları muhatap almazdım ama Genel Başkan düzeyinde bu kadar gerçeğe aykırı, çıkıp da bir televizyon kanalında geçmişte ben sorduğumda ‘Haberim yok. Troller yapıyordur, ben değilim’ dediği mevzuları şimdi ağzına dolayıp, bir de Karşıyaka’yı buraya eklemesini gerçekten utançla karşıladım. Milletimize şikayet ediyorum. Sen devir teslimin bir gün öncesi Genel Başkan’sın. Karşıyaka Belediye Başkanı’nın beşli çeteye yolsuzluk yaptığını öğrendin de geçmişte kendi döneminde biliyordun da gereğini yapmadın. Sonra da ‘Karşıyaka Belediye Başkanı yapma’ diye bana devir teslimde söyledin. Hayatımda bu kadar utanç duyduğum bir yalanı hiç duymamıştım.”
Fon vurgununa ilişkin konuşan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da masasında yer aldığını iddia ettiği 270 kişilik listenin yayımlanması çağrısını yineledi.
Fon skandalının siyasi bağlantılarına yönelik haberleri gerekçesiyle gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı'nın tutuklandığını, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz'a ise ev hapsi yönünde adli kontrol uygulandığını anımsatan Özel, "Fon krizinde iktidarın kimyası bozulmuştur "Milleti dolandıranlar değil, bunu açığa çıkaranlar hapse konuyor" dedi.
Özel, Erdoğan başta olmak üzere, iktidar temsilcilerinin fon krizi konusunda detaylı açıklama yapmak yerine muhalefet belediyelerini suçlaması hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:
“İktidarın fon krizi konusunda kimyası bozulmuştur. Fon krizi konusunda onları kimin rahatsız ettiği ortadadır. Dönüp dönüp YENİ Parti’yi hem kendisi hem partisinin sözcüsü sürekli ifade ediyorsa fon krizi meselesinde önlerindeki tehdit, onları rahatsız eden, mağdurları ve tüm kamunun hakkını savunanın YENİ Parti olduğunu teyit ediyor demektir. O Ömer Çelik’i dün izlemişsinizdir, takip ettiniz. Gördünüz paniği, vücut dilini, gerginliğini, suçluların telaşını. Çok açık bir şey söylediler, dediler ki ‘Biz bundan sonra hukuken ve siyaseten en üst mücadele ve alarm pozisyonundayız.’ O bunu dedikten sonra iki tane gazeteci tutuklandı. İki gazeteciye önce adli kontrol uygulandı, Türkiye uykudayken ışık hızıyla bu karara itiraz ettiler ve ev hapsine çevirdiler. Dört gazeteci özgürlüklerinden men edildi. Bu gazetecilerden bir tanesi Sözcü Gazetesindeki Mustafa arkadaşımız ne yaptı? Sadece biz iddaada bulunuyorduk, Ömer Çelik, bu fon krizinde çok büyük bir meblağı zimmetine geçiren ve Fatma Betül Sayan Kaya’nın 10 katı, toplam 3 bin 333 daire parasını fon krizinde, fon döneminde kazanan, sözde kazanan, insanları mağdur eden birisiyle Bodrum’da tatil yaptı dedik. Uçakta birlikte gittiler, birlikte döndüler dedik. Arkadaşımız da bu tatilden bir konser fotoğrafını paylaştı Ömer Çelik‘le birlikte.
Olay gerçek, haber gerçek, fotoğraf gerçek ama milleti dolandıranlar değil bunu açığa çıkaranlar hapse konuluyor. En üst düzeyde hukuki mücadele diye bir parti sözcüsü nasıl söyler, ardından nasıl gazetecilere operasyon gelir? Bu elde bulunan kamu gücünün nasıl kötüye kullanıldığını gösteriyor. Bir hesap açmışlar o hesaba Fatma Hanım işte faiziyle birlikte ana parayı alıp, geri kalanı lütfettiği kısmı yatırmış. Demokraside, hukuk devletinde tövbe kapısı diye bir şey mi var? Yani 17-25 Aralık’tan önce yapılanları, kendi yaptıklarını, o güne kadar bir hukuk devletinde olmayacak şekilde affa uğratıp, kendiliklerinden, sonrasını terör dönemi, terör örgütü, terör örgütüne yardım diye ortaya koyanlar şimdi de yeni bir hukuk düzene koyuyorlar. Diyorlar ki ‘Biz bir hesap açtık, nefsine uyanlar parayı bu buraya koysun. Biz bunların peşine gitmeyeceğiz.’ Arkadaşlar, ‘Fatma Betül Sayan Kaya ifade verdi’ deniliyor, gören var mı? Girişini gören var mı? Çıkışını gören var mı? 2 milyar lira... 2 bin lira hakkında iddia olan kişileri sabah 6’da kapısına polisle dayanıp, kapıyı açtırıp, mahrem görüntüleri servisi ettirip, ensesine bastırıp, her gün doktor muayenesine giderken filme çekenler Fatma Betül Sayan Kaya’yı, ‘Merak etmeyin bir yerde ifade verdi.’ Böyle ikili hukuk sistemi olur mu? O yüzden biz YENİ Parti olarak bu fon krizinin peşini bırakmayacağız. Fon krizi bir devlet krizidir. Bu işi Erdoğan yaptıysa derhal istifa etmeli, hesap vermelidir. Yok Erdoğan’ın burnunun dibindeki bakanları, genel başkan yardımcıları, bürokratları ve onun atadıkları yaptıysa yönetme kabiliyetini bırakmıştır, direkt sandık gelmelidir. İş ehline, devleti yönetebilecekleri teslim edilmelidir. Ya büyük bir dolandırıcılığın hamisidir ya da burnunun dibinde yapılan bu dolandırıcılığı fark etmeyecek kadar acz içindedir, yönetme kabiliyetine yitirmiştir. Ayrıca dün ifade ettim bir kez daha söyleyeyim. Bu isim listesi bir an önce bir an yayınlanmalıdır. Bugün iktidara yakın köşeye yazarları da yazıyor. ‘Sürekli isimler sızdırılıyor, kimi doğru, kimi yanlış.’ Doğrunun öğrenilebilmesi için isim listesinin bir an önce yayınlanması lazım, herkes görsün. Geçtiğimiz haftanın mağduru Ümit Özlale’ydi. Onun ismi verildi. Ümit Özlale yalanladı, kimse bir şey demedi. Bu hafta Adalet Bakanlığı çevrelerinden her tarafa, her birinize yayılan listenin içinde Mahinur Hanımın babasının adı vardı. Bu sefer o mağdur olmuş. “Bağırıyorlar. Efendim, 10 dakikada öğrenmiş; ‘Babamın TC‘si bu, esas olanının bu.’ Listeyi Mahinur Hanım check etmek için görüyorsa bu millet hesap sormak için niye görmüyor? Ha ben şunu da ifade ettim. Mahinur Hanım’ın babasının ellerinden öperim. Listeyi gizli tutanlar yüzünden ve sızdıranlar, hatta operasyonu sulandırmak isteyen Adalet Bakanlığı tarafından bu işler oluyor. Buna el koysunlar kardeşim. Listeyi açıklasınlar, bu iş bitsin. Ha bir görev de Mahinur Hanım babasına iftira atılınca, iftiraya varan bir haksız sızdırma yapılınca bir mağduriyet yaşadı. Ben bunu bir fırsat olarak görüyorum. Babasının mağduriyeti ortadan kalktı. Şimdi Mahinur Hanım, örneğin Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan Bey, kendi babasından daha yaşlı. Onun evinin bahçesine gelip, ‘Senin oğlun hırsız, buraya para gömdü’ diye kazdılar bütün konu-komşunun önünde. Evinin önündeki kuyuda para aradılar, altın aradılar herkesin gözünün önünde. O baba babaysa Mahinur Hanım’ın, buradaki Hasan Amca baba değil mi? Ya da küçücük çocuğun kulağındaki altına dedektör tutanlar İBB davasında ararken, o kız çocuğu çocuk değil mi? Onun anası, babası, dedesi yok mu? Her gün sabahleyin evlerin kapısına muhalifsen dayanılıyor, iktidardaysa ‘Nefsine uymuş arkadaş. Parayı koydu, ifade de verdi.’ Böyle şey olmaz. Bunu milletimize şikayet ediyorum. Mahinur Hanım bak başına geldi. Damdan düşeni damdan düşen anlar. Baban hakkında isim - soy isim benzerliğinden bir şey oldu, ne kadar üzüldünüz. 18 aydır haysiyet cellatlığıyla muhatabız. Bu sesi duyun. Haydi bakalım, Aile Bakanı olarak sadece babanız için değil bütün iftiraya, haksızlığa kurban giden babalar için, eşler için, okula gidip de ‘Senin baban hırsız mı?’ sorularına muhatap kalan küçücük masum çocuklar için harekete geçin bakalım.”
YENİ Parti lideri Özel, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in “Ben de listenin açıklanmasını istiyorum” dediğinin, Grup Başkanı Abdullah Güler’in ise “Muhalefet neyin açıklanmasını istiyor?’ şeklinde açıklama yaptığının hatırlatılması üzerine şunları söyledi:
“Özlem Hanım bu sözü söyledikten sonraki Meclis oturumuna Özlem Hanım yerine bir başka Grup Başkanvekili yolladılar. Özlem Hanım nöbetçiydi o hafta. Bunun yanında Abdullah Güler’e yani ne yapalım, biz mi hakemlik edelim? Grup yönetimini toplasınlar, bir baksınlar. Özlem Hanım anlatır. 455 bin rakamının içinde çok büyük bir sayıda, belki 100 binlerce mağdur var. Belki birkaç yüz, belki bine yaklaşan fail var. Özlem Hanım’ın bahsettiği… Mahinur Hanım’ın babasıyla adı karışan da bir AK Partili mesela Bartın tarafında. Özlem Hanım’ın bahsettiği bu 455 bin kişiyi mağdur eden, iktidara yakın, Genel Başkan Yardımcıları, Bakanlar, Bakan yakınları, üst düzey bürokratlar, çeşitli bakanlıkların üst düzey bürokratları… ‘Bu isimler açıklansın, hepimiz zan altında kalmaktan kurtulalım’ diyor. Öbürü de lafı sulandırıp ‘455 bin kişiyi mi açıklayacağız?’ diyor. Listenin açıklanmaması sürekli böyle şey... Örneğin şimdi aradan kurtulmaya çalışanlar var. Bakan Bolat, listede adı var. Hesap hareketi de ortada. Her şey ortada. Ama bu kargaşadan kurtulmaya çalışıyorlar. Bu isimlerin teker teker açıklanması, bu isimlerin derhal görevinden istifa etmeleri ve ifade vermeleri, yargılamaları gerekiyor. Şu işin yüzde 1’ini, hani hep söylüyorlar ya ‘YENİ Parti, YENİ Parti…’ YENİ Parti’liler yapsaydı, sabahın 06.00’sında o ilk 270 kişilik listenin tamamı ve etrafındaki bütün yakınları gözaltına alınmış, şimdi tutuklu yargılanıyor olurdu. Bütün millet bunu biliyor. Bizim belediye başkanlarımızın öyle 2 bin lira, 2 milyon lira ne evlerinden para çıktı, ne hesaplarından para çıktı, ne o aradıkları paraları buldular ve ispatladılar. İddianame; ‘Ondan duydum, bundan duydum.’ Göz önünde Sayın Erdoğan’ın Genel Başkan Yardımcısı’ndan 2,2 milyar lira çıktı. Diğer rakamları tekrar etmiyorum. Ortada bir suçüstü durumu vardır. Herkes bunun ciddiyetine uygun davranmak durumundadır.”
Genel Başkan Özel, dün iktidar partisince Meclis Başkanlığı’na sunulan ilgili kanun teklifine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine de şöyle konuştu:
“Arkadaşlarımız, güçlü bir komisyonumuz var biliyorsunuz, çalışıyorlar. Dün Grup Başkanvekilimiz ilk değerlendirmeleri yaptı. Biraz önce söylediğim gibi suçu gizleme, suçluyu kayırma, suçtan kurtarma üzerine bir düzen kurmaya çalışıyorlar. Şu anda yapılmaya çalışılan iş, suçluyu saklama, delilleri karartma ve suçluları adaletten kaçırma suçudur. Aynı suça ortak olmaya çalışıyorlar. Kanun teklifi bunun zeminini hazırlayan bir tekliftir.”