ÖLDÜ SANILAN MANİSALI HALİL’İN HİKAYESİ  

Abone Ol

Manisa'dan Gediz'deki bir köye akraba ziyareti ne yazık ki bir drama dönmüştü... Halil'in Manisa'daki amcası Halil'e kucak açmış, kardeşinin yadigarı diye Halil'e kol kanat germişti... Ancak yengesi bu durumdan pek memnun değildi. Sık sık Halil 'i tartaklıyor, onu kendi çocuklarından ayırıyordu... Eşine Halil'i yurda vermesi için baskı yapıyordu. Yakın çevresi de bu durumun farkındaydı. Henüz beş yaşında olan bu küçük çocuğun uğradığı bu haksızlığı, üvey evlat muamelesini kimse kabul edemiyordu... Yakın komşuları Hüsniye Teyze, her fırsatta tatlı bir dille Ayşe’yi, Halil'e iyi davranması için uyarıyordu.. Ta ki bir yıl sonra, Ayşe'nin küçük oğlu bir kazadan kıl payı kurtuluncaya kadar... O gün Halil kapının önünde Cemil ile oynuyordu. Henüz üç yaşında olan Cemil biranda yola fırlamış, tam karşıdan gelen kamyonun altında kalacakken, küçük Halil yıldırım hızıyla koşup, Cemil'i kenara itmiş, o hızla ikisi de yere düşmüş yaralanmışlardı. Ama kamyonun altında kalmaktan kurtulmuşlardı... Kaşla göz arasında gerçekleşen bu olay yengesinin evden dışarıya koşup, oğlunu kucaklayıp, Halil'e hışımla bir tokat atmasıyla devam etmişti. Ayşe öfkeyle ikinci tokadı indirmek üzereyken baştan beri her şeyi görüp gelen Hüsniye Teyze Ayşe'nin bileğini havada yakaladı.
-Kendine gel Ayşe! O yetim senin oğlunu kamyon altında ezilmekten kurtardı. Bu masum yetime ettiğin eziyet yetmedi mi? Kendini onun anasının yerine koy. Ölen sen, yetim öksüz kalan senin çocukların olsaydı. Çocukların hep ötelenip, dayak yeseydi...Hep tartaklansaydı. Senin Halil'e ettiğin gibi... Kaldı ki bu masum, yola fırlayan oğlunu, koşup kenara itti. Oğlunu ölümden kurtardı! Sen de oğlunu kucakladın Halil'i tokatladın. Günah, Allah'tan günah!.. Bu masum belki size Allah'ın bir lütfu, belki bir ibret, belki bir imtihan. Halil olmasaydı şimdi kucakladığın oğlunun, cenazesine sarılacaktın. Bu öksüzü hoş tut” diyerek, elleri, dizleri yaralanmış, yediği tokattan yanağı kızarmış, için için hıçkıran küçük Halil'i kucakladı...
-Halil akşama kadar bende kalsın. Sen bir düşün taşın, vicdanını bir dinle. Dediklerimi de kulak arkası etme” diyerek evinin açık olan bahçe kapısından içeriye girdi. Bu arada komşular toplanmış, geçmiş olsun dileklerini söylerken, Hüsniye Teyze’nin ne kadar haklı olduğunu belirtiyorlardı. O günden sonra Ayşe Halil'i bağrına basmış, Cemil'i her kucakladığında, Halil'e de sarılmıştı... Arada bir Cemil'le oynayan Halil'e içi burkulurak bakıyor, bir yol boyunca itip kaktığı bu küçük yavruya, yaptıkları için vicdan azabı duyuyordu. Artık Halil'in de yüzü gülüyordu. Okula başlamış, okuldan sonra amcasının dükkanına gidiyor, hafta sonları köydeki tarlalarında amcasıyla birlikte çalışıyor, elinden geldiğince amcasına yardım ediyordu. Amcası da Halil'i bir başka seviyordu. Onun masum yüzünde depremde kaybettiği, çok sevdiği kardeşini görüyordu. Yengesi her fırsatta "üç oğlum bir kızım, bir de Halil'im var, Cemil'imin ağabeyi” diye Halil'e sevgiyle sarılıyordu... Yıllar önce küçük oğlunun atlattığı kazayı içi ürpererek hatırlıyordu... Amcası Halil'i hem okuttu, hem meslek sahibi olmasına yardım etti.. Sonra Halil askere gitti. Dağıtımda KKTC ye gidip, askerliğini orada tamamladı... Askerden Manisa'ya dönünce amcası Halil'i dükkânın başına geçirip, evlendirdi.. Bu arada amcasının Halil'den büyük olan iki oğluyla, kızı iş-güç sahibi olmuş, yuva kurmuş başka yerlere gitmişlerdi. Cemil de okuyordu. Askerliğini Kıbrıs'ta yapan Halil, Yeşil Adayı unutamıyordu. Eşine sürekli KKTC’yi anlatıyor, oraya gitmek istiyordu ve öyle de yaptı. Eşiyle birlikte Kıbrıs'ta bir köye yerleşti... Efendiliği, çalışkanlığı, güzel ahlâkı, dürüstlüğü, yardım severliği kısa sürede sevilmesine sebep oldu. Aradan yıllar geçti, çoğu köylü, Halil'in adını bile unuttu. Ona artık herkes "MANİSALI " diyordu. KKTC’ye son gittiğimde, Manisa'dan geldiğimi öğrenen bir Kıbrıslı: “Manisalılar çok iyi insanlar. Bizim köyde de bir Manisalı var. Bütün köy kendisini, ailesini çok seviyor. Diyerek ayak üstü Manisalı Halil'in hikayesini anlattı. Manisa'dan uzakta, böyle örnek bir Manisalı’nın hikayesini dinlemek gurur verici bir şeydi.. İyi örneklerin, iyi insanların, iyi Manisalıların artması dileğiyle...