Özcan AYDIN - DOKUNMUYORUZ ARİFİNE

Manisa’da 12 Haziran şamatası… Siyasi partilerde aday adayı başvuru sayıları günler önce açıklandı. Milletvekilliğine soyunan isimler vitrine çıktı. Nisan’da kimlerin aday gösterileceği merakla beklenirken, bazıları şimdiden milletvekili havasına girdi.

Abone Ol

Manisa’da 12 Haziran şamatası…

Siyasi partilerde aday adayı başvuru sayıları günler önce açıklandı. Milletvekilliğine soyunan isimler vitrine çıktı. Nisan’da kimlerin aday gösterileceği merakla beklenirken, bazıları şimdiden milletvekili havasına girdi. Kentin reklam panoları ve yerel gazeteler saysa sayfa aday adaylarının posterleriyle doldu. Bana göre propaganda araçlarından en ilginci Facebook oldu. Hem çok etkili, hem zahmetsiz hem de ücretsiz; neden kullanılmasın ki? Bilgisayar kullanamayan, sosyal paylaşım sitelerinin sadece adını duyduğunu tahmin ettiğim bazı aday adayları, yardımcıları sayesinde profillerinde kendilerini tanıtarak destek arıyor. Bu durum yüz güldürse de ben bunu çok akılcı buluyorum. 12 Eylül referandumunda ne kadar etkin olduğu tartışma götürmeyen Facebook’un, genel seçimler de şimdiden aday adaylarına ve Nisan’da belli olacak kesin aday isimlere ne kadar faydalı olacağını zaman gösterecek. Facebook’un, son dönemde orta doğuda çıkan isyanlarda bölge halkının kullandığı en önemli iletişim aracı olduğunu da unutmadan ekleyeyim. *** Propaganda demişken… Yerel olsun, genel olsun; partilerin seçim harcamaları bir yana, makam adaylarının her seçim öncesi deste deste, çuval çuval para harcaması hep mantığımı zorlamıştır. Bu gün de durum farklı değil..! Daha adaylığı kesinleşmemiş bazı isimlerin döktüğü paralar, aleni gördüklerim, duyduklarım beni hayretler içerisinde bırakıyor. Öyle birkaç TL değil, on bin, yüz bin liraları aşan seçim yatırımlarından söz ediyorum. Belki de bu onlara çok normal geliyor. Sabit ücretli çalışan biz gazetecilere, memura, işçiye anormal gelse de… Nedir ki bu paralar? İşin ucunda Ankara var. Kolay mı lideri ikna etmek? Teşkilatları kazanmak… Vatandaşın desteğini çekmek… Hiç kolay değil..! Elbette pamuk eller bir kaç kez cebe girecek. *** Bu aday adaylarının, isimleri kesinleştikten sonra Ankara’ya gidebilmek için neler yapabileceklerini, nelerden feragat edip, keselerini daha ne kadar boşaltacaklarını hayal dahi edemiyorum. ‘Hakka hizmet, halka hizmetkar’ olmak için yapılan maddi ve manevi olağanüstü fedakarlıklar gözlerimi yaşartıyor. Keselerine bereket, yoksa vekilsiz kalırdı memleket..! Kim ne düşünürse düşünsün arkadaş; Ben hepsinin de millete hizmet etmenin manevi hazzı için çaba gösterdiğine inanmak istiyorum. Bu arada unutmadan, aday olamayacağı gün gibi aşikar olanlara da şaşırmamak elde değil. Onlar için ise iyi bir reklam fırsatı olsa gerek bu seçimler… *** Hafta içinde gündeme düşen ve hayli dikkatimi çeken iki olay yaşandı. İlki, AK Parti’nin aday adaylarından Mehmet Büker’in Facebook’ta ki çok anlamlı bir paylaşımıydı. Üstat Necip Fazıl’ın, “Yola çıktıklarını, yolda bulduklarına değişirsen; Hem yolunu kaybedersin, hem dostunu..!’ sözünü paylaşmıştı Sayın Büker… “manisahaberleri” nin sevgili editörü Murat Yalçın kardeşim de bunu haber yapmış, Arınç’a mesaj niteliği taşıdığını duyurmuştu. Teşkilatı yakından tanıyan ve o mesajı okuyan herkesin de aklına bu gelmiştir eminim. Böyle düşünüyorsa eğer, ki ben Büker’in de, o partide pek çok ismin de böyle düşündüğünü biliyorum, kendisine son il kongresinde yaptığı duygu dolu konuşmasında, ‘Yol arkadaşım, yakın dostum’ diye hitap ettiği Arınç’ın, nasıl bir tepki vereceğini önümüzdeki ay göreceğiz.     DOKUNMUYORUZ ARİF’İNE! Bir diğer konu da Sayın Ertuğrul Aytaç’ın Yarın’daki son köşe yazısı. Son dedim çünkü O artık Haber’de… İtiraf ediyorum ki şimdiye kadar okuduğum en talihiz yazılardan biriydi. Şöyle demişti Aytaç yazının son bölümünde Arif Koşar’dan söz ederek: “Manisa’ya başkentten gelirken belki kendisi Kula’da karşılama töreni istemez ama bilin ki hepiniz Çobanisa’daki kavşakta hazır ola geçeceksiniz. Benden söylemesi. Son sözüm şu: Dokunmayın Arif’ime yanarsınız...” Gazeteciler Cemiyeti’ne başkanlık eden; sözüm ona usta gazeteci, bu tehdit gibi sözleri nasıl sarf eder anlamak mümkün değil. Tehdit mi, yoksa iyi niyetli bir uyarı mı? Çık çıkabilirsen işin içinden..! Şimdi ne desem diye düşünüyorum… Yani bu ifadeler ‘gazetecilik’ açısından o kadar vahim ki, buna birkaç satır yazıyla tepki vermemek elimde değil. Öncelikle şunu yeri gelmişken belirteyim: Sayın Başkan merak etme Arif’ine dokunmuyor kimse. Arif’in senin olsun. Benim için de Borsa Başkanı, TFF Yönetim Kurulu üyesi ve belki de milletvekili olarak kalır ömür boyu. Tabi kızmazsan...! *** İşin bir de farklı bir yönü var dikkat çekeceğim… Sanırım, bugün hala eski siyasi taktiklerin tutacağını düşünenler var. Kimileri bu geleneksel siyasi atraksiyonların miadının çoktan dolduğunun farkında değil sanırım. Kimileri hala ekonomik durumu iyi, nüfuzlu, karizmatik, tanınmış kişilerin avantajlı olduğunu düşünüyor galiba her seçimde. Cebinde milyonları olmadan sıradan bir hayatı olduğu halde,  davasına sonuna kadar bağlı olduğunu bildiğim bir genç ismin, Murat Baybatur’un o partide il başkanı olması kimilerine ders olmamış anlaşılan..! İp ucu vermemiş… Baybatur tercihinde oysa ne önemli mesajlar vardı görebilene... Sevgili Başkan Aytaç’ın, Koşar’ı öne sürerek kimi bürokratlara, partililere gösterdiği bu aba altındaki sopa bir tarafa; O yazı, Sayın Koşar’a destek anlamında da bence hiç doğru bir adım olmadı. Bu trajikomik durum bana ‘Ormancı ve Ayı’ öyküsünü hatırlattı. Okuyanlar hatırlamıştır. O koca taş sinek yerine ormancıya vurdu gibi geliyor bana ama bakalım zaman neyi gösterecek? Bekleyip anlayacağız.  
{ "vars": { "account": "G-VRBJNBGKJB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }