Silivri 'de görülen Aziz İhsan Aktaş davası hakkında açıklama yapan aileler, duruşmaların canlı yayımlanması çağrısında bulundu.
Aile Dayanışma Ağı, ilk duruşması Silivri'de görülen Aziz İhsan Aktaş davası devam ederken açıklama yaptı.
Burada konuşan CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, duruşmaların canlı yayımlanmasıyla ilgili çağrısını yineledi.
Dilek İmamoğlu şunları söyledi:
"Bugün kimse adaletten söz edemez. Mahkemenin canlı yayınlanmasıyla ilgili çağrımızı yinelemek istiyorum. İrade yönetimdir. Her şey TBMM'nin elindedir. Tutuksuz yargılamanın hayata geçirilmesi bir zorunluluktur. Hukuku siyasetin gölgesinden kurtarmak tüm duruşmaların canlı yayınlanması artık bir zorunluluktur."
Ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşmaya başladı. Özel, şunları söyledi:
"Yalandan iftiradan bıkmış, usanmış durumdayız ama kimse bizi yıldırabildiğini düşünmesin. Bak burada yılan kimse yok karşınızda. Yılanlar belli. Sabahın 5'inde yılanın sokmayacağı saatte gelip milletin seçtiği belediye başkanının kapısına dayanan o insanları dayandıranlar belli.
O vakitte adamı yılan sokmaz. Hangisine söylediğiniz de gelmedi? Hangisine söylediğiniz de ifade vermeye gelmedi. Bir belediye başkanı ifade vermemeye vermeye gitmez mi? Bugüne kadar yüzlerce binlerce belediye başkanı çağrıldığında ifadeye gitti. İddianameler düzenlendi. Yargılandı. Beraat eden etti. Suçu olan varsa cezasını çekti.
Buna itirazı olan var mı? Yok. Bizim zorumuz yapılan işin tamamen siyasi olması, algı operasyonu olması, Tayyip Erdoğan'ın iktidarını sürdürmek için yürütülen bir operasyon olmasından kaynaklanıyor. O yüzden biraz önce Dilek Hanım'ın dediği gibi bu vakitten sonra artık bu mahkeme için tutuksuz yargılama şarttır.
İstanbul Büyükşehir için tutuksuz yargılama şarttır. Tüm arkadaşlarımız için iddianame yazılması ve tutuksuz yargılama şarttır.
Bu insanları içeride tutmak Mussolini'nin ön infaz yöntemidir. Yani yargılamadan önce infaz etmektir. Yani başımızdaki diktatörün rejimi bu muhalifi içeride tutmak istiyor. O yüzden biz bunu tutukladık demek Mussolini yöntemidir. Bunu Mussolini yapıyordu. Buradaki ya arkadaşlarımızın bir gün daha tutuklu kalması Mussolini'nin yargılamadan önce verdiği infazın takidir.
Yoksa delilleri topladın, ifadeleri aldın. Oyalandın oyalandın. Aylar yıllar geçti. Neredeyse bir yıl oldu. İddianameyi yazdın. Yargılama başladı. Daha ne tutukluluğu ya. Öyle ki şu anda buraya bu salona dün pahalı makam aracından, evinden gelen bu suç örgütü dedikleri yapının başındaki kişi 770 yılla yargılanan Aziz İstan Aktaş tutuksuz yargılanıyor. Neden? Deliller toplanmış. Kaçma şüphesi yok. Varsa işte ev hapsi vermiş kendince. O evinde oturuyor. Biraz önce konuşan Adana'dan Kadir Haydar Zeydan Karalar Oyatekin şu anda ceza alsalar yatarları kalmamış olan arkadaşlarımız tutuklular. Öyle ki Zeydan Karaların şu anda hükmü kesinleşse istediği cezayı verse eve yollayacak. Yargılama sürüyor diye tutuklu oluyor. Olacak iş değil arkadaşlar.
Bütün mesele Zeydan gidince Adana'da hizmet edecek, CHP'yi büyütmeye devam edecek. Kadir gidince kendi ilçesinde hizmet edecek partisini büyütmeye devam edecek. Ekrem işin başına dönmesin. Kreş açacak, bizi yıpratmaya devam edecek. Hizmet edecek, yıpratmaya devam edecek. Yerime geçecek. Bu bir siyasi mücadele, hukuki mücadele değil ki. Siyasi mücadele siyaset alanında yapılır. Mahkeme salonlarında yapılmaz. Mahkeme salonunda yargılama yapılır. Soru sorulur. Cevap alınır. Karar verilir. Bu kadar.
