Menekşe’nin Başına Gelenler... Bu Sistem Herkes İçin Tehdit!

Abone Ol

Menekşe Et Galerisi ile benzer bir isim taşıyan başka bir firmada tek tırnaklı hayvan eti tespit edilince Bakanlık, firmayı ifşa listesinde yayınladı.
Haberler yayılınca birçok kişi, “Acaba Menekşe derken Manisalıların en çok güvendiği firmalardan biri olan Menekşe Et Galerisi mi listedeki firma?” diye birbirine sordu.
Listedeki firmanın adresine baktım. Firmanın Menekşe Et Galerisi ile bir ilgisinin olmadığını, Yeni Mahalle’de bir adreste faaliyet gösterdiğini tespit ettim.
Bakanlığın listesini yorumsuz bir şekilde yayınladık. Çünkü halkın sağlığı açısından bu listelerin yayınlanması da bir gazetecilik görevi...
Bu arada listedeki firmanın önceki sahibi de mağdur. Çünkü işyerini devrettikten sonra bu olay yaşanmış. Yani şu an mevcut işyeriyle herhangi bir ilgisi olmamasına rağmen, daha önceden tanıtım amacıyla çekilmiş olan bir görüntü sosyal medyaya düşünce o da mağdur olmuş.
Benim asıl üzerinde durmak istediğim konu ise yazının başlığında da dikkat çektiğim gibi, sosyal medyada yeni iletişim sisteminin bir anda insanları nasıl rezil ettiği, nasıl zor durumda bıraktığı konusu.
Allah korusun, hakkınızda olmadık bir iddia, olmadık bir haber, olmadık bir iftira niteliği taşıyan söylem yayılırsa siz kendinizi aklayıncaya kadar binlerce kişi bunu görüp paylaşmış oluyor.
Bilginin bu kadar hızla kirlenerek dağıldığı bir dönemi insanlık daha önce yaşamamıştır.
Abartmıyorum, dakikalar içinde hayatınız altüst olabilir. Suçumuz olsun veya olmasın, yalana insanların daha çok inandığını hep birlikte görüyoruz.
“Kara haber tez duyulur” ya...
Sadece yakın zamanda yaşanmış ibretlik bir örnek vereyim.
Bir firma ile ilgili Facebook gruplarında bir şahıs tarafından yalan yanlış bir paylaşım yapılıyor. Hepsi değil ama bazı gruplar bunu onaylıyor. Bu grupların yöneticileri belli. Bir şekilde firma, bu gruplara ulaşıp durumunu anlatıyor ve haklılığı ortaya çıkınca hemen paylaşım kaldırılıyor.
Ancak birine bir türlü ulaşamıyorlar. Ne bir yetkili ismi ne de bir telefon var. Ama paylaşımı onaylayan birileri var.
Saatlerce gösterilen çabanın sonucunda tesadüfen grup moderatörlerinden birine ulaşılıyor. Moderatöre olayın gerçek yüzü anlatılınca paylaşımı kaldırmayı kabul ediyor.
Ancak o ana kadar yaklaşık kırk bin kişi bu yalan yanlış paylaşımı görmüş.
Firma sahibinin bütün emeği, yalan yanlış ve birkaç cümleden oluşan bir paylaşım yüzünden büyük zarar gördü.
Şimdi böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınızı düşünün.
Karakola, savcıya gitseniz günler sürecek bu paylaşımın bulunup kaldırılması. Şikâyet etmeye kalksanız sayfayı yöneten, paylaşımı yapan kişiyle ilgili karşınızda bir muhatap yok.
Kime derdinizi, nasıl anlatacaksınız? Kendinizi nasıl aklayacaksınız?
E diyelim ki bir hatanız var. Yargılanma yeri burası değil ki! Mahkemeler var.
Bu yönüyle baktığınızda ne kadar vahim bir gidişatla karşı karşıya olduğumuzu tahmin edersiniz.
Diyorum ya, sadece empati yapın ve başınıza geldiğini bir hayal edin...
Ya kardeşim, her önüne gelen grup kurup on binlerce kişiyi üye yapıp dilediği yalanı yayabilir mi?
Bu ne kadar tehlikeli, ne kadar ürkütücü!
Ve böyle bir özgürlük olamaz.
Ben bu işin içinde birisi, bir iletişimci olarak yaklaşık 200 bin kişinin takip ettiği Manisahaberleri.com’un sosyal medya hesaplarını yönetiyorum. Adresimiz, iletişim numaralarımız, her şeyimiz ortada. Haber sitemizin adresi, çalışan arkadaşlarımız belli... Vatandaş da istediği zaman ulaşabiliyor; bürokratlar da, siyasiler de. Tüm takipçilerimiz bizimle anında iletişime geçebiliyor.
Ve biz bir haberi paylaşırken kılı kırk yarıyoruz.
“Aman yanlış bir haber girmeyelim.”
Habercilik kuralları ve en önemlisi kul hakkı var.
Ancak şöyle çevremde olup bitenlere bakıyorum.
İnanın, ürkütüyor beni.
Bu kontrolsüzce büyüyen sosyal medya gücü kimin elindeyse o güçlü olacak. Ve onun insafına kalacak. Belki kamu vicdanı ve kişisel haklar söz konusu dahi olmayacak.
Menekşe’nin başına gelenlere bir de bu açıdan bakıldığında konu daha iyi anlaşılıyor.
Haberciliği hakkıyla yapan, güzellikleri paylaşan, kişilerin hakkına ve hukukuna dikkat eden sayfaları, grupları tenzih ediyorum.
Ancak kasıtlı paylaşımlar yapan, haber değil dedikodu yayan sayfalara üye olarak onların gücüne güç katıyoruz sadece.
Bilgi kirliliği arttıkça toplumun bakış açısı da daha çok kirlenecek.
Ve yazık olacak...
Peki, ne yapılabilir?
Bu kontrolsüzlüğün önüne geçmenin en önemli yolu şudur:
Grupların ve sayfaların sahibi, yöneticisi her kimse telefonu ve iletişim numarası açıkça, herkesin görebileceği bir bölümde olmalı.
Sayfa sahibi, hukuksuz bir şey paylaştığında veya paylaşılmasına müsaade ettiğinde, birinin canını yaktığında hukuk önünde hesap vereceğini bilmeli.
Aksi hâlde bu sosyal medya, kötü niyetli kişilerin cirit attığı bir mecraya dönecektir. Kısmen de döndü zaten.
Ve unutmayın:
Bu gidişat, bu sosyal medya sistemi herkes için bir tehdittir.

{ "vars": { "account": "G-VRBJNBGKJB" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }