☰
✕
Siyaset

Özgür Özel’den Cemil Tugay’a: “Burnundan fitil fitil getirmezsem namussuzum”

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı canlı yayında Cemil Tugay’a yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İzmir’deki adaylık sürecinde emeği olduğunu belirten Özel, “Cemil Tugay’ın sözlerini duyduğumda midem bulanıyor. Midem bulanıyor, tüylerim diken diken oluyor. Şu genel seçimler, şu iktidar değişimi bir olsun, ben biliyorum onun ne niyetle oraya gittiğini. Aynı niyetle enine boyuna ondan hesap sorup, burnundan fitil fitil getirmezsem namussuzum” dedi.

Abone Ol

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, NOW TV'de konuk olduğu Çalar Saat programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ı AK Parti'ye geçişiyle ilgili konuşan Özel, iktidar değişikliğinin ardından hesap soracağını söyledi.

"NE NİYETLE GİTTİĞİNİ BİLİYORUM"

İzmir’deki adaylık sürecinde emeği olduğunu belirten Özel, “Günün sonunda biz o adayı belirledik. İzmir’de benim emeğim var. İzmirlilerin bize gösterdiği sabır ve kredi var. Şimdi o ahlaksız aldı o krediyi götürdü AK Parti’ye sattı. İzmirlileri sattı AK Parti’ye.”

Özel, sözlerini “Gün sayıyorum resmen. Önce bu iktidarı değiştirip sonra o Cemil Tugay’ın bunları burnundan fitil fitil getireceğim” ifadeleriyle tamamladı.

Tugay’a yönelik eleştirilerini sürdüren Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Cemil Tugay’ın sözlerini duyduğumda midem bulanıyor. Midem bulanıyor, tüylerim diken diken oluyor. Şu genel seçimler, şu iktidar değişimi bir olsun, ben biliyorum onun ne niyetle oraya gittiğini. Aynı niyetle enine boyuna ondan hesap sorup, burnundan fitil fitil getirmezsem namussuzum.”

SEL FELAKETİ

Özel, İstanbul'da sel felaketinde yaşamını yitirenler için başsağlığı dileğinde bulunan Özel "Murat Kurum dün çıkmış diyor ki 'Bundan sonra dere yataklarında yapılaşmaya mesafeli' olalım. Dere yataklarına yapılaşma izni veren siyasetin adı AK Parti'dir. Ayazağa dere yatağı olduğu gibi, AK Parti'nin İBB'deki görevi sırasında imara açılmıştır. Ölenlerin hesabı AK Parti'den sorulmalıdır. CHP'nin, şimdi YENİ Parti'nin geçtiğimiz yıllardaki bütün işleri bu dere yataklarındaki yapılaşmaya karşıdır. Ancak zaman zaman bu büyük projelerde Ankara'dan sayın Kurum'un başında olduğu bakanlıktan gelen izinlerle bu işler yapılmıştır. Hiçbir derenin hiçbir imara açılmasında biz yokuz. AK Parti'nin geçmiş dönem İstanbul yönetimleri ve Şehircilik Bakanlığı var. Sayın Bakan'a şunu soruyorum: 'Sazlıbosna neresidir?' Bir barajı kurutup yerine evler yapılıyorsunuz. Oranın zemini de sorunludur, oraya yapılaşma da sorunludur. 'Dere yatağına yapılaşma yapmamalıyız' diyen Kurum, bütün bir proje dere yatağına yapılmaktadır. Bütün sorumluluk Murat Kurum'dadir. 'Ya Kanal Ya İstanbul diyen İmamoğlu' içerdedir. AK Parti İstanbul'u Murat Kurum yönetecek diye İstanbullulara teklif etmiştir. 1 milyon 150 bin farkla 'Çekin İstanbul'dan elinizi, ne Murat Kurum'u! Ekrem yönetecek' denmiştir" dedi.