Bu kadar haysiyet cellatlığının bu kadar bu insanların her birisi, her birisi sabahleyin 5'te kapıya polisin dayanmasıyla yürekleri ağzına gelmiş insanlar. Bu muameleyi başkasına yapmıyorlar. Sadece Tayyip Bey'i razı eden siyasilerin annelerine, eşlerine, çocuklarına, kardeşlerine yapıyorlar. 700 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş evinde yatıyor.
Ceza alsa yatarı kalmamış olan arkadaşlar Silivri'de yatıyor. Böyle saçmalık olur mu? Bazı arkadaşlarımız hiçbir suçluyu kötülemek istemem ama suç makinalarıyla birlikte 40 kişilik koğuşlarda yatıyorlar. Psikolojisi bozuk, her an her şeyi yapabilecek bazı kişilerle aynı koğuşu paylaşmak zorunda kalıyorlar.
Aziz İstan Aktaş denen suç makinesini devletin verdiği 10 tane koruma koruyor. Olmaz. Bunun katlanılır bir tarafı kalmamıştır. Ayıptır. Buradan bir kez daha hatırlatıyorum. Burası Silivri. Buraya ülkenin Genelkurmay Başkanını koydular. Tayyip Bey dedi ki bu terör örgütü başkanı. Ben de dedim ki o zaman hayır.
Bu masum onurlu bir Türk askeri. Buraya Mustafa Balbay'ı koydular. Ben o milletvekili dedim. O dedi darbeci. İp olsaydı iki kere asmışlardı Mustafa Balbay'ı da İlker Başbuğ'da. Mehmet Haberal, biz dedik ki o bir milletvekili ve iyi bir doktor. Bunlar dedi darbeci, terör örgütü üyesi. İdam kalkmamış olsa bugün asılmıştı bu arkadaşlar. Tayyip Erdoğan'ın düzeni bu arkadaşları asmıştı.
Bugün bu arkadaşlara o suçlamaları yönelten savcıların hepsi ya firari ya hapiste. Mustafa Balbay 13. kitabını yazıyor namusuyla alnı açık başı dik. Mehmet Haberal organ nakli yapıp hayat kurtarmaya çalışıyor. İlker Başbuğ alnı açık başı dik dimdik ortada geziyor. Hepsinin masumiyeti çıktı. Ama onları burada 5 yıl yatırdılar. Kim yatırdı? Tayyip Erdoğan yatırdı. Kime talimatıyla o zaman Zekeriya Öze talimatıyla. Bu masum insanların eşlerini kim yatırıyor? Çocuklarını babalarını Kim yatırıyor? Aynı zihniyet yatırıyor. Bu anneyi evladından ayrı bırakan zihniyet aynı zihniyet. Rejime düşman bunlar diyor. Bunları bırakırsak iktidar değişecek diyor.
Değişmesin. Açlık sürsün, yoksulluk sürsün, sefalet sürsün, zulüm sürsün. Bunlar içeride sürünsün. Ben de keyif süreyim diyor. Mesele bundan ibaret. Başka bir şey yok.
Nasıl biliyorsa Allah sizi öyle yapsın. Bu kadar zulmün, bu kadar zulmün bir bedeli olacak elbet. Bu dünyada olmasa öbür dünyada olacak. İki elimiz yakamızda. Kimse helallik istemesin. Hiç kimseye hakkımızı helal etmeyeceğiz. Etmiyoruz. Hani böyle helal ediyor musun diye soruyorlar ya. Vallahi de billahi de bu zulmü yapanlara hakkımız helal değildir. Helal etmeyeceğiz. Yazıklar olsun. Yazıklar olsun bu düzeni kurana, savunana, sürdürene. Yazıklar olsun hepinize. Bak bu insanların bir gözünün içine bakın. Ses çıkarmayanlar. Aile dayanışma ağı. Ne yapıyor bunlar biliyor musunuz? Birbirine tutunuyorlar ki düşmesinler diye. Siz düşeceksiniz. Siz sizi düşüreceğiz. Siz düşeceksiniz. İktidardan da düşeceksiniz. Haksız yere oturduğunuz o kürsülerden de düşeceksiniz. Hepiniz hesap vereceksiniz. Hepiniz hesap vereceksiniz. Bu yeni gelinin masumiyetine bu genç evlinin masumiyetine ödeyeceksiniz. Bu annenin gözyaşında boğulacaksınız. Başka bir diyeceğim yoktur."