Mesir Festivali bugün, dünyanın en eski ve köklü geleneklerinin başında yer alıyor. Peki biz şehir olarak onun 486 yıllık tarihine ne kadar sahip çıkıyoruz? İşte asıl sorun tam da burada başlıyor.
Gazetecilik sürem boyunca, yani 50 yıla yakındır; adına ister Mesir Panayırı deyin, ister Mesir Festivali, isterseniz de Uluslararası Mesir Festivali... Nasıl adlandırırsanız adlandırın, böylesine bir kültürel zenginliği simgeleyen, hatta 2012 yılında UNESCO'nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi'ne kaydedilen, 41 çeşit baharat karışımından oluşan şifalı Mesir Macunu'nun adını uluslararası bir konuma taşımayı başarmış bir süreçten söz etmek mümkün.
Fakat gelin görün ki festival olma yolunda bir arpa boyu yol alınamadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Neden mi? Bunun birçok nedeni var. Öncelikle, eğer iktidara yakın bir belediyenin kontrolünde ise devletin Cumhurbaşkanını, Başbakanını (geçmiş dönemlerde) ve Bakanlarını başta kortej olmak üzere saçımın yapılacağı Sultan Camii avlusunda görebilmek mümkündü. Ancak son iki yıldır belediye ana muhalefet cephesine geçtiğinde durumun hiç de böyle olmadığını, hafta sonu gerçekleştirilen saçım töreninde gördük.
Böylesine kültürel zenginliği olan uluslararası bir festivalin kortejinde ve sonrasındaki saçım töreninde Kültür ve Turizm Bakanı mutlaka olmalıydı. Buna ilaveten birden fazla bakan katılım sağlamalıydı. Siyaseten katılmadıklarını anlamaya çalışsam da bunu doğru bulmuyorum; çünkü Mesir, dünyanın en eski kültürel geleneklerinden biri...
Düşünün; CHP Genel Başkanı Özgür Özel eşi Didem Özel ile katılırken; yine Manisa Milletvekili olan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Cumhur İttifakı il başkanları, Gelecek Partisi Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç, CHP Manisa Milletvekilleri Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ve Bekir Başevirgen, TBMM eski Başkanı Bülent Arınç ile İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat gibi isimlerin Manisalı olmaları nedeniyle festivale katıldıklarını gördüm.
Ancak bugüne kadar TRT’de yayımlanan birçok dizide oynayan, çok sayıda kitabı bulunan, sanatsal yönüyle ön planda olmaktan gurur duyan AK Parti Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Bahadır Yenişehirlioğlu’nu milletvekili olduğu süreç dahil, önceki yıllarda da Mesir Festivali'nde görmedim. Sanatsal yönü bu kadar zengin olan Manisalı bir vekilin koşa koşa festivale gelip kortejin en önünde yürümesini, hatta UNESCO mirasındaki bu şifalı macunu halka saçmasını görmek isterdim. Tabii ki böyle bir gelişme olmadı.
Manisalılar, Bahadır Bey’in mayıs ayı içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Kültür Yolu Festivali'ne katılıp katılmayacağını merakla bekliyor olacak. Geçtiğimiz yıl sadece yıllardır açılmayı bekleyen müze açılışına katıldığını biliyorum. Sonrasında ise Kültür Yolu Festivali etkinlikleri süresince ortalıkta görünmedi; onun siyasi görevini adeta Ahmet Mücahit Arınç üstlendi.
Yani "Mesir Festivali AK Partili belediyede ise bakanlarımızla oradayız, muhalefet partisinde ise 'Pardon, devlet meseleleri önceliğimizdir, katılamayız' bahanesine sığınılıyor" algısını pek inandırıcı bulmuyorum. Mesir, bireysel egolara ve siyasi tercihlere feda edilemez!
Gelelim 486. Mesir Festivali kitapçığına... Kitapçıkta CHP’li Manisa Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde; Manisa'yı Mesir'i Tanıtma ve Turizm Derneği, Yunusemre Belediyesi ve Şehzadeler Belediyesi isimleri yer alıyor. Böylesine köklü bir festivalde neden Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Manisa Valiliği yer almaz? Adı üstünde, uluslararası bir festivalden söz ediyoruz. İktidar milletvekillerinin kendi aralarında anlaşamadıkları ve bir araya gelemedikleri aşikâr; ancak bari her yönüyle sanat kokan Mesir Festivali'nde iktidarı ve muhalefetiyle kol kola girip, bu birlikteliği festivalin ruhuna uygun şekilde tüm dünyaya göstermeliydiler.
Kortej boyunca birçok ülkeden gelen halk dansları ekipleri ve Türkiye’nin yedi bölgesinden gelen vatandaşlar büyük alkış aldı. Yabancı delegasyonların ellerindeki Mesir bayraklarıyla festival coşkusunu yaşamalarından gurur duydum. Keşke bu gururu, katılmaktan geri duran milletvekilleri de bizzat orada bulunarak duyabilseydi.
Mesir öncesinde ve sırasında yaşanan "Davet Krizine" değinmeden geçemem. Bu krizin tarafları: Nurcan Zeyrek ve Besim Dutlulu.
Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşamını yitiren Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in eşi ve aynı zamanda "Ferdi Zeyrek Vakfı" Kurucu Başkanı olan Nurcan Zeyrek’in, "Beni Mesir’e davet eden olmadı, neden etkinliklere katılayım?" sözlerini içeren sosyal medya paylaşımı gündeme bomba gibi düştü. Festival boyunca Nurcan Zeyrek hiçbir etkinlikte görünmedi; eşinin onuruna verilen pilav etkinliğine dahi katılmadı. Kendisine açık bir davet gelmediği gerekçesiyle saçım sabahına kadar evinden çıkmadı.
Oysaki CHP Genel Başkanı Özgür Özel, vakıf lansmanında "Ferdi Zeyrek kardeşimin emaneti olan ailesi ve çocukları bizim kırmızı çizgimizdir. Elimiz her daim üzerlerinde olacaktır," demişti. Özgür Özel’in bu manevi desteği, eşini genç yaşta kaybetmiş Nurcan Hanım için büyük bir güçtür. Durum böyleyken bu "davet krizi"nin yaşanmasını hiç doğru bulmadım. Özgür Özel’in böylesi krizlerle ilgilenecek zamanı yok; omuzlarında partisini iktidara taşıyacak çok daha ağır sorumluluklar var.
Eğer bu süreç bir kısır döngüye girer ve tartışmalar sosyal medya üzerinden sürerse, bundan en çok Özgür Özel, CHP Manisa İl Örgütü ve Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu yara alır. Atalarımızın dediği gibi; "Zararın neresinden dönülse kârdır." Taraflar bu sözün gereğini yapmalı; bu konuda da hoşgörüsü ve tecrübesiyle Besim Dutlulu öncülük etmelidir.
Nurcan Zeyrek’in önünde "Ferdi Zeyrek Vakfı" başkanlığı gibi ulvi bir görev var. Bunun en güzel örneği, merhum Bülent Koşmaz adına vakıf kuran ve tüm yaşamını çocuklara burs vermeye adayan BÜKSEV Başkanı Sadet Koşmaz’dır. Birileri Nurcan Hanım’a başka siyasi roller atfetmeye çalışmasın. Bu vakıf, Atatürkçü nesillere ışık olacak; Nurcan Zeyrek de Ferdi Zeyrek’in yarım kalan hedeflerini ileriye taşıyarak onlara rehberlik edecektir.
Mesir sonrasında İYİ Parti’de yaşanan "görevden alma" depremi de gündeme damga vurdu. Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun katılımıyla yapılan kongrede başkan seçilen Yunus Koca ve yönetiminin, genel merkez tarafından aniden görevden alınması şok etkisi yarattı. Salihli ilçe yönetiminin de görevden alınması şaşkınlığı artırdı.
Bu görevden almanın altında yatan nedenler ne olabilir? Birinci faktör, Milletvekili Şenol Sunat ile yolların kongre gününde ayrılmış olmasıdır. Diğer yandan, Sunat’ın seçimi kaybeden adayı desteklediğini açıkça belli etmesi ve parti içi muhalefetin bu süreci hızlandırması etkili olmuştur. Ayrıca, İYİ Parti’nin ivme kazanması gereken bir dönemde Yunus Koca yönetiminin pasif kaldığı yönündeki iddialar da süreci tetiklemiş görünüyor. Şimdi yeni il başkanının kim olacağı ve görevden alınan ekiplerin hangi partiye (MHP veya Anahtar Parti) geçeceği merak konusu.
Son Söz:
Tüm olumsuzluklara rağmen; festivalin başladığı günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarında hayatını kaybedenlere saygı amacıyla konserleri iptal eden Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’yu, 10 ton mesir üretimini üstlenen Ufuk Tanık’ı, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban’ı ve Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek’i kutluyorum.
Ayrıca Mesir’i dünyaya tanıtan fotoğraf yarışmasında ödüllerin "para" yerine "ekipman" olarak verilmesinin sanatın kalitesini artıracağını düşünüyorum. 2027 yılındaki 487. Mesir Festivali'nde, tüm Manisa milletvekillerini ve ilgili bakanları kol kola görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.
Saygılarımla...