Özel, "Ben savaştayım, büyük bir mücadeledeyim. Ölümü de göze almışız, hapsi de göze almışız. Hapisteki arkadaşlarımız da her şeyi göze almış. Biz başka bir mücadelenin içindeyiz. Ya bu memleketi kurtaracağız ya hep birlikte kaybedeceğiz. Bunun ikinci bir seçeneği yok. O yüzden hiç kimse herhangi bir dönemde parlamenter siyaset yapıyormuşuz gibi, herhangi bir dönemde belediye başkanlığı yapıyormuşuz gibi düşünmesin. Burası bir film seti değil, hayatın ta kendisi. Burada acı var, tutsaklık var, ölüm var. Burada herşey var. Ama burada teslim olmak yok, bu kadar net."

MEHMET UÇUM'UN SEÇİM TARİHİ AÇIKLAMASI

Mesela Mehmet Uçum, ‘Seçim olabilir’ diyebilir, ‘Öneriyoruz’ diyebilir, ‘Bekliyorum’ diyebilir. Bunlar demokrasi içinde var. Konuşacak, konuşabilir. Cumhurbaşkanı Danışmanı. Ama dünkü cümle olmaz. Bu bir saçmalık, bu bir hadsizlik. Ne demek ‘Netleşmiş durumda.’ Bir tarih var. O tarihe karar vermişler. ‘Netleşti o tarih’ diyor.

Anayasa ne diyor? Biz hukuk devletiyiz değil mi? Yani padişah yönetmiyor. Mehmet Uçum bunu normalde şöyle söyleyebilir. Dolmabahçe Sarayı’ndan Türkiye yönetiliyor olursa orada bir padişah olursa, Mehmet Uçum da padişahın kapısındaki ya da yanındakilerden birisi olursa padişahın kafası netleşirse Mehmet Uçum bunu söyleyebilir. Bizim bir anayasamız var, anayasada seçimlerin öne alınmasının şartı belli, 360 milletvekilinin oy vermesi.

Öyle de yapsa kendi partisine büyük saygısızlık ama hadi 280 milletvekili AK Parti’nin. Mehmet Uçum diyor ki ‘Bunlar kurşun asker, cepte.’ Bu da her bir AK Parti milletvekiline hakarettir de hadi orayı geçtim. Veya o meseleyi Mehmet Uçum ile AK Partili vekillerin arasına bırakayım. Hadi 46 tane de MHP’li milletvekili var. Cumhur İttifakı birbirine sıkı sıkıya bağlı. MHP de cepte. Bu da MHP milletvekillerine ve Sayın Bahçeli’ye hakarettir de hadi bunu da Mehmet Uçum’la Bahçeli arasında bırakayım. Yaptığı 326 - 327, hadi 3 - 4 tane de DSP’dir, diğer ittifak ortaklarından falan. 330. Daha 30 milletvekili lazım değil mi buraya?

"ASLA VE ASLA BÖYLE BİR İŞİN İÇİNDE YOKUZ"

Şimdi Mehmet Uçum ‘Bu konu netleşti’ diyor. Bu ne demek? Bir; Meclis’in iradesini yok saymak demek. Milletvekillerine hakaret demek. Devam ediyorum. Ben YENİ Parti olarak söylüyorum ki asla ve asla böyle bir işin içinde yokuz. Ben 91 milletvekilimi aldım çıkardım kenara? Mehmet Uçum bu rakama kimle ulaşıyormuş? Kimle ulaşıyormuş onu söylesin bana. Ulaşılacağının netleştiğini söylemek Meclis’e haksızlık ve hakaret ama bu düzende Mehmet Uçum DEM Parti’nin kendileriyle bir gizli anlaşma yaptığını mı söylüyor? Yoksa butlan CHP’sinin zaten başa getirildiğini ve buradaki oylamada kendileriyle birlikte davranacağını mı söylüyor? Butlan CHP’sinde işte 17 tane salt butlancı arkadaş var, bildiğin butlancı onlar. Bir de ‘Partimizi bırakmayalım, şimdilik burada duralım’ diyen o 17’nin üstüne 13 - 14 tane daha arkadaşın emir komuta zinciri içinde sarayın emrinde oy vereceğini mi söylüyor? Çıksın bunu söylesin ki bu millet kimle hesaplaşacağını bilsin.

Bakın üç ihtimal var. YENİ Parti, ben diyorum ki ‘Ben yokum kardeşim, biz yokuz hiçbirimiz yokuz biz.’ Geriye DEM Parti kalıyor. Millet DEM’e mi sorsun ‘Sen bu sarayla gizli bir anlaşma mı yaptın?’ diye yoksa butlan CHP’sine mi sorsun?

FON SKANDALI

Geldiğimiz noktada büyük bir fon vurgunu var. Görünüşte 455 bin tekil hesap, 2 milyon kişi. Ama borsadaki çöküş ve mağduriyetle birlikte 10 milyon kişiyi aştığı, 15 milyon kişiye ulaştığı söylenen bir mağduriyet. Milletin sırtına binen büyük bir yük var. Bu işin sorumlularını Meclis’ten kaçırıyorlar. İşin esas söylediğimiz boyutu bu. AK Parti bunu bu seferlik yapmış değil, darbede de kaçırdı, 17 - 25’te de kaçırdı, fonda da kaçırıyor. Soru sorulamasın, hesap sorulamasın diye.

Bu dümeni kuranların hepsini Tayyip Erdoğan atadı. Hepsini atayan Recep Tayyip Erdoğan, hepsi onun kaleminden atanmış kişiler. Şimdi diyorlar ki ‘Efendim Cumhurbaşkanımızın haberi’ yok. Ben de şunu söylüyorum, ana muhalefet lideri olarak yürütmenin başına. Eğer bu dümeni kuran sensen derhal istifa et. Bu milleti soyan sensin. Yok sen kurmadıysan, bu dümenin kuruluşunu attığın imzalarla onayladın, sana bunları yaptılar ve burnunun dibinde bu dümeni çevirdilerse senin bu ülkeyi yönetme kabiliyetin kalmamış. Sandığı getir, işi ehline ver. Millet kendisini soydurmayacak bir Cumhurbaşkanı bulsun. Soyan sen isen istifa et, hesap ver. Soyuldu da görmediysen bu millet kendini soydurmayacak bir Cumhurbaşkanı seçsin, derhal sandığı getir.

HALK TV'YE KAYYUM ATANMASI

Halk TV’yi tam bu savunma başlamadan, 3 saat önce sesini kıstılar. Bir, bu savunma duyulmasın diye. ‘Üç şey var’ dedim. İkincisi, fon meselesi. Söylediniz. Atanan, atanan, çalan ve malı çalınanlar AK Partili’dir. Yüzde 90 AK Partili’dir, AK Parti’ye en az bir kez oy vermiş kişilerdir. Bunların sesini en çok duyuran mecralardan birisi, haber kanalı olarak en çok izlenen kanal olan Halk TV susturulmuştur. Çünkü son dönemde zaten Now’ın izlenme oranları ortada. İktidar seçmenin en çok dönüp ‘Doğrusu neymiş?’ diye baktığı ekranlar sabah ve akşam kuşağında sizsiniz. Gün boyunca da en çok izlenen haber kanalı Halk TV idi ve milletin ‘Fonda esasen ne olmuş?’ diye açıp baktığı bir kanalı kapatmışlardır.

Halk TV’ye yapılan iş muhalefetin sesini kısmaktır ve gelecek seçimlere giderken kendilerini rahatsız eden bir yayın mecrasından kurtulma çabasıdır. Bunların hiçbirisi bugün içinde bulunduğumuz organize kötülükten ayrı değildir.

{ "vars": { "account": "G-VRBJNBGKJB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }